X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Meryl'in sırrı: Starlığı kibarca reddetmesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Meryl'in sırrı: Starlığı kibarca reddetmesi

  • Giriş Tarihi: 13.9.2015
Meryl'in sırrı: Starlığı kibarca reddetmesi
Meryl'in sırrı: Starlığı kibarca reddetmesi

Hukukçu olacaktı, uyuya kalmayıp mülakata gidebilseydi. Gidemedi ve oyuncu oldu. Sen de star ışığı var denmesine rağmen starlığa yüz vermedi. Sadece oynadı. Rollerinin önüne hiç geçmedi. Tek düze olmadı. Bunun için 66 yaşında hala bir filmi sırtlayabiliyor

Hollywood'un en kıdemli kadın oyuncusu Meryl Streep desek itiraz eden olur mu, acaba? Hollywood'da bir ağırlık noktasıdır o. Bir nevi dokunulmazlığı vardır. Saygıda kusur edemezsiniz. Diane Keaton "Benim jenerasyonumun dahisidir" der onun için. Lakin o kendisine gösterilen bu özel tavrın farkındadır. Yeni yeni yıldızının parladığı yıllarda 'en iyi sen olacaksın' türünden övgüleri, sonraki yıllarda 'en iyisi sensin' gibi söylemleri hep mütevazı karşılıklar vererek geçiştirmiştir. Gösterdiği bu olgunluk, kusursuzu oynamaya çalışmaması ona işte bu büyük saygıyı kazandırdı. Oyuncunun rolle var olduğunun farkında oldu hep, epey bir zamandır da zor rollere meylediyor. Zor derken, çelişkili karakterleri tercih edip, yılların getirdiği tecrübeyle hepsinin altından kalkıyor. Şaşırtıyor, ezberleri bozuyor... Bu hafta Jonathan Demme'in yönettiği Sıradışı Anne/Ricki and the Flash filmiyle karşımızda. 60'larına merdiven dayamış bir rock yıldızını canlandırıyor ve yine ezberleri bozuyor. Aile Sırları filminde de ırkçı bir anneyi oynayarak yine şaşırtmıştı bizi. Ki hâlâ aklımızdadır performansı. Karakterlerini yargılamayan ama onların zaaflarını, çelişkilerini de göstermeyi bilen bir tavrı vardır. Tek düzeliği sevmez. Meslek olarak bakar oyunculuğa. Bunun için o şov dünyası Hollywood'da sinema insanı olarak parıldar.

OSCAR'LAR ARKA ARKAYA

Liseyi bitirdikten sonra hukukçu olmak için başvurduğu hukuk fakültesinin mülakatına, uyuya kalmasaydı girecekti. O zaman belki hiç tanımayacaktık kendisini. Ama iyi ki uyuya kalmış. Ki kendisi de böyle düşünüyor. Böylece Yale Drama Okulu'na gidiyor. Yani oyunculuğu mektebinde öğreniyor. Sahne tozunu ziyadesiyle yutuyor. Garsonluk yaptığı günler aynı zamanda o yıllar. Sinemadan önce 1976'da Tennessee Williams'ın 27 Wagons Full of Cotton adlı tiyatro oyunundaki performansıyla Tony ödülüne En İyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterilmesidir kırılma noktası. Sinemanın yolunu açar bu başarı. Önce Julia (1977) ama asıl olarak Avcı/The Deer Hunter (1978) ile dikkatleri çeker. Sonrası çorap söküğü gibi Kramer Kramer'e Karşı/ Kramer vs. Kramer, Sophie'nin Seçimi/ Sophie's Choice, Fransız Teğmenin Kadını/The French Lieutenant's Woman, Silkwood... Oscar adaylıklarının arka arka geldiği Oscar'ları kucakladığı zamanlar. En iyi sen olacaksın diye parmakla gösterildiği, Hollywood'un efsanelerinden Bette Davis'ten "İleride senin büyük bir star olacağını hissediyorum" diye mektup aldığı yıllar aynı zamanda.

ONA OBAMA BİLE AŞIK
İşte Meryl Streep'in sırrı da bu. En iyisi "Sen star olacaksın" dese bile star gibi davranmadı. Hiçbir zaman filmlerinin ve canlandırdığı karakterlerin önüne geçmedi. Onun için hep o unutulmaz rolleriyle aklımızda kalıyor. Oysa büyük yönetmenlerle çalışıp Robert de Niro, Dustin Hoffman, Robert Redford gibi aktörlerle karşılıklı oynadı. Yani pekala star gibi davranabilirdi. Ama Hollywood burası, kurtlar sofrası! Star olursunuz, bir zaman geçer, ne kadar iyi olursanız olun, starlık mertebesini bir başkasına terk etmek zorundasınızdır. Çünkü sistem böyle işliyor. İşte Meryl Streep o tuzağa düşmedi. Oynadı, hayattan kopmadan yaşadı. Kariyerini hep diri tuttu. Kendi kuşağından birçok oyuncu çoktan havlu atmışken o işte bu yüzden 66 yaşında olmasına rağmen hâlâ bir filmi sırtlayabiliyor. Kendinden sonraki kuşaklara, Emily Blunt, Anne Hathaway ve Claire Danes gibi oyunculara rol modeli olabiliyor. Ya da ABD Başkanı Obama'nın gönlünü çalabiliyor. (Başkanlık Özgürlük Madalyası'nı ABD Başkanı Barack Obama'dan alırken ne demişti Obama hatırlatalım: "Herkesin önünde açıklıyorum. Meryl Streep'i seviyorum. Ona aşığım. Onu sevdiğimi kocası da biliyor, Michelle de biliyor. Bu konuda yapabilecekleri hiçbir şey yok!") 19 defa Oscar'a aday gösterilip üç kere kazanan ve en çok Oscar'a aday gösterilen oyuncu olarak sinema tarihe geçen Meryl Streep günümüz sinema dünyasında bir star değilse de bir ikon! Peki en unutulmaz rolü hangisi? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir. Ama Sophie'nin Seçimi'nde canlandırdığı Sophie Zawistowska rolü Premiere dergisinin 2006'da düzenlediği Tüm Zamanların En İyi 100 Performansı listesinde üçüncü olmuştu.