X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu sofra dünyaya açık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu sofra dünyaya açık

  • Giriş Tarihi: 28.6.2015
Bu sofra dünyaya açık
Bu sofra dünyaya açık

Bir umudun peşine düşerek Türkiye'ye gelen kaçak göçmenler 10 yıldır her Ramazan, Katip Kasım Camii'nin avlusunda kurulan, cami imamı Muammer Aksoy tarafından organize edilen iftar sofrasında bir araya geliyor. Ve İstanbul'daki 'Küçük Somali' bambaşka bir atmosfere bürünüyor

10 YILDIR, KATİP KASIM CAMİİ'NDE DÜNYANIN DÖRT BİR KÖŞESİNDEN GELEN GÖÇMENLER BİRLİKTE İFTAR AÇIYOR

İstanbul'un ortasında ağırlıklı olarak göçmenlerin yaşadığı bir semt Aksaray'daki Büyük Langa. Kumkapı'nın hemen devamında uzanan bu semt 'Küçük Somali' adıyla anılıyor. Caddede gezerken gözünüze ilişen Türkçe tabelalar da olmasa İstanbul'da olduğunuzdan şüphe edebilirsiniz. Pakistan, Gana, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Somali, Nijerya, Suriye, Etopya, Afganistan, Cezayir, Uganda, Senegal, Bangladeş, Irak, Mısır, Kenya gibi ülkelerden gelip Avrupa'da yeni bir hayat için umut yolculuğuna çıkan kaçak göçmenlerin ilk durağı burası. Burayı mesken tutan on binlerce göçmenin umudunun attığı Katip Kasım Mahallesi aynı zamanda dram ve acılarla da iç içe bir yer. İnsan tacirlerine paralarını kaptıranların, küçücük bir odada 40-50 kişinin üç vardiya halinde uyuma mücadelesi verenlerin ve çok az miktarda para karşılığı saatlerce çalışmak zorunda kalanların acıklı hikayesinin hüküm sürdüğü yer 'Küçük Somali'.

72,5 MİLLET TEK SOFRADA


Kendi ülkelerinden daha iyi bir yerde yaşama umuduyla Türkiye'ye sığınan bu 72,5 millet insanın acı ve hüzünlerini bir parça olsun azaltan şey ise bir iftar sofrası. Tam 10 yıldan bu yana küçük bir mahalle mescidi olan Katip Kasım Camii'nin avlusunda kurulan iftar sofrası farklı din, dil, ırk, inanç ve kültürden insanları bir araya getirerek dayanışma ve paylaşmanın güzel bir tablosunu ortaya koyuyor. İftardan bir saat önce gittiğimiz cami avlusunda plastik masa ve sandalyeleri yerleştirerek temizlik yapan Ganalı Osman Nurettin ile karşılaşıyoruz. 32 yaşında olan ve bir yıl önce İstanbul'a gelen bu genç adam, Okmeydanı'nda bir restoranda 1000 TL maaşla iş bulmuş kendisine. Bu camide kendisi gibi perişan halde olan göçmenlere iftar sofrası hazırlamasının nedeni ise caminin bu seneki Ramazan iftarı ihalesini alan restoranda çalışıyor olması. Eşi ve bir çocuğu Gana'da bulunan Osman Nurettin oturum vizesi almak için bekliyor. "Burada benim gibi bulunan insanlara ücretsiz yemek veriyor olmak ve onlara hizmet etmek güzel bir şey" diyen Ganalı Osman, onların yüzündeki mutluluğu görmenin kendisini rahatlattığını ifade ediyor. Ve iftar vaktine yarım saat kala cami avlusu dolmaya başlıyor. Her yaştan ve ülkeden insanlar kuyruğa girip tabldotlara konulan yemeklerini alarak masaya yerleşiyor. Caminin bir köşesi kadınlar için ayrılmış. Bugün menüde mercimek çorbası, etli kuru fasulye, pilav, ayran ve kiraz var. Ramazan boyunca değişerek verilen bu dört çeşit yemeğin ücretini ise her gün hayırsever karşılıyor. Hayırseverler ihtiyaç sahibi bu insanlara iftar yaptırmış olmanın huzurunu yaşıyor hiç şüphesiz.

HER ŞEY BİR VAAZLA BAŞLADI

Esnafı bu iftar organizasyonu için bir araya getiren ve her gün 300 kişinin karnının doymasını sağlayan Katip Kasım Camii imamı Muammer Aksoy'u böyle bir sofra kurmaya iten şey 2005 yılında şahit olduğu bir olay olmuş. "Ramazan ayında akşam namazından sonra camiden çıkınca şadırvanda yaşlı bir mülteci gördüm. Elinde yarım ekmek vardı. Ekmeğini ısırıyor, onu yutmak içinse avucuyla çeşmeden su içiyordu. Bu beni çok üzdü. İçim cız etti. Aklıma böyle bir iftar tertip etmek geldi. Cuma vaazında söyledim ve cemaat de ilgi gösterince, organize ettik. Hiç sekteye uğramadan her akşam 300 kişiye iftar veriyoruz. Soframız herkese açık. İnançlı, inançsız, sarhoş, esrar kullanan, Hıristiyan, Müslüman herkes geliyor" diyor. Mülteciler yanında Türk vatandaşlarının da eksik olmadığı iftar sofrasının ihalesini de vaazdan duyuran imam, "Burada yemek verecek şirketi ihale usulü ile belirliyoruz. Vaazda 'İftar için kapalı zarf usulü tekliflerinizi verin' diyorum. O zarflar açılırken izne ayrılıyorum ben de. Değerlendirmesini arkadaşlara bırakıyorum" diyor. Muammer Aksoy, "Bazen yoğunluktan yemeğin yetmediği de oluyor. Masaya sığmayanlar ise yere oturup yemeklerini yiyorlar. Hepsi gariban. Onlarla iftar açmak, paylaşmak ve kardeşlik hukukunu tesis etmek çok hoş bir duygu" görüşünü dillendiriyor. Ülkelerinden uzakta yüzlerce insanı bu cami avlusunda buluşturan iftar sofrasında konaklayanlar kendilerini adeta evlerinde gibi hissettiklerini söylüyor. Bu örnek uygulama hemen üst caddeki bir camide de başlamış olsa da mülteciler yine burayı tercih ediyorlar. Onlardan birisi de Afganistan'dan bir yıl önce iş bulmak için Türkiye'ye gelen Hüseyin Davut Rezai. İnşaat işinde çalışan ve bir göz odada 10 kişiyle birlikte kalan Rezai iki yıldır her akşam iftarını burada açıyor. "Bu sofrada yabancılık çekmiyorum. Burası evim gibi. Ailemden uzakta olmanın acısını bu sofra dindiriyor ve yemekler de çok leziz" diyen Afganlı Hüseyin'in söylediklerini Pakistanlı Ali Reza da teyit ediyor. Beş yıldan bu yana çantacılık işi yapan bir atölyede çalışan Ali Reza bu iftar sofrasının müdavimlerinden. Aylık 800 lira maaş alan, 100 lirasını kiraya veren Ali Reza "Her Ramazan'da iftarımı burada açıyorum. Ortam çok güzel. Evde beş Pakistanlı birlikte kalıyoruz. Onların da mesaisi uyarsa buraya gelirler. Burası farklı bir sofra" diyor gülümseyerek. İftar sofrasının konukları arasında bulunan ve yakındaki bir yurtta kalan finans öğrencisi Hataylı Mehmet Emin de buradaki renklilik ve çeşitliliğin güzel olduğunu ve bütün insanların kardeş olduğunu hissettiğini ifade ediyor. Tabii bunun yanında parası olmayıp da burada iftar açmak zorunda kalanlar da yok değil. İflas etiği ve işsiz kaldığı için bir haftadan bu yana burada iftar açan Adem Doğan, eve para götüremediği için bir pansiyonda kaldığını ve akşamları da mecburen burada yediğini anlatıyor hüzünle.