X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeşilçam aşk haritası! 'İhaneti sende gördüm aşkı sende'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeşilçam aşk haritası! 'İhaneti sende gördüm aşkı sende'

  • Giriş Tarihi: 19.7.2015
Yeşilçam aşk haritası! 'İhaneti sende gördüm aşkı sende'
Yeşilçam aşk haritası! 'İhaneti sende gördüm aşkı sende'

Sinema yazarı Agah Özgüç, bir kez daha Türk sinemasının kara kaplı defterini açtı ve 'renkli, ilkel ve naif dünyası ile hiçbir ülkenin sinemasına benzemez' dediği Yeşilçam'ın aşk haritasını çıkardı. Bilindik ilişkilerin detaylarını, bilmediklerimizi Türk Sineması'nda Yeşilçam Aşkları kitabında yazdı. Kimi tutkulu, kimi platonik kimi de sentetik aşklar bunlar. Bir başlayıp ömür boyu süren de var, saman alevi gibi yaşanıp biten de ve tabii efsaneleşen de...

"Bir saptamaya göre Yeşilçam 'sahte mutluluklar cenneti', kimine göre 'eşantiyonluk tipler galerisi'dir, kimine göre de 'kurutulması gereken bir bataklık'tır. O ya da bu... Altı çizilmesi gereken şu ki: Yeşilçam denen o dönem, ne kadar tu kaka edilse de, önceleri dışlanıp yıllar sonra günah çıkarırcasına yeniden keşfedilip sahip çıkılsa da, o renkli, o ilkel ama o naif dünyası hiçbir ülkenin sinemasına benzemez. Mitosları, marjinalleri, orijinalleriyle, cellatları, kurbanlarıyla, şehir efsaneleri, skandalları ve aşklarıyla..." Sinema yazarı ve tarihçisi Agah Özgüç, yıllarca yakından takip ettiği Yeşilçam'ı böyle anlatıyor. Sadece bir sokaktan ibaret olmayan bu renkli dünyayaya bir önceki kitabı Türk Sinemasında Marjinaller ve Orjinaller'de insan portreleri üzerinden bakmıştı. Horizon Yayıncılık'tan çıkan yeni kitabı Türk Sineması'nda Yeşilçam Aşkları'ndaysa Yeşilçam'ı aşklar ve ilişkiler üzerinden ele alıyor. Kimi tutkulu, kimi platonik kimi de sentetik aşklar bunlar. Kimi bir başlıyor ve ancak sevgilileri ölüm ayırıyor kimi saman alevi gibi yaşanıp bitiyor kimi de bitse bile efsanesi sürüp gidiyor. Birçok yıldızın güzellik ya da dergilerin düzenlediği artist yarışmaları sayesinde Yeşilçam'a kapağı attığı bilinir. Ne de olsa Yeşilçam sınıf atlama basamağı, yoksulluktan kurtulma fırsatıdır birçokları için. Ama çocuk denecek, 13-14 yaşlarında bu çabayı anlamak da zor. Belki de bu yüzden, fiziksel albenileriyle Yeşilçam dünyasına gelen kadınların birçoğu bir baba figürü ararcasına olgun erkeklere meyletmişler. 'Çılgın' hayatlar sürüp, şöhretin, alkışın büyüsüne kapılıp sonra da keskin düşüşler yaşayan kadın da erkek de çok Yeşilçam'da. Savrulan hayatlar, ihanetler, 'yasak aşklar', hayal kırıklıkları, depresyonlar da... Bir de sık sık evlenme eğilimi var. Tabii pek çoğu boşanmayla sonuçlanan... Özgüç kitabını 'Egemen erkek dünyasında aşk acıları uğruna ağır bedeller ödeyen sinemamızın kahraman kadınlarına' ithaf ediyor ve onlara 'İyi ki varsınız' diyor. Çünkü ona göre tüm bu yıllar içerisinde en çok acıyı kadınlar çekti. Kimi, erkeklerin aşırı kıskançlıkları, zamanla baskıya dönüşen sahiplenme hallerine direnmiş, kimi direnememiş bu baskı altında ezilmiş. Kimi, bir para makinesi olarak görülmüş sürekli çalıştırılmış ve şöhreti eskiyince de kenara itilmiş... Yeşilçam'ın o erkek kafasını anlamamızı sağlayan ilişkiler. Şimdi söz Özgüç'te:

NERİMAN KÖKSAL'IN SON ARZUSU: BANA AŞKIMI GETİRİN

Neriman Köksal, güzeldi, alımlıydı Yeşilçam'daki filmlerde dişiliğinin farkında olan kadınlarındandı. Erkek yaşta öksüz kalmıştı, kardeşlerine bakabilmek için saka kuşu tutup satacak, Kurtuluş'tan Fatih'teki annesinin evine bilet parası olmadığı için yürüyerek gidip gelecek kadar yoksuldu. Yolu bir gün İstiklal Caddesi'ne düştü. İki adam peşine takıldı. Biri yönetmen Çetin Karamanbey'di. Onu filminde oynatmak istiyordu. O da kabul etti. Köksal'ın Yeşilçam hikayesi böyle başladı. Yapımcı ve yönetmen Nevzat Pesen ile yaşadığı büyük aşk, sonrasında Feridun Kete ile yaptığı sürpriz evlilik Köksal'ın hayatındaki bilinen ilişkileriydi. Ama bir de bilinmeyen vardı. Yıl 1999 Köksal, Surp Agop Hastenesi'nde artık son günlerini geçirmektedir. Son bir arzusu vardır, yıllarca kendi içinde yaşadığı platonik aşkı İzzet Günay'ı görmek. Yanı başındaki Çolpan İlhan'a anlatır durumu. O da Günay'a haber salar. Fakat Günay evlidir ve bu durum onu tedirgin eder. Ama Günay'ın eşi İpek Hanım aslında her şeyin farkındadır. Kocasına "Hadi, kalk gidiyoruz" der. Hastaneye varınca odanın kalabalık olduğunu görürler. Çolpan İlhan herkesi dışarı çıkarır. Köksal platonik aşkıyla ölüm döşeğinde göz göze gelir, elini tutar. Günay, Köksal'ın saçını okşar. Yeşilçam filmlerinin baştan çıkarıcı kadını Köksal, gerçek hayata romantik bir melodramın başrol oyuncusu gibi noktayı koyar.