'Bize Atatürk'ü, Türkçeyi ve şakacı olmayı öğretti'

Giriş Tarihi: 3.1.2016
'Bize Atatürk'ü, Türkçeyi ve şakacı olmayı öğretti'

Şener Şen sinemamızın duayen oyuncularından. Bu konuda herkes hemfikir. Ama o aynı zamanda bir öğretmen. Oynadığı reklam filminde o günlerini hatırlatıyor bize. Peki Şen nasıl bir öğretmendi? 48 yıl önce, Malazgirt'in Fenek Köyü'nden Şener Şen'in öğrencisi olan Şefik Bahşi'ye ulaştık. Bahşi "Çalışkan, disiplinli, şakacı bir öğretmendi" diyor

Doğu'da bir köy yeri. Dışarıda yağmur yağıyor. Kerpiçten bir okulun içindeyse öğrenciler Kürtçe şarkı söylüyor. Öğretmen damı akan okulun sınıfında ağır adımlarla dolaşıp öğrencilerin şarkı söylemesini dinliyor, güler bir yüzle. Şarkı bitince "Aferin çok güzel söylediniz" diyor ve yutkunup konuşmaya devam ediyor: "Evlatlarım kaç yıldır bu köydeyim vallahi unuttum." O sırada hafiften şımarıklık yapan kimi öğrencilerini tatlı sert uyarıyor ve "Okulun bu son günü çok güzel azıtıyorsunuz. Ama benden sonra kimi maymuna çevireceksiniz merak ediyorum" deyip yavaşça öğretmen masasına oturuyor. Bir şeyler anlatacak, derin bir nefes alıyor ve konuşmaya başlıyor "Hayat böyle bir şey işte. Her şeyin bir başlangıcı bir de sonu vardır. Bugün benim öğretmenliğimin son günü, emekli oluyorum." Gözleri doluyor, sesi titriyor... Sonra öğrencileriyle topluca bir fotoğraf çekiniyor ve öğretmenliğe noktayı koyup İstanbul'a geliyor. Gönül Yarası'nda Şener Şen, Nazım öğretmen olarak mesleğine böyle veda eder. Bu bir film sahnesi belki, ama muhtemel çekimler sırasında Şen, yıllar önce Muş'un Malazgirt ilçesine bağlı Fenek Köyü'nde öğretmenlik yaptığı yıllara gitmiştir. Hani şimdilerde bir reklam filminde "Çoğu kimse bilmez, ben gerçek hayatta da öğretmendim" dediği yıllara. Aslında 74 yaşındaki Şen'in hayatında küçük bir parantez gibi görünebilir öğretmenlik yılları. Biyografilerinde ya bir cümle geçer ya geçmez. Söyleşilerinde birkaç cümle ile geçiştirilir o yıllar. Ama önemli bir parantezdir. Ne kadar önemli olduğunu da Gönül Yarası'nda yukarıda anlattığımız sahnede ziyadesiyle duyumsatır bizlere. Şener Şen, asıl adıyla Şener Şilit Lüleburgaz'daki Kepirtepe İlköğretmen Okulu'ndan mezun olduktan sonra önce Kocaeli'nin bir köyünde sonra da Malazgirt'e 56 kilometre uzaklıktaki Fenek Köyü'nde öğretmenlik yaptı.

ELİNDE BİR BAVULLA FENEK'TE

Fenek Köyü'ne elinde bavulla gittiği 1967'de yaşı 26'dır Şen'in. Muhtar Nadir Tanışman karşılar onu. Okulun bir bölümü olan lojmana yerleşir. Şen'in bu köye atanmasının sebebi ondan önceki öğretmenin öğrencileri dövmesi. Bir gün öğretmen sınıfta "Saat nedir?" diye sorar. Bilmeyenler çıkınca öğrencileri hırpalar. Muhtar Nadir bunu duyunca soluğu kaymakamda alır. Sonrasında öğretmen görevden alınır ve Şener Şen, Fenek'e atanır. İki yıl geçirir Fenek'te Şen. Sonra içindeki tiyatro aşkı galip gelir ve öğretmenliği bırakarak İstanbul'a döner! Belki de o son gün Nazım öğretmen gibi veda eder öğrencilerine bilinmez! Peki sinemamızın kıymetli oyuncularından Şener Şen, nasıl bir öğretmendi? 15 yıldır Fenek Köyü muhtarı olan Şefik Bahşi (57) onun öğrencilerinden. Şefik Bey, "Şener Şen köye geldiğinde dokuz yaşındaydım" diyor. Şen'den önceki köy öğretmeninin saat sorusunu bilemeyenlerden o da. "Bizim köy o zaman 60 haneydi. Öğrenci olarak 60-70 kişiydik. O zamanlar öğretmen demek devlet demekti. Biraz korkardık. Ama o her şeyimizle ilgilenirdi, sağolsun. Sadece bizim değil köylünün de bir sorunu olunca çözmeye çalışırdı. Çalışkan, disiplinli ve filmlerindeki gibi şakacı bir insandı. Babacandı ve Hababam Sınıfı'ndaki Mahmut Hoca gibiydi" diyor. Bir bavulla köye gelen Şener öğretmene daha ilk günden sahip çıkmış Fenekliler. Yatak döşek bulup öğretmen lojmanını dayayıp döşemişler. Hayatın Doğu'da zor olduğunu söyleyen Şefik Bey "Batıda büyümüş biri olarak Doğu'nun o şartlarına, bize, adetlerimize çabuk uyum sağladı" diyor. Şener Şen'in öğretmenlik günlerinden küçük tüpte yemek yaptığı fotoğrafı gösteriyorum "Bu tüpü hatırlıyorum" diyor. "Bir de radyosu vardı" diye ekliyor. Hani Şener Şen'in kimi söyleşilerinde bahsettiği radyo o. Şefik Bey'in Şener Öğretmen ile ilgili unutamadığı birkaç anısı var: "Ata binmeyi çok seviyordu. 'Ben Eşkıyayım' diye atları koşturuyordu. Bir keresinde attan düşmüştü. Bir de onun evinde mahsur kalmışlığım var. O zamanlar okullarda soba vardı. Soba için de biz evden tezek götürürdük. Bazen de okulun temizliği için nöbetçi kalırdık. Ben bir keresinde nöbetçi kaldım. İşlerimi bitirince hava kararmıştı. Lojmana geçtik. Elektrik yok o yıllarda. Gaz lambası var. Soba yanıyor, yanı başına geçip ısındım. Ama eve nasıl gideceğimi düşünüyorum. 'Kal bu gece benimle, burada uyursun' dedi. 'Olmaz öğretmenim' dedim. Ağlamaya başladım. Kış kıyamet, karanlık çökmüş. Dışarıda köpekler uluyor. 'Nasıl eve gideceğim?' diye huysuzluk yapıyorum. Baktı olmuyor, beni avutamıyor 'Hadi seni evine götüreyim' dedi. Ama o sırada abim geldi. O götürdü eve."

BİR FOTOĞRAFIMIZI BİLE YOK

Şener Şen'den özlemle bahseden Şefik Bey'e 'Size ne öğretti Şener Şen?' deyince cevap veriyor: "Biz Kürtçe biliyorduk ama Türkçe'yi okulda öğrendik. Şener Şen bize Atatürk'ü, Türkçeyi ve şakacı olmayı öğretti. Onun öğrencileri olarak köyde yedi sekiz kişi kaldık. Hepimiz şakacıyız. Bazen devlet dairesine gidince şakalar yapıyorum, insanlar garipsiyor, o zaman 'Ben Şener Şen'in öğrencisiyim" diyorum. Eskiden insanlar inanırdı. Ama son yıllarda kimseyi inandıramıyorum. Çünkü kimse Şener Şen'in öğretmen olduğunu bilmiyor. 'Hadi oradan' der gibi bakıp, 'Fotoğrafınız var mı diyorlar. Yok vallahi." Nazım öğretmen öğrencileriyle fotoğraf çektirip veda ediyor ya onlara. Fenek Köyü'nde de öğrencileriyle fotoğraf çektirmiş Şener Şen. Şefik Bey anlatıyor: "Çok iyi hatırlıyorum. Bizi sınıfta topladı. Elinde bir makine. 'Şimdi' dedi 'Hepiniz şuraya bakın oradan kuş çıkacak'. Baktık söylediği yere. Bir anda bir aydınlık oldu, gözlerimiz kamaştı. Sonra baktık kuş yok ortada. Dedik 'Öğretmenim kuş nerede?' Dedi 'Bu, fotoğraf makinesi. Sizin fotoğrafınızı çektim.' O fotoğraf ondadır. Bir gün buluşursak bir kopyasını isteyeceğim."

'SICAKKANLI GÜLEÇ VE ESPRİLİ BİR İNSANDI'

Doğan Ebubekir, Şener Şen Fenek Köyü'nde öğretmenlik yaparken Malazgirt'te yaşayan çocuklardan. Twitter'da attığı bir tweet sayesinde kendisine ulaştık. Doğan Bey'in öğretmenliğini yapmamış ama o Şener Şen'i Malazgirt'e gelip gittiği için hatırlıyor. Gerisini kendisinden dinleyelim: ""Ben o yıllarda çocuktum, Malazgirt ilçe merkezinde yaşıyordum. Şener Şen, Fenek Köyü'nde öğretmenlik yapıyordu. İlçeye sık sık gelir giderdi. Abimin radyo tamir dükkanı vardı, birkaç kez dükkana gelmişliği var. Çok sıcakkanlı, güleç yüzlü birisiydi. Şakacıydı, iyi espriler yapardı. İlçenin popüler simaları arasındaydı. İnsanlarla nasıl iletişim kurulacağını biliyordu. Birkaç yıl kaldı. Sonra gitti. Onu daha sonra filmlerde gördük. Hatta ilçe halkı arasında "Aaa bu Şener öğretmen değil mi?" diye iddiaya bile girildi. O yıllarda ilçeye ya yürüyerek ya da Doc kamyonetin kasasında gelinirdi köylerden. Şener Bey de muhtemel ilçeye gelirken yürümüştür.

DOĞU İNSANINI İYİ BİLİR

Sonraki yıllarda filmlerini hep izledim. Malum Türk sinemasının duayeni kendisi. Bence özellikle Züğürt Ağa'daki performansının ortaya çıkmasında Doğu'da öğretmenlik yapmasının etkisi vardır. Çünkü ilk defa o filmde bir Doğulu gerçek anlamda Doğulu gibi canlandırılıyordu. Şener Bey, Züğürt Ağa'da Doğulu insanımızı mükemmel canlandırdı. Aksanıyla, hal ve hareketleriyle Oscar'lık bir performanstır. Bence bir Doğulu'yu en iyi canlandıran Batılı aktördür kendisi. Bunda da buranın insanını tanımasının, öğretmenlik günlerinde yaşadıklarının etkisi büyüktür. Demek ki Malazgirt'te öğretmenlik yaparken herkesi gözlemlemiş."

ŞENER ŞEN: 'HAYAT BANA İNSANIMIZI GÖZLEMLEMEDE ÇOK YARDIM ETTİ'

Şener Şen ile yaptığım iki söyleşide de kendisine öğretmenlik günleriyle ilgili sorular sormuştum. İlkinde geçiştirmişti. Ama ikincisinde şöyle cevap vermişti: "Oyuncu olan insanın belli ayrıcalıkları oluyor. Farkında olmadan gözlem gücünüz gelişiyor. Ben de farkında olmadan kaydetmişim bir şeyler. Tabii bu malzemeler sonradan hayatta işime yaradı. Mesela ben gecekonduda büyüdüm. İstanbul'da ilk gecekondu oluşumu Zeytinburnu'ndadır. 1950'lerde oraya geldik. Sağımızda Anadolu'nun bir yöresi, solumuzda Rumeli'den gelmiş birileri var. Yani tam bir mozaikti. Her çeşit insan vardı. Belki o zenginlik oradan kaynaklanıyor. Üst sınıfa ait bir aileden olup İsviçre'de okusaydım bu zenginlik olmazdı. Yani bize ait insanları gözlemleme konusunda hayat bana çok yardım etti."

ŞENER ÖĞRETMENİM SİZİ ÇOK ÖZLEDİM, AH BİR KUCAKLAŞSAK
"Vallahi Şener öğretmenin çok emeği var üzerimde. Kendisiyle köyden gittikten sonra hiç görüşmedik. Çok özledim onu. Burnumda tütüyor. Uzun yıllar kendisine ulaşmak istedim ama başaramadım. Onunla şöyle kocaman kucaklaşsam ve oturup karşılıklı demli bir çay içsek gözüp açık gitmez. Belki sizin sayenizde sesimi duyar. Şener öğretmenim, çok uzaklarda bir köyde, sizi özleyen öğrencileriniz var. Bir araya gelsek eski günleri yad etsek ne dersiniz?"

ARKADAŞINA GÖNDER
'Bize Atatürk'ü, Türkçeyi ve şakacı olmayı öğretti'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz