Benim hiç hayalim olmadı ki!

Giriş Tarihi: 10.4.2016
Benim hiç hayalim olmadı ki!

Babası, boşanmak isteyen annesini kaynar suyla yaktı. Derin ikinci derecede yanık olan annenin tedavisi sürüyor. 17 yaşındaki G. D. “Hayal bile kuramıyorum. Yaşamımın ilerisini düşünemiyorum. Yaşadıklarım, yaşımdan büyük.” diyor

Gün geçmiyor ki aile içi şiddet yaşanmasın. Bu kez de uyuyan karısının yüzünü kaynar suyla yakan kocanın dehşeti kamuoyunda yankılandı. Kocası Ahmet D. tarafından, boşanmak istediği için kaynar suyla yakılan Ayten D. (43), yaklaşık 11 gündür Derince Devlet Araştırma Hastanesi Yanık Ünitesi'nde tedavi görüyor. Uzaklaştırma kararına rağmen bu faciaya neden olan koca Ahmet D. ise serbest bırakıldı. Olayın taraflarıyla konuşmak üzere İzmit'teydik. İlk durağımız Derince Hastanesi'ydi. Ayten D. için görüşe izin verilmiyordu. Hastane yetkilileri ise, yanık servisinin kapısında güvenlik elemanlarının beklediğini söyledi. Sonrasında Ayten D.'nin kızı G. D. ile irtibata geçerek, Cumhuriyet Parkı'nda röportaj yapmak üzere sözleştik.

AİLE FOTOĞRAFIMIZ YOK
Aile içi şiddetin başta karı kocanın aynı zamanda çocukları ve yakın çevreyi nasıl bir ruh haline soktuğunu dinledik. Ailenin en büyük çocuğu 17 yaşındaki kızı G. D. lise 2'inci sınıfta eğitimini yarıda bırakmış. İki erkek kardeşi var. Anlattıklarından tedirginliğini hissedebiliyorsunuz. Çünkü tam açılamıyor... Ama satır aralarında sarf ettiği, "Yaşım 17 ama yaşadıklarım yaşımdan bayağı büyük", "Gelecekte neredeyim, göremiyorum. Hayal kurmuyorum ki" gibi cümleleri oldukça çarpıcıydı... G. D.'den tüm aile fertlerinin olduğu bir fotoğraf istiyoruz. Yanıtı, "Aile fotoğrafımız gerçekten hiç yok. Niye çekilmediğimizi bilmiyorum. Düğünlerde çekiliriz ama ayrı ayrı" oluyor. Röportaj sonrası konuşmak üzere, babaannenin ve ayrıca ailenin yaşadığı Yenişehir Mahallesi'ndeki evlerine gittik. Babaannenin evinde, karısını kaynar su ile yakan Ahmet D. de vardı. Eve gelip, konuşmak istediğimizi söyledik. Ancak, tek katlı evin balkonundaki A. D. hemen içeriye girdi. Röportaj teklifimiz kabul edilmedi. Sonraki istikamet çiftin, çocuklarıyla yaşadığı mahalleydi. Oturdukları evde kimse yoktu. Mahalleli hemen her gün ailenin tartışma yaşadığını, mahalle sakinlerinin artık bundan rahatsızlık duyduğunu söylüyor. Şimdi karşımızda geleceğini göremeyen 17 yaşındaki G. var.

- Bu yaşananlara bir abla, bir kız çocuğu olarak ne diyorsunuz?
- Onların yaptıklarıyla çocukların da psikolojisi bozuluyor. Şok oldum. Bir insan bu kadar acımasız olamaz ki. Babam böyle şey yapmaz diye düşündüm. İlk gün çok kötü oldum. İlk duyduğum an yıkıldım. i gördükten sonra bir daha ayağa kalkabilecek mi diye düşündüm. İnsan o acıyı çekmeyi hak etmiyor ki... Sonuçta kadın seni istemiyor, daha neyin mücadelesindesin ben anlamıyorum.

- Olaydan sizin nasıl haberiniz oldu?
- Gece saat 23.00'tü. Kardeşim aradı, "Babam annemi yaktı. Şimdi ambulansla götürdüler hastaneye" dedi. Taksiyle hemen hastaneye gittim. Duyduğum an yıkıldım.

- İlk gördüğünde nasıldı annenizin durumu?
- Çok kötüydü, tanıyamadım. O an çok kötü oldum.

- Kardeşlerinizin psikolojisi nasıl? Bütün bu yaşananlar psikolojinizi nasıl etkiledi?
- Tabii ki bizi de kötü etkiliyor. Küçük kardeşim çok ağlıyor. Küçük olan erkek, 12 yaşında daha. Diğer erkek kardeşim de 15 yaşında. Onun psikolojisi zaten bozuk. Kardeşlerimi telefonla konuşturdum annemle. Küçük kardeşim çok ağladı.

- Ne zamandır çalışıyorsunuz?
- Altı yedi aydan beri. Asıl mesleğim kuaförlük. Şu an annem hasta diye ara verdim.

- Hedefiniz ne, geleceğe dair planlarınız var mı?
- Sadece annem iyileşsin, oradan çıksın. Sonrasını düşünemiyorum. Bir hedef koysam ilerleyemem, sadece bunu biliyorum.

- Neden bu kadar umutsuz konuşuyorsunuz?
- Ailem bu şekildeyken ne yapabilirim ki. Ayrıca iki aile arasında kalıyorsunuz. Halamlar o taraftan baskı yapıyor, "Anneni bırak, buraya gel" diyorlar. Babam da, "Babaannenin yanında kal" diye baskı yapıyor. Kadın o haldeyken... Düşmanın da olsa.... Beni doğuran o kadın, kızıyım yani. Orada bırakamam onu...

- Babanızın ailesiyle aranız nasıl?
- Halamlarla konuşmuyorum. Annemle de boşanma nedeniyle lılar zaten.

- Çocuklar da arada kalıyor herhalde?
- Evet, hem de çok kalıyo-
rum. "Anneni bırak gel" diyor halamlar. Bu kadını bu halde bırakamam.

- Babanız çalışıyor mu?
- Evet. Güvenlik işinde.

- Anneniz nerede çalışıyor?
- Lokantada, aşçı.

- Anne babanız nasıl tanışıp, evlenmişler?
- Görücü usulüyle.

- Anne, babanızın eğitim durumu nedir?
- Babam ilkokul, annem ortaokul mezunu.

- Babanız daha önce annenize şiddet uyguladı mı?
- Çok kavga edip, birbirinin üzerine yürüyorlardı. Ama öyle dövme falan yoktu. Zaten bu olayı yaparken de babam alkollüymüş.

- Babanızın psikolojik sorunları var mıydı, bir ilaç kullanıyor muydu?
- Bilmiyorum. Annem söylüyor psikolojisi bozuk diye. Bir ilaç kullanmıyor. Her akşam içiyor. Evde içmiyor, dışarıda içip
geliyor. Sürekli bir bağırış, çağırış oluyor. Gece yatarken duyuyoruz seslerini. Zaten bu nedenlerle annem boşanmak istiyor ama babam kesinlikle istemiyor. Annem "Boşanacağım" deyince, kadını yakıyor sonra aileyi bir araya toplayalım gibi lafları hâlâ söylemeye devam ediyor... Kimse kimseye bunu yapamaz! Yani bir insan bu kadar acımasız olamaz... İnsan düşmanına yapamaz. Annemin yüzü çok kötü, tanınmayacak halde.

- Hastanede annenizin yanında sizden başka kimse var mı?
- Dayımlar da her gün geliyorlar.

- Bu olaydan sonra babanızla konuştunuz mu hiç?
- Hayır, konuşmadım.

- Babaanneniz ne diyor, bütün bu olanlara?
- Babaannem de önce annemi savundu. Babamı suçladı. Annem gazetecilerle konuştu, yalan yalan yanlış şeyler yazıldı. Doğruların yazılması önemli. İşin içine gazeteciler girince gerçekten herkes sinirlendi.

- Bir kadının yüzüne sıcak su dökülmüş, niye yalan söylesin?
- Babam alkol kullanıyor diye annem boşanmak istiyor. Burada sadece babamı da suçlayamam. Babam da annemi suçluyor, "Eve yardımcı olmuyorsun, eve bakmıyorsun" diye. İkisi de birbirini suçluyor. Babam annemin çalışmasını istemiyor.

- Bunları babana söyleyebiliyor musun, babanla iletişimin nasıl?
- Hayır söyleyemiyorum. Babamla iletişimim yok. Ben yakın değilim. Babaannem büyüttüğü için her şeyi babaanneme söylüyordum. Annemle de her şeyi paylaşıyordum. Baba kız ilişkisi yoktu. Oturup iki muhabbet etmişliğimiz bile asla yoktur.

- Niye?
- Çok bağırarak konuşuyor. Her şeyi kısıtlıyor. Bakkala gitmeme karışanla nasıl konuşayım ki.

- Kıskanç mıdır?
- Evet, kıskançtır. Babaannem bana güveniyor ama o güvenmiyordu.

- Annene de mi öyle davranıyordu?
- Evet. Ama ben kimseyi suçlamıyorum. Sadece ortada bir anlaşmazlık var.

Hayati tehlikesi sürüyor, deri nakli gerekebilir
Ayten D.'nin tedavisini Yanık Merkezi Sorumlu Hekimi Operatör Dr. Murat Güven takip ediyor. Güven, hastanın durumunu şu cümlelerle özetledi: "Hastanın hayati tehlikesi devam ediyor. Yoğun bakımda tedavisi sürüyor. Kendisi derin ikinci derece yanık durumda. Özellikle göğsün üst bölümü ve iki kolunun üstü. Şu an ilaç ve pansuman tedavisi sürüyor. Bu tedaviye göre ameliyat ve deri nakli gerekebilir. Tedavi sonucu buna karar verilecek. Bu nedenle taburcu tarihi de belli değil."

Kendisi ve çocukları için hâlâ korkuyor
Ayten D.'nin avukatı Nuri Tan da, tüm süreci şöyle anlattı: "Mart 2015'te şiddetli geçimsizlik ve alkol problemi nedeniyle boşanma davası açtık. Ama maddi imkansızlığı nedeniyle aynı evde yaşamak zorunda kaldı. Baskılar artınca da tedbir talebinde bulunarak, uzaklaştırma kararı aldık. Ama yedek anahtarla eve giriyormuş. Kadın da, gündelik temizlik işinde çalıştığı o sırada evde olmuyordu. Bu durum birkaç kez polise şikayet edilmiş. Olayın olduğu gün de, kadın akşam eve giderken kocasını evde görüyor. Sarhoş olduğunu da görünce "Çık" deyince, "Tamam çıkacağım" demiş. Bunun üzerine kadın da uyumak için yatağına gitmiş. O sırada adam çaydanlıktaki kaynar suyu kadının başından aşağıya dökmüş. Prosedür olarak karakolda ifadesi alınıp savcılığa bildirilmiş. Rutin bir karı koca çatışması anlaşılmış herhalde. O nedenle karakoldan serbest bırakılmış. Koca, parasını alkole yatıran birisi. O nedenle karısının parasından da evden de olmak istemiyor. Bu nedenle de boşanmak istemiyor. Ben bildim bileli, kadıncağız 20 yıldır temizliğe gidiyor. Sigortalı da değil. Ben kendisini kaza olduktan sonra, gördüm. Kendisi bana, "Kızım, çocuklarım için de korkuyorum. Hastanede olmama rağmen de korkuyorum" dedi. Perşembe günü boşanma davasının duruşması vardı. Biz ayrıca Aile Mahkemesi'ne başvurarak, çocukları, yakınları için de tedbir talebinde bulunduk."

BANA BİR ŞEY YAPACAK KADAR ACIMASIZ OLAMAZ

- Korumayla gezdiğinizi söylüyorsun...
- Sanırım babamın ailesi nedeniyle.

- Babanız sizi tehdit mi ediyor?
- Bu olaydan sonra sinirlenip söyledi.

- Ne söyledi?
- Babam demedi pardon, halamlar demişti. "Hastaneye geleceğiz seni de yok edeceğiz falan."

- Polise bunu söylediniz mi?
- Evet, söyledim.

- Şimdi korkuyor musunuz?
- Evet. Ama babaannemden korkum yok. Halamlar falan öyle konuşunca...

- Babanızdan korkuyor musunuz?
- Korkmuyorum, hiçbir şey yapmaz diye umuyorum. O kadar da acımasız olamaz.

- Korumanız nerede, şu an onu görüyor musunuz?
- Evet, görüyorum. Kendimi daha güvenlikli hissediyorum. Yoksa buraya filan gelemem.

GELECEĞİMİ GÖREMİYORUM

- Geleceğinizi nasıl çiziyorsunuz, nasıl görüyorsunuz?
- Ben kendimi ilerlerde göremiyorum ki. Çünkü aile tamamen koptu. Kardeşlerim babaannemin yanında. Annemle babam boşanıyor. Önceden iyiydi. Kendi evimiz vardı ama hep babaannemin yanında kalıyorduk. Yine öyle olsa iyi olur.

- Yaşıtlarına bakınca kendini nasıl görüyorsun?
- Tuhaf hissediyorum. Niye hep bizim başımıza geliyor gibisinden. Bazen benim ailemde mi sorun var diye düşünüyorum. Sürekli, her gün kavga yani.

- Hayalleriniz var mıydı? Küçükken de hiç hayal kurmaz mıydınız?
-Yooo. Ben hiç hayal kurmadım.

- Neden?
- Bizim aile biraz şeydi, disiplinliydi yani. Oturup da hiç hayal kurup büyünce şunu olayım gibi düşünmedim. Şu anda da hayal kurmuyorum. Çünkü, hayal kuramıyorum. Bir iki kez denedim, hiçbir şey olmuyor...

- Disiplinli derken...
- Babaannemin yanında büyüdüğüm için her şey kurallıydı.

- 17 yaşında bir kız çocuğu olarak bu yükü kaldırabiliyor musunuz?
- Şu an kaldırıyorum, çünkü annem iyiye gidiyor. Ben istiyorum ki, her şey düzelsin. Babaannemin annemle arası iyi olsa, her şey düzelir. Bana öyle geliyor. Benim psikolojim o kadar kötü değil. Çünkü alıştım, gerçekten. Ama babaannem "Boşansan da gel burada kal" diyor anneme.

- Yaşın küçük ama daha...
- Yani... Ama yaşadıklarım, yaşımdan bayağı büyük...

- 15 yaşındaki kardeşiniz okuyor mu?
- Okumuyor. Sürekli okuldan kaçıyor. Okula gitmesi lazım.

- Nerede kalıyor kardeşleriniz şimdi?
- Şu anda babaannemde kalıyorlar.

- Siz neden okulu bıraktınız?
- Lise 2'de bıraktım. Neden bıraktım bilmiyorum. Daha doğrusu istemediler okumamı.

- Kim istemedi?
- Kimse istemedi. Annem de babaannemler de.

- Niye istemediler?
- Okulla ilgili bir iki bir şey oldu.

- Ne oldu?
- Yani okul ortamı beni bozuyor diye. Onlar da istemeyince, ben de okula gitmemeye alıştım.
ARKADAŞINA GÖNDER
Benim hiç hayalim olmadı ki!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz