X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir daha dalar mıyım? Hayır teşekkür ederim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir daha dalar mıyım? Hayır teşekkür ederim

  • Giriş Tarihi: 1.11.2015
Bir daha dalar mıyım? Hayır teşekkür ederim
Bir daha dalar mıyım? Hayır teşekkür ederim

Oyuncu rolü için riske girer. Ama 55 yaşında dalgıç olmak başka bir şey. Çok riskli! Demet Akbağ Çağan Irmak'ın son filmi Nadide Hayat'ta bu riski alıp dalgıç oldu. Onlarca kez daldı çıktı. Sualtı macerasını Pazar SABAH'a anlatan Akbağ "Bir daha dalar mıyım? Hayır teşekkür ederim. Suyun üzerinde daha mutluyum" diyor

55 yaşında bir insanın yapacaklarının sınırlı olduğunu düşünürüz. Ama gerçekten sınırlı mı? Yönetmen Çağan Irmak, son filmi Nadide Hayat'da "Bırakın böyle düşünmeyi" diyecek bize. Aklımızdaki, fikrimizdeki sınırları bir ev kadınının nasıl yıktığını biraz duygusal biraz da güldürerek gösterecek. İşin aslı Irmak, daha film vizyona girmeden ezberlerimizi bozmayı başardı. Geçen hafta Nadide Hayat'ın başrolünde oynayan Demet Akbağ'ın film için 55 yaşında sualtına nasıl daldığıyla ilgili haberleri okuduk. Öyle bir dalıp çıkmaktan bahsetmiyoruz, bildiğiniz balık insan olmuş Akbağ. Dalgıç olmak için önce eğitim, eğitim sonunda da tek yıldızlı dalgıç brövesi almış. Sonra da suyun altında çekimler yapılmış. Sualtı dünyası su üstüne benzemez! Kuralları, ekosistemi farklıdır ve yanlış anlaşılmasın ama belli bir yaşın üzerindeki insanlar için ciddi anlamda risk barındırır. Mesela suyun üstünde çok da önemsenmeyen fiziksel arazlarınız suyun altında size bir bela olarak geri döner. İletişim kurma metodu farklıdır. Sualtında düşünce sisteminizi bile değiştirmeniz gerekir. Serde dalgıçlık olduğu için Demet Akbağ'ın bir film için sualtına dalması bana biraz riskli geldi! Tamam oyuncu, rol için birçok şeyi yapabilir. Ama bu durum biraz başkaydı! Hadi bir film için kilo alıp veren oyunculara rastladık (Makinist'teki Christian Bale), günlerce kendini odaya kapatanlar da oldu (Kara Şövalye'deki Heath Ledger). Aksanını sil baştan değiştirenler mi (Gary Oldman gibi), vücuduna dövme ya da pirsing yaptıranlar mı dersiniz (Ejderha Dövmeli Kız'daki Rooney Mara). Ama bir film için onlarca kez sualtına dalmak ve oyuncu performansı ortaya koymak başka... Ama söz konusu Demet Akbağ ise durup düşünmek gerek. Daha önce yazmıştım Demet Akbağ hane halkından biri kadar yakın hissettiğimiz oyuncular ailesindendir. Seyirciyle arasında özel bir bağ vardır. Hani Adile Naşit ya da Ayşen Gruda gibi oyuncularla kurduğumuz bir bağ gibi... Hükümet Kadın filmlerinde olduğu gibi bir filmi tek başına da sırtlayabilir. Ya da Eyvah Eyvah serisinde olduğu gibi filme öyle bir ruh üfler ki filmin bütün dişlileri tıkır tıkır çalışır. Gün gelir popüler bir filmde izleriz onu gün gelir bir Nuri Bilge Ceylan filminde karşımıza çıkar (Kış Uykusu). Velhasıl iyi oyuncudur. İyi olanı hep önemser ve o iyi olanla arasında kimi zorluklar varsa da hiç sorun etmeden o zorlukların üstesinden gelmeye çalışır. Kariyeri, çalışma disiplini, seyirciyle kurduğu ilişki düşünüldüğünde de kendi kuşağının en sivrilen oyuncusudur.

BİRAZ TEDİRGİN OLDUM


Belki de bu zorun üstesinden gelme anlayışı onu bu yaşta suyun altına daldıran. Demet Akbağ'ın bu filme kadar sualtıyla bir haşır neşirliği yok. Lakin filmin senaryosunu okuyunca "Bir dakika, ne yani şimdi sualtına mı dalacağım?" dememiş (Dedik ya zorluk karşısında yılmaz o). 'Senaryo bunu gerektiriyorsa yapalım o zaman' tavrıyla yaklaşmış meseleye. Riskli gelmemiş mi derseniz. Gelmiş tabii ama "Bu riski almamdaki motivasyon tamamıyla senaryoyla ilgilidir" diyor. Çok iyi bir sualtı ekibiyle çalıştığını anlatıyor Akbağ sonra da , "Her konuda çok hassaslardı. Onların bu hassasiyetleri karşısında bana korkacak bir şey kalmadı" diyor tebessüm ederek. Ama az da olsa kaygılandığını da kabul ediyor: "İlk kez dalıyor olmanın verdiği bir tedirginlik vardı. Bir de bunun ötesinde su altında rol yapma fikri açıkçası ürkütücü geldi. Ama aldığım eğitim sonrası, dala çıka edindiğim tecrübe sayesinde işin üstesinden geldim." Dedik ya sualtında fark etmediğiniz bir arazınız başınıza dert olabilir. Akbağ'ın orta kulak problemi dalma macerasında biraz sorun çıkartmış: "Sualtında beni rahatsız eden tek şey, kulaklarımda oluşan basıncın yarattığı ağrıydı. Benim küçük bir orta kulak problemim olduğu için bu ağrı beni uğraştırdı." Peki Akbağ hazır tek yıldız dalgıç brövesini de almışken sualtı dünyasında yeni maceralara kulaç atar mı? Bu soruya "Cevabım hayır teşekkür ederim. Suyun üzerinde daha mutluyum" diye cevap veriyor.

NADİDE HANIM, YAŞIMIN RENKLERİNİ TAŞIYOR

Demet Akbağ'ın ilk defa Çağan Irmak ile çalıştığı Nadide Hayat, 18 Aralık'ta vizyona girecek. Filmde bir ev kadınının eşini kaybettikten sonra hayatını değiştirmesinin, gençlik hatalarını telafi için çıktığı yolculuğun hikayesi anlatılıyor. Akbağ "Bu film Çağan'ın (Irmak) duygulu ve bir o kadar da komik senaryosuyla zevkle, insanların hoş bir tebessümle seyredecekleri tatlı bir kadın filmi oldu bana göre. Benim filmografimde de önemli bir yer edecek. Çünkü kendi yaşımın özelliklerini, renklerini taşıyan bir karakter Nadide Hanım. Bana çok yakın bir karakter" diyor Hoş o oynadığı her karakteri unutulmaz kılan bir oyuncu. Ama galiba Nadide Hanım biraz daha özel onun için galiba. Belli ki oyunculuk serüvenindeki tüm deneyimini damıtarak Nadine Hanım'a aktarmış. Ki bu serüven de serüven hani. Şimdiye kadar sinema algıları, üslupları çok farklı olan yönetmenlerle çalıştı. Peki bu yönetmenler ona ne kattı? "Yaptığım her film, canlandırdığım her karakter bana bir şey kattı, başka kapılar açtı. Hepsinin yeri, tadı, keyfi ayrıdır bende. Bu çeşitliği de oyunculuğum açısından büyük bir kazanç olarak görüyorum" diyerek cevaplıyor bu soruyu. Peki ya o unutulmaz karakterlerin üzerine yapışmamasını nasıl yorumluyor? Cevabı ders niteliğinde: "Sadece karakterle arama Demet'i koyuyorum soyadımı koymuyorum. Bence bu masumane ve saf yaklaşım herhalde rolü yeterince, inandırıcı bir şekilde seyirciye aktarmama neden olan şey"