X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yakın kaçış noktaları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yakın kaçış noktaları

  • Giriş Tarihi: 25.10.2015
Yakın kaçış noktaları
Yakın kaçış noktaları

Arada küçük tatil kaçamakları yapmak insanın tüm enerjisini yerine getiriyor. Üstelik yanıbaşımızda birçok alternatif var. Abant'ta doğa yürüyüşü yapabilir, Sapanca'da masajla rahatlayabilir ya da Beypazarı'nı keşfe çıkabilirsiniz...

Sapanca'da masaj, doğa ve balık

Tatil bitti, herkes İstanbul'a geri döndü. Özellikle okulların açılması trafiği de keşmekeş haline getirdi. Ama İstanbul'a dönmek, tatil keyfini sonlandırmak anlamına gelmiyor. Çünkü yakınlarda pek çok keyif noktası mevcut. O halde ne yapıyoruz? Hafta sonu gelince İstanbul-Ankara yoluna düşüyoruz. Gişelerden geçtikten sonra da Sapanca'ya ulaşıyoruz. Sabah erken yola koyulmakta ve kahvaltıyı göl kenarında bir restoranda almakta yarar var. Bal-kaymak ve yumurta olmalı mutlaka. Sonra da ver elini yemyeşil doğa. Kahvaltıdan sonra göl kenarında yürüyüş yapmalı. Bu arada Sapanca'ya kadar gelmişken Esme Köyü'nde de uğramanızı ve ayvalarıyla ünlü köyden mutlaka meyve satın almanızı öneririm. Sapanca, artık lüks spa otelleriyle de ön plana çıkıyor. Güral ve Richmond Nua masajla rahatlayıp, lezzetli yemeklerle enerjinizi toparlayabileceğiniz adresler. Buralarda konaklarken ister detoks yapıp yazın aldığınız kiloları kontrol altına alırsınız, isterseniz barbekü lezzetleriyle yemeğinizden ödün vermezsiniz. Ama Sapanca'ya gelip de mutlaka tatmanız gerekenler arasında alabalık geliyor. Genelde ağır ateşte güveçte pişeni tercih ediliyor. Ama mısır ununda tavada da çok lezzetli oluyor. İstanbuldere Alabalık Evi, tepede, ormanın içinde konumlanmış bir restoran. Ama en güzel alabalığın burada olduğunu söyleyeyim. Küçük Ev, farklı ev yemeklerini tadabileceğiniz bir restoran. Özellikle güveçte peynirleri çok lezzetli. Avcılık sporları yapılan Dedeman Göl Evi ise barbekü yapmak isteyenlerin gittikleri bir mekan. Bu arada su sporlarına ilgi duyuyor, havaların sıcak olduğu günlerde wakeboard, yelken ya da katamar yapmak istiyorsanız Lale Otel'i tercih edin derim. Hem gündüzleri hava güzelse iskelesinde güneşlenebilir, akşam canlı müzik eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.

Sucuk-ekmek ve yürüyüş vakti


Sonbahar geldi. Doğada yürümek, dağ kokusunu içinize çekmek, şömine başında şarabınızı yudumlamaksa niyetiniz, istikametiniz Abant olmalı. İstanbul-Ankara yolu üzerinde giderken Bolu Dağı mevkiinden sapıyorsunuz. Abant'ın girişinde sizi muhteşem göl karşılıyor. Kışın donan gölün etrafında yürüyüş de yapılıyor. Hatta korkmuyorsanız ata binebilirsiniz. Gölün etrafında sucuk-ekmek yiyebileceğiniz tezgahlar var. Ayrıca göl etrafında köylülerin kurduğu tezgahlardan pekmez, bal gibi doğal ürünlerden satın alabilirsiniz. Abant'a gelince biraz kilo almaya da hazırlıklı olun derim. Bolu Dağı yolu boyunca et ve ızgara restoranlarına rastlamak mümkün. Özellikle Koru Oteli'nin içindeki restoranın koru spesiyal kebabı mutlaka denemesi gerekenler listenizde olsun. Tavuk şişle hazırlanan bu kebabın üzerine kaşar peyniri koyuluyor ve fırında eritiliyor. Biraz Meksika mutfağını anımsatıyor ve çok lezzetli. Bıldırcın ızgara ve kaymaklı ekmek kadayıfı da restoranın en sevilen yemekleri arasında. "Yok ben balık isterim" derseniz Abant'ta birçok alabalık restoranı var. Gelelim nerede konaklamak gerektiğine. Büyük Abant Oteli ve Abant Palace en görkemli oteller. Otelde şömine keyfi yapıp, kırmızı şarap içmenin de keyfi bir başka. Abant'a kadar gitmişken keçiboynuzu ve çökelek almayı ihmal etmeyin.

Beypazarı'nı keşfe çıkmanın tam zamanı


Metropol hayatı bazen insanın üzerine üzerine gelebiliyor. Yoğun iş temposunda boğulduğunu hissedip, nereye olduğunu bilmeden otomobile atlayıp kent karmaşasından uzaklaşmak istiyor insan. Her şeyi boş verip plan program yapmadan yaşamak istiyor. İşte böyle bir günde Beypazarı'nı keşfe çıkabilirsiniz. Zaten artık yeni trend; planlı programlı seyahat yerine nereye gideceğini bilmeden yollara düşmek. Mudurnu ve Nallıhan'ı geçtikten sonra, tarihi konaklarıyla meşhur Beypazarı tabelası karşınıza çıkıyor. O kadar etkileyici bir yer ki en kısa zamanda tekrar gitmek istiyor insan. Eski konaklar pansiyon haline getirilmiş ve hepsi aileler tarafından işletiliyor. Odalarda odun sobası yanıyor. Konak sahibi aç olduğunuzu öğrendiğinde hemen mutfağa girip buranın meşhur yemeği Beypazarı tavasını hazırlamaya başlıyor. Etli bir pirinç yemeği bu... Kırmızı et sevmeyenleri bile baştan çıkartacak kadar lezzetli. Yanında da ince asma yapraklarına sarılmış dolma ve yoğurt. Hepsi o kadar lezzetli ki mütevazı mönü bir anda ziyafete dönüşüveriyor. Sonra da Beypazarı'nı keşfe çıkabilirsiniz.... Her yerde havuç ve taze havuç suları karşınıza çıkıyor. Burada havuç çok fazla yetiştiği için herkes havuç suyu içiyormuş. Gezilecek çok yer yok. Ama kuyumcular çarşısındaki gümüşler, Kapalı Çarşı'dakileri aratmayacak cinsten. Gümüş dışında kuşburnu reçeli, kuru kekik, domates ve elbette Beypazarı kurusu var.

Huzur da var neşe de


Gelin yanı başımızda bir huzur noktasına gidelim. Yemyeşil vadilerde yürüyüşe çıkalım. Akşamüstü mangal yakıp Türk sanat musikisi eşliğinde geçmişe dönelim, hep bir ağızdan söyleyelim: "Bir tatlı huzur almaya geldim." İstanbul'a çok yakın bir kaçış noktası Polonezköy. Yemekleri, doğası, otelleri, insanı, çarşısı... Say say bitmiyor bu tatlı beldeye gitmek için bahaneler. İster hafta sonu piknik yapmaya gidin, mesela çoluk çocuk otomobile doluşun ve doğanın keyfini çıkartın. "Yok ben kahvaltı ederim" diyorsanız da Leonardo'ya uğrayın. Ev yapımı reçellerin keyfini çıkarttın. Hava serinse şömine başında şarap-peynir keyfi de yapabilirsiniz. Adrenalin isterseniz atv safari yapmanız mümkün ama güvenlik önlemlerini almayı unutmayın. Atv safari yerine ata binmek de bir alternatif. Dila Country Club'a giderseniz burada yemeklerin tadına da bakabilirsiniz.