X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Demir maskeli adam...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Demir maskeli adam...

  • Giriş Tarihi: 28.6.2015
Demir maskeli adam...
Demir maskeli adam...

Doğuştan zayıf olan kemikleri, başına aldığı darbeyi taşımadı. Kafatası kırıldı. Konuşmayı unuttu. Koruyucu maskeye mahkûm kaldı. Kahramanı olduğu takımda yedek düştü. Ama Petr Cech yılmadı. Ve 'kemik' gibi iradesiyle, 33 yaşında artık Arsenal'in kalecisi

14 Ekim 2006 günü, Readingli Stephen Hunt'ın diz darbesiyle kafatasında kırılan iki parça daha derine saplansa, Petr Cech o gün ölebilirdi... Darbenin etkisi 'araba çarpmasına eşitti.' Oxford'daki Radclie Infirmary Tıp Merkezi'ne getirildiğinde, şuuru yarı kapalıydı 1.96'lık dev kalecinin. Kafatasında hasara yol açan o pozisyona ve sonrasına ilişkin hiçbir şey hatırlamıyordu. Üçüz olarak dünyaya gelmesi, kemiklerini ortalama yetişkin bir erkeğe göre daha zayıf ve kırılgan kılmıştı. Çarpışmanın bıraktığı hasar, bu yüzden böylesine ağırdı.

ÖLDÜREN BAŞ AĞRILARI...
Ameliyat sonrası ona bilgi veren doktorların anlattıklarını dahi aklında tutamıyordu. O güne dair son hatırladığı şeyse, maça çıkarken soyunma odasında giyinmesiydi. Maçtan üç-dört gün sonra baş ucunda Chelseali takım arkadaşlarını gördüğü ana kadar geçen saatler, günler bulanık görüntülerden ibaretti. İroniktir, ana dili Çekçe dışında İngilizce ve Portekizce'yi çok iyi konuşabilen, bunun dışında da üç dil daha bilen Cech, ameliyat sonrası haftalar hatta aylarca doğru düzgün konuşamadı. Kelimler ağzından yalan yanlış dökülüyordu. Konuşma yetisi de zarar görmüştü beyin hasarı yüzünden. O kadar şiddetli baş ağrıları çekiyordu ki, acısından yerinden kıpırdayamıyor, yataktan dahi çıkamıyordu. Çok zorlu ve sancılı bir süreç sonunda, "Bir daha futbol oynayamaz" diyenleri yanıltıp tekrar sahalara dönmesi bir yıldan fazla sürdü. Ve 20 Ocak 2007 günü, kafasında o günden sonra onunla özdeşleşen, neredeyse uzvu haline gelen koruyucu kaskıyla yeşil sahalara geri döndü... Cech, hayatının kurtarışını yapmıştı. Evet, maskeyi korunmak için, öldürücü olabilecek yeni bir darbeden sakınmak için takıyordu. Fakat Petr Cech, en çok da korunmanın korkaklık olarak algılanmasına kızıyordu. "Maç içinde golü kurtarmak için kafamı topun veya rakibin önüne koymam gerekirse bir an bile tereddüt etmem" diyordu. Hiçbir zaman da etmedi. Zaten toptan korkmamayı daha çocuk yaşta öğrenmişti. Doğduğu şehir Pilsen'de, küçükken ilk tutkusu futbol değil buz hokeyiydi. Buzda da kaleciydi Cech. Fakat Skoda fabrikasında çalışan ve evi zar zor geçindiren babasının, oğluna birinci sınıf malzeme alacak gücü yoktu. Bazen saatte yüz kilometreden fazla hızla, mermi gibi gelen diskin önünde, yeterli korumayı sağlamaktan uzak bir kaskla cesaretle duruyordu. Futbola ise aslında santrafor olarak başladı. Ama bir gün bacağını kırınca kaderi değişti. İyileştiğinde kendisine artık sadece kalede yer kalmıştı. Ve kaleci kazağını bir daha üzerinden çıkarmadı. 2001'de, 19 yaşında Sparta Prag'a 600 bin sterline imza atan dünün çocuk kalecisi, sadece üç yıl sonra İngiliz devi Chelsea'ye yedi milyon sterline transfer olacaktı. Son yedi yılı o siyah kaskın arkasında olmak üzere, 10 sezon korudu Londra kulübünün kalesini. Ülkesinde ve Avrupa'da ne kadar kupa varsa kazandı hepsini. Ve hafta içinde kahramanı olduğu ancak Belçikalı Courtois'nın gelişiyle yedek kaldığı kulübüyle ayırdı yollarını. Londra'daki ezeli rakiplerden Arsenal'e attı imzayı.

'KADİFE DEVRİM' İMDADINA YETİŞTİ
10 yıl boyunca Chelsea'de patronluğunu yapan Cheslea'nin sahibi Roman Abramovich'le aslında aynı kaderin ucundan tutmuştu Petr Cech de... Komünist rejimin yıkılmasının getirdiği fırsatlarla Rus oligark akıl almaz servetini yapmış, 'kadife devrimin' o dönem daha ikiye bölünmemiş Çekoslovakya'daki rejimi değiştirmesi sayesinde de Cech, ya da kendi ülkesinde basının taktığı isimle 'Bay Harika', Avrupa'nın devlerine transfer olma fırsatını yakalamıştı. Gerçi çocuk yaşta onu spora iten de yine o rejimdi. Çocuklara spora teşvik eden, tesis ağını kuran sistem sayesinde spora yönelip kendini geliştirmiş, sistem ona ve yeteneklerine dar gelmeye başladığı anda da 'kadife devrim' imdadına yetişmişti. Üçüz kardeşlerinden birini daha iki yaşında kaybetti. Kariyerinin zirvesindeyken kafasında bir kaska oynamaya mahkum oldu. Ölümden döndü. Konuşmayı unuttu. Euro 2008'de Türkiye maçında avuçlarından kaçan top sonrası kariyeri dahi sorgulandı. Yedek kaldı. Ama Petr Cech hiç pes etmedi. Futbolun yalnız adamı kalecilere ilham verdi. Ve tüm bu travmaları atlatan, 33 yaşında hâlâ büyüklerin tercihi olabilen bu dev adam, hayattaki en büyük silahın 'kemik'ten daha sağlam bir irade olduğunun yaşayan delili...