Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hızlı olmak için acele etmemek gerek

Giriş Tarihi: 27.12.2015
Hızlı olmak için acele etmemek gerek

Borusan Otomotiv Motorsport pilotları 2015 sezonunu Avrupa ikincisi olarak tamamladı. Pilotlarla spora başlama maceralarını ve yarışlarda kullandıkları TIR'larını konuştuk

Hız birçokları için tutku. Kimisi direksiyona geçince aslan kesiliyor, kimisi kendisini 'yarışçı' sanıp otobanda terör estiriyor. "Oysa motorsporcusu olmak belli bir disiplin gerektiriyor... Sabırlı olmak, acele etmemek ve sakin kalmak bu sporun en önemli kuralları. Zaten her zaman en hızlı olan kazanmıyor, kimi zaman fazla hız pistte başarısızlığı getirebiliyor..." Bunları elbette ben değil Borusan Otomotiv Motorsport pilotları anlatıyor. Ülkemizde motorsporları yeni yeni gelişen ve hâlâ destek bekleyen bir alan. 2008 yılında kurulan Borusan Otomotiv Motorsport hem Türkiye'de bu sporu geliştirmeyi hem de uluslararası alanlarda başarı yakalamayı hedefliyor. Üstelik bugüne kadar yurtdışında elde ettikleri birçok başarı bulunuyor. Takımın pilotları 2015 sezonu boyunca Türk bayrağını Avrupa'da farklı şehirlerde göklere çekerek ve İstiklal Marşı'mızı çaldırarak göğsümüzü kabarttılar. Borusan Otomativ Motorsport, yedi yıldır takip ettiği ve sprint yarış olarak kabul edilen ETCC'yi (Avrupa Kupası) ikinci olarak tamamladı. Türkiye'de motorsporlarına gereken önemin verilmediğini söyleyen takımın pilotları İbrahim Okyay, Aytaç Biter, Fatih Ayhan ve Levent Kocabıyık ile Bayrampaşa'daki Ora Arena'da, her yarışta kendilerine eşlik eden TIR'ın da olduğu garajda bir araya geldik. Otomobil ve hız tutkusuyla başladıkları sporun ne kadar ciddiyet ve disiplin gerektirdiğini ilk ağızdan dinledik.

TÜRKİYE TANITIMINA KATKI

Takımın aynı zamanda yöneticisi de olan İbrahim Okyay, Borusan Otomotiv'in hem Türkiye'nin yurtdışında tanıtımına katkı sağlamak hem de ülkemizde bu sporun gelişimine yardımcı olmak amacıyla kurulduğunu anlatıyor. Zaten bu amaçla takımın rengi olarak da turkuvaz seçilmiş. Okyay, "Yurtdışında bizi daha çok tanıyorlar. Türkiye'nin rengi olduğu için turkuvaz tercih edildi" diyor.

Sakin sakin yarışmak beni cezbediyor


Fatih Ayhan, DFA Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Ayhan iş hayatında yoğun olarak çalışan bir işadamı. 2002 yılında Amerika'da go kart ile başlamış hızlı otomobil kullanma sevdası. 2014 sezonunun sonlarında takıma katılmış. Özel ilgi alanının otomobil olduğunu söylüyor. Neden bu sporu tercih ettiği sorusuna "Çok özel disiplin gerektiren bir spor. O an yaptığınız spordan başka bir şey düşünemiyorsunuz. Sizi dünyadan kopartıyor. Felsefesinde hızlı olmak için acele etmemek gerektiği yatıyor. İçinde hız var, limitlere yakınlık var. İnsan psikolojisini farklı şekilde tamir ediyor" yanıtını veriyor. Adrenalinden ziyade kontrol edebilme ve kişisel gelişim tarafını sevdiğini de söyleyip ekliyor: "Ufak ufak adımlarla hedefe ilerlemek insanın ufkunu açıyor. Ama hedefe ilerlerken acele etmemeyi ve kızmadan ilerlemeyi öğreniyorsunuz. Hız yarışında, o mücadele ortamında insanların sakinliğini kaybetmeden yarışması beni cezbediyor."

Konsantrasyon gerekli

Levent Kocabıyık, Borusan Oto Satış Sonrası Koordinatörü Otomobil yarışları Levent Kocabıyık'ın çocukluğundan beri hayalini kurduğu bir spormuş. Kocabıyık hikayesini şu sözlerle anlatıyor: "İlk yarışımda 20 otomobil arasında birinci olunca kendime güvenim geldi. Araç kullanırken yol hakimiyeti, çevre kontrolü gibi konularda daha üstün olduğumu düşünüyordum. Risk almadan yollarda seri bir şekilde gidebiliyorum. Elbette trafiğe kapalı ortamlardan bahsediyorum. Bu sporda en önemli şey yüzde 100 konsantre olmak. Onun dışında yurtdışında yarışlardaki ortam çok güzel oluyor. Her garajdan farklı bir motor sesi duyuyorsunuz ve benzin kokuları geliyor. Hareketli bir ortam. Yanınızda hayran olduğunuz pilotları görüyorsunuz."

Evde simülatörüm var

Aytaç Biter, Toshiba TNB Genel Müdürü "Hızlı otomobil kullanmayı çocukluğumdan beri çok sevdim. Akmerkez'de mağazamıza gelen bir yarışçı her yerde otomobil aksesuvarları görünce 'Sen ne yapıyorsun?' diye sormuştu. Ankara'ya iki saatte gittiğimi anlatınca da bunun hayati risk taşıdığını anlatıp beni piste davet etti. Şimdi araç kullanırken çok daha tedbirliyim. Otobanda hızlı gitmenin yanlış olduğunu öğreniyor insan. Zaten pistte de her zaman en hızlı olan kazanmıyor. Yarışlarda aynı zamanda muazzam bir teknoloji var. Yarış sonrası laptop'u araca bağlayıp bütün verileri alıyorsunuz. Yarış öncesi ilk kez gittiğim pisti mutlaka tanımak için çalışırım. Evde simülatör var, mutlaka onunla gitmeden o pistte bir sürüş gerçekleştiririm."

Hız tutkusu olan çocuklarınızı piste getirin!

İbrahim Okyay, Borusan Otomotiv Motorsport Takım Sorumlusu "Biz her şeyden önce ülke tanıtımına katkı sağlıyoruz. Turizm Bakanlığı 'Ülke Tanıtımı Bakımından Yararlı Proje' olarak destekliyor. Aksi takdirde devlet desteği olmadan TIR ve tüm ekipmanlarla farklı ülkelere girip çıkmak çok zor olurdu. Herkes yarışçı olabilir. Yetenek kadar tecrübenin de önemli olduğu bir spor dalı. Yıllarca yarışmak, başarısızlıkları da tatmak gerekiyor, ancak ondan sonra başarıya ulaşmak söz konusu oluyor. Türkiye'de yarışçı algısı artık değişiyor. Eskiden caddede yarışan, serserilik yapan gençlere yarışçı denirdi. Hız bir tutkudur. Hızlı otomobil kullanma derdinde olan bir delikanlı bunu mutlaka gidermek isteyecektir. Eğer aileler onları elinden tutup piste getirirse bu tutkusunu daha güvenli bir ortamda giderir. Yanmaz tulumlar içinde, savaş jetlerindeki gibi kemerlerin, yangın tertibatı gibi profesyonel güvenlik önlemlerinin olduğu bir yerde bunu yapması çok daha sağlıklı."

Dünyayı gezen tır

Borusan Otomotiv Motorsports'un en önemli özelliği tüm teknik desteğin içeriden sağlanıyor olması. İbrahim Okyay, sponsor paralarıyla yurtdışından araç ya da garaj kiralamak yerine kendi ekiplerini gittikleri her yere götürdüklerini anlatıyor. Her yarışa yaklaşık 10-15 kişilik bir ekip gidiyor. TIR 2008 yılından beri yaklaşık beş kez dünya turu yapmış. İçinde pilotların dinlenme, yemek yeme ve tüm ihtiyaçlarını gidermeleri için özel olarak hazırlanmış bir oturma bölümü de bulunuyor. İki katlı TIR'ın üst katına otomobiller, alt katına ise gerekli tüm teknik eşyalar yerleştiriliyor. Ayrıca mobil mutfak ve yaklaşık 65 metrekarelik bir çadır da bulunuyor. Yedi yıldır takımın yemeklerini aynı zamanda TIR'ın şoförü de olan Hüseyin Toka yapıyor. Gittikleri yerlerde beslenme düzenleri değişmesin diye Türk yemekleri ya da makarna gibi karbonhidratlar tüketiyorlar. Okyay, "Gittiğimiz yerlerde TIR'ımız bizim evimiz oluyor. Döşemesinden duvarlara kadar garajı bir fuar alanına çeviriyoruz. TIR gidilen ülkeye göre bir hafta ya da 10 gün önceden yola çıkıyor" diyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hızlı olmak için acele etmemek gerek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz