Keder, li kadının sürmesi olmuş

Giriş Tarihi: 1.5.2016
Keder, Filistinli kadının sürmesi olmuş

Yönetmen Tülay Gökçimen, Biz Burada Kalacağız adlı belgeselle, izleyiciyi li kadınların sına götürüyor. Belgesel, Kudüs ve Mescid-i Aksa’daki direnişi, insan hikâyeleri üzerinden işliyor, farklı bir bakış açısıyla Filistin sorununu ele alıyor

Yönetmen Tülay Gökçimen, Suriye, Arakan, Bangladeş, Etiyopya gibi nın önemli birçok ülkesine gitti, mazlum Müslüman ülkelerin durumunu anlatan belgesellere imza attı. Şimdi ise Biz Burada Kalacağız adlı bir belgeseli çekti. Belgeselde Mescid-i Aksa'da düşman nöbeti tutan Filistinli kadınların yaşamı ve ruh hallerini aktarıp Mescid-i Aksa üzerine oynanan oyunlara da değiniliyor, Filistin şehirlerin de yaşanan abluka da gözler önüne seriliyor. Gökçimen ile Biz Burada Kalacağız belgeselini konuştuk.

- Haykırış ve Savaşın Çocukları gibi belgesellerinin ardından şimdi de Biz Burada Kalacağız belgeseliyle karşımızdasınız. Bu projeye nasıl karar verdiniz?
- Filistinli taş atan çocukları görerek, Mescid-i Aksa'nın önemini dinleyerek büyüdük. Ama Kudüs'ü, Mescid-i Aksa'yı hep ulaşılmaz gördük. Koskoca bir davayı bir avuç Filistinli'nin omuzlarına bıraktık. 'i protesto etme mantığımız vardı ve sivil toplum örgütlerindeki İsrail zulmüne karşı eylemlerimden dolayı "İsrail beni Kudüs'e almaz" diye düşündüm. Savaşın Çocukları belgeselinin ardından ise Kudüs Bilinci Derneği'nden arkadaşlar aradı. "Kudüs ve Mescid-i Aksa'da nöbet tutan kadınları anlatan bir çalışma yapar mısınız?" diye sorunca belgesel fikri ortaya çıktı. Her şeyi göze alarak Kudüs'e gittim. Tüm belgesellerim farklı coğrafyalardaki mazlum Müslüman ülkelerin durumu anlatılıyor.

- Belgeselde bu kutsal şehirde yaşananların uluslararası hukuk nezdinde görmezden gelindiğine vurgu yapılıyor. Nasıl bir çalışma yürüttünüz?
- Kudüs'le ilgili tarihi ve coğrafi konumu üzerine belgeseller var ama Kudüs'teki insanların neler yaşadığını, yaşam hikâyelerini, Yahudi işgalci yerleşimcilerin yerleştirilmesini ve Mescid-i Aksa'nın nasıl işgal edildiğini anlatan bir belgesel yok. Biz ekip olarak Kudüs ve Mescid-i Aksa'da yaşayan insanların hikâyelerine eğildik, neler yaşadıklarına odaklandık.

DÖVÜLDÜLER VE TUTUKLANDILAR

- Filistinli murabıta kadınların Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'daki sivil direnişi de gözler önüne seriliyor, kaç kadınla görüştünüz?
- Erkeklerin çoğu cezaevinde olduğu için Kudüs'te kadınlar ön planda. 50 yaş altı erkeklerin ise Mescid-i Aksa'ya girmeleri yasak. Şimdi ise bireysel cezalandırmalar başladı. İsrail sürekli taktik değiştiriyor. Murabıta denilen ve düşman nöbeti tutan Filistinli kadınlar da büyük bir direniş örneği gösteriyor. Her sabah her türlü zulmü göze alarak Mescid-i Aksa'ya gidiyorlar. Giriş kapılarındaki İsrail askerine kimliklerini verdikten sonra varaka denilen numaralı kâğıtla giriş yapıp, düşman nöbetine başlıyorlar. Tam bir sivil direniş örneği. Biz de onlarla birlikte gittik. İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa'nın Megaribe kapısından giren Yahudileri, Filistinli murabıta kadınlar protesto etmek için tek yaptıkları Allah-u Ekber demek. İsrail hükümeti tarafından da büyük bir baskı görüyorlar. Son iki yıldır da uzaklaştırma cezası veriliyor, İsrail polisi tarafından dövülüyor, hatta tutuklanıyorlar. Belgesel için görüştüğümüz kadınlara, sadece tekbir getirdikleri için 15 ila 90 gün arası Kudüs'e, bir yıl ise Mescid-i Aksa'ya girmeme yasağı verildi.

- Kudüs'te sizi en çok etkileyen yaşam hikâyesi hangisiydi?
- Megaribe mahallesinde, 1967 İsrail- Arap savaşı sırasında Müslümanların çoğu savaştan dolayı ya Filistin'in başka yerlerine göçmek zorunda kalmış ya da ülke dışına çıkmış. Günümüzde o mahallede İsrailli işgalci yerleşimciler var. Tek bir Müslüman apartmanı kalmış. Atalarından kalan 890 yıllık bir binada yaşayan Ayşe (Masluhi) teyze evinde büyük bir direniş gösteriyor. Bu apartmanda 25 metrekarelik bir alanda tek başına yaşıyor ve penceresi Burak Meydanı yani Ağlama duvarını görüyor. İsrailliler evi satın almak için sürekli büyük paralar teklif ediyor. Ama o satmıyor: "Benim görevim burada kalmak. Tek üzüntüm yakında öleceğim, bu ev oğullarıma kalsın. Benim gibi onlar da İsrail'e satmasın!" diyor. Belgesele Biz Burada Kalacağız ismini boşuna vermedim. Filistinlilerin hepsinin ortak söylemi buydu. Ama İsraillilerin bir Ayşe teyzeye bile tahammülleri yok. Mescid-i Aksa'nın yanı başında evi ama onu Mescid-i Aksa'ya girmesine izin vermiyorlar.

UYANIN! KUDÜS'ÜN SİZE İHTİYACI VAR

- Bir kadın olarak sizi en çok üzen olay ne oldu, belgeselin en büyük mesajı nedir?
- Mescid-i Aksa'da görüştüğüm bir şairin dediği gibi keder, Filistinli kadının sürmesi olmuş. Kadınlarda keder de hüzün de var. Ama büyük bir direniş ve asalette var. İsrail askerinin savunmasız kadınları dövmeleri, hakaret etmeleri, direnişçi kadınları yerlerde sürüklemeleri, çelme takarak düşürmelerini duymamız bizleri derinden üzdü. İsrail kesinlikle turistlerin önünde bu zulmü uygulamıyor. Müslüman ziyaretçilerin çokluğu İsrail zulmüne bir kalkandır. Kendi öz vatanında öksüz kalmaları yürek dağlıyor. Ama yaşamak için direnmek zorundalar. İkinci gittiğimde murabıtalar bekledikleri kapıyı değiştirmek zorunda kalmışlardı. Üçüncü gittiğimde ise Mescid-i Aksa'daki kapılarda murabıta kadınlar yoktu. Hepsini tutuklamışlar. Şu an Türkiye'den murabıta talepleri var. "Gelin! Bizim yerimize burada nöbet tutun" diyorlar. Dünya Müslümanlarına "Ziyaretçi olarak gelin, Mescid-i Aksa'da dönüşümlü insan kalkanı olun" çağrıları var. Belgeselin en büyük mesajı oradaki kadınların yaşadıklarını dünyaya aktaran bir belge olması.

- Her bir Filistinli ayrı ayrı sorunlara dikkat çekiyor, ama hepsi ortak olarak dünya Müslümanlarına uyanın çağrısı yapıyor. Bir kırgınlık var mı?
- Çoğu Müslümanların neden harekete geçmediğini soruyor. "Ümmet olarak bir olursak ancak kazanabiliriz" diyorlar. Dünya kamuoyundan destek bekliyor, Mescid-i Aksa'ya sahip çıkılmasını istiyorlar. "Mescid-i Aksa sadece benim davam değil, tüm ümmetin davası, hepimizin davası. O zaman neden harekete geçmiyorsunuz? Uyanın! Kudüs'ün size ihtiyacı var' diye çağrı da bulunuyorlar. Açıkçası duyarsızlığa çok kırgınlar. Mescid-i Aksa davası zaferle sonuçlanması kesin olan bir davadır.

ONLAR GÜNÜMÜZÜN MERYEMLERİ

"Hikâyesini dinlediğimiz murabıtalardan biri Seher Natşe. Sabah namazı saati gelip öğlen ezanına kadar Mescid-i Aksa'nın Megaribe kapısında bekliyor. Beklerken yanına gelen ve Kur'an-ı Kerim'i iyi bilmeyen kadınlara ders veriyor. Evli ve yedi çocuk annesi. Ayrıca çevresinde terzi olarak biliniyor. Mescid-i Aksa'dan üç kez uzaklaştırılmış. "Filistinli anneleri öldürelim ki daha fazla terörist doğurmasınlar" diyen İsrailli kadın milletvekilini Kubbetus Sahra'ya çıkarken engellemiş ve gözaltına alınmış. İki ay Aksa'ya giriş yasağı verilmiş. Yasakları bittiği gün başka bir suçlama ile yeni yasaklar alıyor bu kadınlar. Seher Hanım, şu an Murabıtaların annesi olarak biliniyor. Çünkü yaz kış nöbet tutan kadınlara sürekli çay, çorba ikram ederek onlarla bir anne gibi ilgileniyormuş. Beytül- Makdis'e annesi tarafından adanan ve Aksa'nın muhafızı olarak hayatını bu gaye üzere geçiren ilk muhafız, ilk murabıta Hz. Meryem'dir. Onlar günümüzün Meryemleri."
ARKADAŞINA GÖNDER
Keder, Filistinli kadının sürmesi olmuş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz