Savaşın mağduru hep kadınlar

Giriş Tarihi: 13.3.2016
Savaşın mağduru hep kadınlar

20 yıl önce Avrupa'nın göbeğinde Sırpların zulmüne maruz kalan Boşnak kadınların hikayesine odaklanan Annemin Yarası, Meryem Uzerli ve Belçim Bilgin'i bir araya getirdi. Bilgin "Filmimiz, 'savaşın bir kazananı yoktur' diyor. Savaşta herkes, en çok da kadın ve çocuklar zarar görüyor. Biz bunu Bosna üzerinden anlatıyoruz", Uzerli ise "Annemin Yarası derin bir hikaye. İnsan psikolojisinin her noktasına değiyor" diyor

Meryem Uzerli ve Belçim Bilgin'le vizyona giren filmleri Annemin Yarası'nın galasına saatler kala buluştuk. Heyecanlarına ortak olduk.

- Kadınlık hallerinden başlayalım sohbete... Bu geceye hazırlanmak için kaç saatinizi harcadınız?
- Meryem Uzerli:
Bir hesaplayayım bakalım... Yarım saat makyaj, beş dakika giyinmek. Başka bir şey kalmadı. Çabuk hazırlanırım.
- Belçim Bilgin: Setten geliyorum, tam bir koşturma. 25 dakika makyaj, beş dakika giyinme. Aynı süre Meryem'le...

- Elbisem beğenilir mi? Makyajım iyi mi kaygılarını yaşayan kadınlar mısınız?
- M.U:
Yok... Bu durumdan en mutlu olan kişi en yakınımdakiler sanırım. Rahatlık ve huzur içinde yaşıyorum, böyle kaygılarım yok. Kendimi rahat hissetmek derdindeyim. Bir insan kendini rahat hissederse enerjisi de güzel olur. Dünyada milyonlarca insan var. Tüm bu insanların fikirleri farklı olabilir. Herkes beğenmek mecburiyetinde değil. Onları mutsuz etmezsem mutlu oluyorum. Beni seven sever, sevmeyen de sevmez! Ama kimse benden rahatsız olmasın diye dua ediyorum.
- B.B: Çok daha eskiden bu tür kaygılarım vardı. Artık değiştim. Özellikle böyle günler için asıl önemli olanın yaptığım iş ve film olduğunu biliyorum. Hiç galaya da gelmeyebilirdim. Yaptığım iş orada olacaktı. Asıl önemlisi nasıl bir oyunculuk sergilediğim. Elbette güzel bir şeyler giyineyim, derli toplu olayım istiyorum ama bu kez burada denedim kıyafetleri.

HER ŞEYE YETİŞEMEM

- Bir yandan kariyer yapıp bir yandan da iyi anne olmaya çalışmak aynı zamanda eşi ya da sevgiliyi mutlu etmeye çalışmak nasıl etkiliyor sizi?
- M.U:
Her şeye yetişmeye çalışırsan sıkıntı yaşarsın. Her şeye yetişmek mecburiyetinde olduğunu kim söylüyor? Sadece kadın olarak değil insan olarak elimizden geleni yapıyoruz. İnsanları mutlu etmek ve etrafımızdakilere iyi bir şey yansıtmak için. Ama öyle bir stres içine kendimi sokmak istemiyorum. Anne olunca olay biraz değişiyor elbette. O noktada "Neyse, ben biraz iyi bir anne olsam yeter bana" demem. Hep iyi bir anne olmaya çalışıyorum. Ama bu beni yormuyor çünkü doğal olarak içimden gelen bir şey. Eğer psikolojik bir sıkıntısı yoksa tüm anneler, iyi anne olmak için uğraşır. Her çocuk için doğru anne kendi annesidir. Buna kısmet de, kader de, karma de... Neye inanıyorsan inan bu böyle. Kendime her şeye yetişmem lazım diye baskı yapmıyorum.
- B.B: Bence kadınların gönülleri o kadar geniş ki... Bunların üzerimize binen yük olduğunu biz düşünüyoruz. Biri de çıkar: "Bunların hiçbirini önemsemiyorum" deyip nihilist bir biçimde yaşar... Çocuğu da yapar, o çocuk da bir şekilde büyür. Tüm bu saydığın şeyler için en iyisi olmasına çabalarken, bazen yorgunluktan bittiğim anlar oluyor. Bir yandan da oynadığım her karakterle bambaşka bir yolculuğa çıkıyorum. Orada da keyif ve acı var. Bazen çok büyük travmalarla yüzleşiyorum. Annemin Yarası'ndaki Nerma öyle biri. Böyle zamanlarda yaşadığım hayata bakıp, şükredip bazı hayatların büyük zorluklardan geçtiğini anlıyorum. Kadın olmak zor ama bir yandan da çok komplike bir şey. Doğanın bize verdiği annelik bir ayrıcalık. Oynadığım karakter annelik üzerinden bir travma yaşamış biri. Kendi beynini manipüle ederek bunu yapmaya çalışmış. İnsan beyni o kadar enteresan ki, baş edemediğimiz şeylere farklı reaksiyonlar gösteriyor.

ARKADAŞINA GÖNDER
Savaşın mağduru hep kadınlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz