Beni en çok Türklerden yediğimiz darbeler üzüyor

Giriş Tarihi: 8.11.2015
Beni en çok Türklerden yediğimiz darbeler üzüyor

Türkiye'nin yurtdışındaki en önemli temsilciliği olan Washington Büyükelçiliği'ne atanan Serdar Kılıç babacan olduğu kadar diplomatik kurallara da harfiyen uyan bir devlet adamı. Büyükelçi Kılıç, ihtişamlı rezidansının kapılarını Pazar SABAH'a açtı

Bosna-Hersek krizi sırasında NATO'da çalıştı, Lübnan iç savaşın eşiğindeyken Beyrut Büyükelçisi'ydi Serdar Kılıç. Ankara'nın kritik görevler için güvendiği önemli diplomatlardan biri olarak öne çıktı. Bir dönem Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri de olan sefir bey, Washington'a gelene dek çok sevdiği Tokyo'daydı. Göreve geldikten sonra ABD'deki Türk ve Müslüman toplumlarını bir araya getirerek bir ilke imza attı, bu sebeple de Türkiye karşıtlarını ABD Kongresi'nde zor durumda bıraktı. Elçi Kılıç ile konutunda verdiği caz konserlerini, resepsiyonlarına gelmek için can atan Amerikalıları ve Washington'da yaşadığı zorlukları konuştuk.

- Washington'da görev yapacağınızı nasıl öğrendiniz?
- Geçen yıl ocak ayında sayın Başbakan Erdoğan Japonya'ya bir ziyaret için gelecekti. Onunla ilgili hazırlıkları yapıyorken sayın Davutoğlu sabaha karşı 02.00 sularında aradı. Ben de sayın bakan heyetle geleceğini haber veriyor zannettim. Biraz sohbet ettikten sonra "Ben sizi başka bir şey için aradım" dedi. "Eyvahlar olsun" dedim. Beyrut'taki konuşmamız da böyle olmuştu. "Seni başka bir şey için aradım" demişti. Ardından MGK Genel Sekreterliği teklif etmişti. Bu sefer Washington'ı tebliğ etti.

- Ne hissettiniz?
- Washington bir diplomat için gurur duyulacak bir görev. Belki de en önemli misyonumuz. Amerika ile ilişkilerin de çok iyi olmadığı bir dönem. Bu açıdan bana bu görev layık görüldüğü için gurur duydum.

- Washington'ı sevdiniz mi?
- Eşimle vakit buldukça araçla çıkıp dolaşmayı seviyorum. Herhangi bir yere gitmek için değil sadece dolaşmak için. Çok güzel bir şehir. Yemyeşil. Tüm gün ve akşamları programlarım dolu oluyor fakat gecenin bir vakti de olsa çıkıp hava almaya çalışıyorum. Son dönemde doktorlar, "Stresten kendine çok ciddi zarar vermeye başlamışsın" dedi ve sıkı bir diyet verdi. "Yürüyebildiğin kadar yürüyeceksin" dediler. Günde 10-15 kilometre civarında yürüyüş yapıyoruz eşimle.

- Yürüyüşlerinizde Türklerle de karşılaşıyor musunuz?
- Hayır ama yolda bir Türk marketi gördüğümüzde duruyoruz. Ufak tefek alışveriş yapıyoruz. Hem ticaret olsun hem de vatandaşlarımızla aramızda yakınlık olsun diye. Hayret ediyorlar. Büyükelçi kendi aracıyla çıkıp alışveriş yapıyor diye.

- ABD medyasında Türkiye aleyhine yapılan yayınlar ve Kongre'deki Türkiye karşıtlarının faaliyetleri hakkında neler yapıyorsunuz?
- Türkiye'yi savunmak için ABD gazetelerinin genel yayın kurullarıyla bir araya geliyorum. Onlara Türkiye'deki gerçek durumu anlatıyorum. Onları tamamen değiştirmek mümkün değil. Amacım bu insanların kafasında Türkiye ile ilgili yazdıkları hakkında bir soru işareti oluşturmak. Bazı basın kuruluşlarıyla artık iyi bir ilişkimiz var. Bizi arayıp bilgi almak istiyorlar. Türkiye aleyhine yazılan yazılardaki sertlik de en azından azalıyor.

GURUR DUYUYORUM

- Babanız CHP milletvekiliydi oysa siz AK Parti döneminde önemli pozisyonlara getirildiniz...
- Bir siyasi görüşe değil, devlete hizmet ediyorum. Siyasi kökenime rağmen bu hükümet beni MGK Genel Sekreteri, Beyrut ve Washington büyükelçisi yaptı. Siyasi görüşleri "şudur" denilmedi. "İşini iyi yapar" diye bana güvenildiği için gurur duyuyorum.

- Gülen yapılanmasının sizi hedef seçmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
- İnsanı en çok üzen kendi vatandaşlarından yediği darbe oluyor. Önceden Kongre'ye gittiğimde Kongre üyeleri yahut senatörler önüme kendilerine gelen ve "bu adamla görüşme" diyen postaları koyuyorlardı. Bunları gönderenler Türk vatandaşı ve bu insanın içini acıtıyor. Ben vatanım ve milletim için oraya gidiyorum. O kadar yalan yanlış şeyler söyleniyor ki.

- Görevden alınan büyükelçilik başkatibi Hasan Akın'ın adı Böcek İddianamesi'nde geçiyor. Köstebek yakıştırmaları yapıldı. Nasıl karşıladınız?
- Bu kişi hakkında bir yargı kararı yok. Mahkemenin karar vermesi gerekiyor. Benden iki yıl önce buraya atanmış. Bu kişinin bana yakın olduğunu söylemek elçilikteki diğer arkadaşlara hakarettir. Ziyaret olduğu zamanlar görevi gereği beraber çalıştık. Kuşku yaratacak bir şey görmedim. Görseydim, görevden alınmasını teklif ederdim. Kimilerinin söylediği gibi "Biliyordu göz yumdu" ifadesi ayıptır. Hasan Bey Samsunlu, elçi de Samsunlu noktasına getirilmesi ayıptır. Hele ki ben Gülen Örgütü'nun bu kadar saldırısı altındayken.

- Bu yıl Ermeni soykırımı iddialarının 100. yıldönümüydü. Fakat Ermeniler ABD'de başarılı olamadılar. Bu nasıl oldu?
- Washington'a geldiğimde Kongre'de Türkiye aleyhine tasarı sayısı 10'u geçmişti. Birbiri ardına tasarılar geliyordu ve bu tasarıların engellenmesi için neredeyse bir ara Kongre'de yaşamaya başlamıştım. Farklı adımlar attık. İlk defa ABD'deki 150 Türk-Amerikan derneğini, farklılıkları zenginlik olarak görmeye ikna ederek Yönlendirme Komitesi ile bir araya getirdik. 24 Nisan'da yine ilk kez 7 bin Türk, ellerinde Türk ve Amerikan bayrakları ile Beyaz Saray'dan elçiliğe yürüdü. Aralarında Amerikalı Müslüman da vardı.

"TASARIYI GEÇİRMEYİN"

-Müslüman örgütlere nasıl ulaştınız?
- Burada Müslüman çatı kuruluşları var. Onlar Türkiye'yi takdir ediyor, biz de onları. Amerika'daki Müslüman toplumunda Türkiye ile ilgili olumlu yansımalar var. Geçen eylülde CAIR ve ISNA gibi çatı kuruluşlarını elçilikte topladım. Türk temsilcileri de bir araya getirdim. Bu temsilciler ilk kez Amerikan başkanına bir çağrıda bulunup "Tasarıyı geçirmeyin" dedi. Bu çok önemli.

- ABD'nin Suriye'deki PKK oluşumu PYD ile ilgili tavrına Amerikalılar mantıklı bir açıklama getirebiliyor mu?
- Amerikalıların Suriye'de bir kara birliğine ihtiyaç olduğu için bir yanlış içine girdiler. Tek kriterleri DAEŞ'e karşı savaşıyor olması. PYD'ye bu yüzden destek sağlarken, DAEŞ'e karşı savaşan El Nusra'yı, ki o da bir terör örgütü, bombalıyorlar. Dolayısıyla PYD'nin de bir terör örgütünün uzantısı olduğunu bilmeleri ve terör örgütlerini birbirlerine karşı desteklememeleri gerektiğini görmeleri gerekiyor.

AMERİKALILARDAN MEKTUPLAR GELİYOR

- Diplomat olmaya nasıl karar verdiniz?
- Ankara Koleji mezunuyum. Cumartesi günleri mezunlar gelir bize kendi tecrübelerini anlatırdı. Bir gün dışişleri bakanlığından büyükelçi bir büyüğümüz geldi. Bu beni çok etkiledi. İlkokul dördüncü ya da beşinci sınıftaydım ve günün birinde ben de dışişleri bakanlığına gireceğim diye o zaman karar verdim.

- Büyükelçilik konutu Washington'ın en ilgi çeken yerlerinden biri. Memnun musunuz ilgiden?
- Bina Washington'ın dikkat çeken tarihi binalarından biri. Sefaretin önünden tur otobüsleri geçiyor. Duruyor, fotoğraf çekiyorlar. Hatta ben bazen eşimle birlikte yürüyüş dönüşünde eve girerken bir tur otobüsünü görürsem insanları içeri davet ediyorum. İnanılmaz etkileniyorlar. Bende yüzlerce mektup var. İnsanlar ayrıldıktan sonra da minnettarlıklarını Amerika'nın her yerinden mektuplar yazarak gösteriyorlar. Çünkü bir büyükelçi geliyor sizi alıyor, gezdiriyor ve kahve içiriyor. Mutlu oluyorlar.

- Konutta gerçekleşen caz konserleri de Washington'da ilgiyle takip ediliyor...
- Bunu "Türkler çağa uydu, caz konseri yapıyor" diye düşünmemek lazım. Bizim elçimiz Münir Ertegün 30'lu yıllarda büyükelçiliğin kapılarını ırk ayrımcılığının olduğu bir dönemde siyahi müzisyenlere açıyor, Onlara beyazlarla caz çaldırıyor. Bu tepki görüyor. "Bunları ön kapıdan değil, arka kapıdan alın" deniyor. Çünkü o dönemde siyahlar evlere arka kapılardan alınıyor. Elçi de, "Onlar bizle dostlar, Biz dostlarımızı ön kapıdan alırız. Siz isterseniz arkadan girin" diye yanıt veriyor. Bu siyahiler arasında anlatılan bir şeydir. Bu konserleri senede iki kere yapıyoruz. Konserlerde muhataplarımızla da görüştüğümüz oluyor. Çok yararlı.

ARKADAŞINA GÖNDER
Beni en çok Türklerden yediğimiz darbeler üzüyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz