Hiç oynamadım ama un tarihini yazarım

Giriş Tarihi: 3.4.2016
Hiç oynamadım ama futbolun tarihini yazarım

Cruyff, cu ve teknik direktörlük kariyeri parlak futbol adamları listesinin zirvesinde yer alıyordu. Bir de bu oyunu oynamadan tarihe geçenler var. İşte, Sacchi’nin tabiriyle “İyi jokey olmak için önce at olmaya gerek olmadığının” kanıtı üç futbol insanı

EZBERBOZAN...
Kariyerine ayakkabı satıcısı olarak başladı. Ama kendi tabiriyle 'ömür boyu bu işi yapamayacağını, dahası yapmak da istemediğini' daha 20'li yaşlarda anlamıştı... Arrigo Sacchi, seyrederek büyüdüğü "Muhteşem Macarlar", di Stefano'lu Real Madrid ve tabii Total 'un anavatanı Hollanda gibi takımlardan ilhan almış, aklında futbola dair çılgın fikirler, teknik adam olmayı kafaya koymuştu. İlk takımı amatör Baracca Lugo'da kendisi 26, kaleci ise 39 yaşındaydı. Sonraları uzmanlaşacağı insan yönetimi sanatının stajını yapıyordu adeta. Asıl çıkışı yaptığı 3. lig ekibi Parma ile ilk sezondan şampiyonluğu yakaladı, ertesi sezonsa birinci lig Serie A'yı sadece üç puanla kaçırdı. Sacchi'nin kaderini değiştirense o sezon kupada 'ı elemesi oldu. Berlusconi, oynattığı futboldan çok etkilendiği adı sanı duyulmamış bu adamı Milan'ın başına geçirdiğinde Sacchi daha 41 yaşındaydı. İtalyan medyasının "Hayatında hiç top oynamamış" yorumlarına verdiği efsane, "İyi bir jokey olmak için önce at olmak gerektiğini bilmiyordum" yanıtı, 'top tepmeden' teknik adamlık kariyerine atılanların başucu sloganı haline geldi. dört yıl seki z kupa İlk sezonunda Milan'ı şampiyonluğa taşıyan, iki üst üste Şampiyon Kulüpler Kupası dahil dört yıla sekiz kupa sığdıran Sacchi, defansif futbolun kalesindeki tüm ezberleri bozdu. Takımın boyunun en fazla 25 metre olması gerektiği söylüyordu usta hoca. Defansı önde kurup ofsayt kuralını adeta bir libero gibi kullandı, presle rakibi boğan ve tüm takımın tek bir vücut gibi hareket ettiği ofansif felsefesiyle, gelmiş geçmiş en iyi takımlarından birini yarattı. Hayali topla antrenmanın mucidi, 1991'de Milan'dan ayrıldı. Fakat onun mirası sayesinde Milan sonraki beş sezonun dördünde şampiyonluğa uzandı. CV'sine milli takımla 1994'te bir de dünya ikinciliği ekleyen ve iki gün önce 70 yaşında giren Arrigo Sacchi, asla profesyonel top oynamadan, kendisinin de büyük katkı yaptığı futbol tarihindeki yerini aldı.

SAKİN GÜÇ
Sacchi 1994 Dünya Kupası finalini penaltılarla kaybederken, rakip kulübede, onunla benzer bir kaderi paylaşan sakin bir adam oturuyordu: Meslektaşı Carlos Alberto Parreira. O da tıpkı karizmatik İtalyan gibi futbol oynamamıştı. Fitness hocalığından teknik direktörlüğe terfi eden lı, beş ayrı takımı dünya kupalarına götüren ve 94'te ülkesinin takımını 24 yıl sonra zafere taşıyan adam olarak tarihe geçti. Brezilya genlerine aykırı sistemi nedeniyle eleştirilen, hatta "Brezilya Parreira'ya rağmen kazandı" denilen teknik adam, sadece bir sene sonra Fenerbahçe'nin başına geçti ve sarı lacivertlilere 90'lı yıllardaki tek şampiyonluğunu kazandırdı. Kemalettin'e verdiği görevle Türkiye'yi gerçek anlamda ön libero kavramıyla tanıştıran ve kadroyu aklındaki sisteme değil sistemi kadroya uyduran Parreira için, Aykut Kocaman yıllar sonra "En çok şey öğrendiğim hoca" diyecekti. Sakin güç Parreira 2004'te Brezilya ile bir de Copa America zaferi yaşadı.

ARSENE KİM?
Profesyonel futbol oynamadan, dünyanın en renkli ve tutucu liglerinden birinin kaderini değiştiren adam oldu Arsene Wenger. Teknik direktörlük diplomasını aldığında 32 yaşındaydı. Galatasaray'ın 88-89 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finaline yürüyüşü sırasında, çeyrek finalde elediği Monaco'nun başında o vardı. Ardından bir süre Japonya'da çalıştı ve 1996'da Arsenal'ın başına geçti. O gün bu tanınmamış adamı "Arsene kim?" başlığıyla küçümseyen İngiliz basınına, kim olduğunu çok geçmeden kanıtlayacaktı. Ada'nın hiç de alışkın olmadığı estetik, top mülkiyetine dayalı bir sistemle, 20 yıla, biri namağlup üç lig şampiyonluğu altı da FA Cup zaferi sığdırdı. Sadece saha içinde değil saha dışındaki yöntemleri de çığır açtı. Oyuncuların beslenmesinden antrenman tekniklerine kadar İngiliz futbolunda pek çok tabuyu yıkan Fransız, 'profesör' diye anılmaya başlandı. Evet, bazen aşırıya kaçan inatçılığı, kasada para olsa da transfer yapmama ısrarı ve 12 yıldır gelmeyen şampiyonluk, onu son dönemde eleştirilerin odağı haline getirdi. Ancak ne olursa olsun Wenger, üst düzey futbol oynamadan oyunda böyle derin iz bırakan en önemli futbol adamlarından biri...
ARKADAŞINA GÖNDER
Hiç oynamadım ama futbolun tarihini yazarım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz