Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Siz hâlâ aynı tarz mı yaşıyorsunuz?

Giriş Tarihi: 10.4.2016
Siz hâlâ aynı tarz mı yaşıyorsunuz?

Hızla kirlenen dünyada yeni nesil yaşam tarzları gelişiyor. Aşırı tüketimin önünü alabilmek için paylaşımcı ekonomiyi tercih etmek, küresel ısınmayı artırıcı gıdaları tüketmemek, çöp oluşturmamak ya da ulaşımı yürüyerek sağlamak bu yöntemlerden sadece birkaçı. Ve üstelik böyle yaşamayı tercih edenlerin sayısı her geçen gün artıyor

Evet, insanlar artık yeni yaşam tarzlarının peşinde. Bu yeni yaşam tarzının başlıca hedefi ise doğayı ve kaynaklarını korumak. Bu konudaki birçok yeni oluşum, grup ve sivil toplum kuruluşları var. Deneyimlerini internet üzerinden paylaşıyor ve bu bilincin giderek yayılmasına katkıda bulunuyorlar. Şimdi büyükşehrin göbeğinde gübre yapan, işine yürüyerek giden, beş yıldır ajanda kullanmayan, arabasını bilgisini paylaşan insanlar var ve onlar bu hafta konuğumuz.

MÜNEVVER BAYHAN (Dernek yöneticisi)

Maslak'ta gübre yapıyorum
'dan kaçma şansım da isteğim de yok. Büyükşehrin göbeğinde Maslak'ta nasıl doğayla daha uyumlu yaşayabilirimin derdindeyim. Atıklarımı artık sadece evsel ve geri dönüştürülebilir olarak değil bir de gübre için ayırıyorum. Mutfak atıklarımızdan uygun olanlarını karbonla karıştırarak (kağıt, kuru yaprak gibi) bahçede açtığımız çukurda gübreleşmesini ve toprağa dönüşmesini seyrediyoruz. Deterjanlardan bio çözünür içerikte olmayanları alışveriş listemden çıkardım. Birkaç ana maddeyle evde deterjan üretmenin mümkün olduğunu öğrendim. Şişelenmiş su tüketmiyorum. Alışverişlerimde çantama sokabileceğim şeyler için (ilaç, kitap gibi) torba tekliflerini geri çeviriyorum. Büyük market alışverişlerimde kendi çantamı mutlaka götürüyorum. Bahçede ise gıdamızı dönüştürmenin şart olduğunu anladığımız için Maslak'ın göbeğinde boş bulduğumuz her köşeye güvenle tüketebileceğimiz sebzeler ektik. Kendi üretemediğim meyve ve sebzeleri, ekmeği özenle üreten üreticilerden temin ediyorum.

ALMİLA CEREN BAYKAN (Mühendis)

Araba paylaşımı ile yeni dostlar edindim
Paylaşımcı ekonomi üzerine bir oluşumda biyo mühendis olarak çalışıyorum. İstanbul'un şehir dışı sayılabilecek bir noktasında oturduğum için araba paylaşımı en çok uyguladıklarım arasında. Çoğu parasal tasarruf amacı ile bile değil; doğa için küçük de olsa bir şeyler yapabiliyor olmanın hissettirdikleri paha biçilemez! Üstelik İstanbul'un o stresli trafiğinde çok iyi yol arkadaşları ediniyor olmam da artısı. Ayrıca otopark paylaşımında da bulunuyorum. Büyük şehirlerde kullanmadığınız park yerlerini kiralayarak otopark probleminin çözümüne bir nebze de olsa katkıda bulunabilirsiniz. Bir başka konu da, askıda yiyecek-içecek uygulamaları. En güzel kısmı da isimsiz olarak paylaşılıyor olması. Ayrıca, sadece somut şeyleri değil, zamanımızı, bilgimizi ve yeteneklerimizi de paylaşabiliyoruz. Ben bu noktada küçük arkadaşlarımızla eğitimli olduğum konuları paylaşmayı tercih ediyorum. Hiç tahmin etmeseniz de paylaşım sırasında onlardan da çok şey öğreniyorum.

YAZ GÜVENDİ (Eko aktivisti)

Siz de suyunuzu matarada taşıyabilirsiniz
Her gün kendime, "Nasıl yaparım da gezegeni daha az kirleterek yaşarım" sorusunu sorarım. Değişimin önce insanın kendinde başladığına inanıyorum. Seneler önce İstiklal Caddesi'nde yürürken yolda biri bana, "Her gün bir plastik şişe satın alacağına mataranı yanında taşısan ve evden çıkmadan su doldursan ne kadar tasarruf edersin biliyor musun" dedi ve ben o gün hayatımdan plastik şişeyi çıkardım. Plastiksiz yaşamaya çabalarken kıyafet alışverişime de dikkat etmeye başladım. İnsanlarla bir örnek giyinmeyi hiçbir zaman sevmemiştim zaten. Bu yüzden vintage (ikinci el giysi) yaşam tarzına geçmem çok zor olmadı. Öncelikle etrafımda bu tür kıyafet satan bir sürü mağaza olduğunu keşfettim. Ardından bit pazarlarını buldum ve kıyafetlerimi oradan satın almaya başladım. Birçok yabancı markanın vintage bölümü açtığını göreceksiniz. Müşteriler artık bilinçli, tekstil endüstrisinin dünyaya etkilerini düşünüyor ve eski kıyafetlere yöneliyor. Biz neyi bekliyoruz?

NAZ ÜNAL (Sanat yönetmeni)

Ulaşım aracım spor ayakkabılarım
Tüm yaşam döngüsü düşünüldüğünde, küresel sistem, ekoloji, ekonomi, enerji gibi kavramların korunması toplumsal olarak hepimizin sorumluluğunda. Benim de bireysel olarak uygulamalarım var. Kimyasal ürünlerden uzak duruyorum. Tamamı biyolojik olarak parçalanabilir ve kullanıcı güvenliği ön planda tutulmuş ürünleri tercih ediyorum. Kimyasal içerikli ürün kullananlar evlerini, eşyalarını, giysilerini temizlerken bedenlerini, suyu, toprağı ve havayı nasıl kirlettiklerinin farkına varmıyor. Doğada çözünebildiği için çevreye saygılı olan ürünler, kişisel sağlığım açısından da çok daha iyi. O yüzden doğal bileşenlerden üretilen, 'Ecolabel' sertifikalı, doğada %99 oranında çözülebilen ürünleri tercih ediyorum. Cilt bakımı için temizleyici etkisi oldukça iyi olan gül suyundan imal edilen doğal ürünleri kullanıyorum. Vücut peelingi için de içtiğim filtre kahvenin posasını. Bu yöntemle, çöpe gidecek bir şeyi de geri kazanıyorum. Geri dönüşüme kazandırılabilen her şeyi ayırıyorum; kağıt, şişe, metal yanında atık yağları, bitmiş pilleri, eski kıyafetleri de geri dönüşüm noktalarına bırakıyorum. İnsan faaliyetleri arasında neredeyse sıfır karbon salınımı olan şey, yürümek. Bu yüzden, her yere yürüyerek gitmeye çalışıyorum. Olmadı, toplu taşıma kullanıyorum.

YAVUZHAN DOĞAN (Oyuncu-metin yazarı)

Ucuz diye kilolorca almıyorum
Bence herkesin, Gandhi'nin, "Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil." sözüne kulak vermesi lazım. Dünyada açlıkla savaşan yüz binlerce insan varken, çöpe yemek atmak bence ahlaki olarak kabul edilemez. Ailemden gelen bir israf etmeme ve kıymet bilme düsturum var. O nedenle sadece tüketebileceğim kadarını satın alıyorum. Haftada bir kez, semt pazarından alışveriş yapıyorum ve sadece eşimle benim bir haftalık yiyeceğimiz kadar ürün alıyorum. Dolayısıyla; pazardan eve kilolarca sebze ve meyve ile dönmek yerine, o hafta yapılacak iki veya üç çeşit yemeğin tam malzemesiyle dönüyorum. Böylece hem taze ürünlerle yemek yapıyorum hem de dolapta çürüyen ürünlerim olmuyor. Mümkün olduğunca, mevsiminde yetişmiş ürünleri tüketmeye çalışıyorum. Aralık'ta çilek aramıyorum yani. Kendi konservelerimi yapmaya uğraşıyorum. Olabildiğince yerel gıdalarla beslenmeye çalışıyorum. Kastamonu sarımsağı dururken, Çin sarımsağı almıyorum. Türkiye'de hemen her şey yetişiyor. Yabancı markaların tarım ürünlerine ihtiyaç duymuyorum. Kıtalararası gıda satışına da karşıyım. Küresel zincirlerin; topraklarını, denizlerini kullandığı birçok topluluk aç kalmıştır. Bir, iki kişi değil, topluluktan bahsediyorum.

ÖZDEN AKYILDIZ (Şirket sahibi)

Hiç ajanda ve not defteri almadım
Hayatımın her alanında sadece ihtiyacım olanı kadarını tüketmeye özen gösteririm. Doğal kaynaklarımızı israf etmemek, korumanın en önemli adımı. Bu nedenle mümkün olduğunca az kağıt kullanıyorum. Son beş yılda kendime hiç ajanda veya not defteri almadım. Ofiste muhakkak müsvedde kağıtları kullanırım. Çünkü gereksizce harcanan her temiz A4, bana göre bir ağacın dallarını kıra kıra yok etmek ile eş değer. Kompost için gıda atıklarını değerlendiriyoruz. Ev ve ofisteki kahve çöplerimizi biriktirip kompost yapıyoruz. Hem sağlığım hem de yakıt tüketimini azaltmak için mümkün olduğu kadar yürüyerek ulaşımımı sağlıyorum. Yakın dönemde elektrikli araç kullanmayı planlıyorum. Evimle ofisim arası yaklaşık 4 km. Havaların da güzelleşmesi ile muhakkak 8 km'lik bir yürüyüşüm oluyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Siz hâlâ aynı tarz mı yaşıyorsunuz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz