X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı

  • Giriş Tarihi: 15.5.2016
Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı
Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı

Mehtap Elaidi, şartlar gereği işletme eğitimi aldı. 36 yaşında hayatının yönünü değiştirip cı oldu ve sektörün zirvesine çıktı. Hayalleri hiç bitmiyor; şimdi baba mesleği çiçekçilikle uğraşmak istiyor. Öte yandan hayatında yeni bir sayfa daha açıldı ve 17 yıl ayrılıktan sonra eski eşiyle yeniden nikah masasına oturdu. Elaidi, “52 yaşındayım. Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı” diyor

Çok tatlı, gözleri gülen ve enerjisiyle sizi sarıp sarmalayan bir kadın Mehtap Elaidi. Tasarımcıları Derneği Başkanı (MTD) olarak, sektörle ilgili defalarca yorumlarını aldığım, sorduğum her soruya cevap bulduğum bir profesyonel. Her zamankinin aksine bu sefer Elaidi ile Teşvikiye'deki mağazasında sadece moda konuşmak için buluşmadık. Çünkü Elaidi'nin hikayesi her kadına güç verecek türden. 35 yaşından sonra hep içinde ukte kalan moda ve tasarım dünyasına adım atan, şu an 20'li yaşlarında iki genç kızı olan, hem kendi markasını güçlendiren hem de MTD'nin başkanı olacak kadar sektörde etkin olan bir kadın. Bir yandan da babasının izinden "Bir gün çiçek mağazası açacağım. Çiçekçilik yapacağım. Şimdi bu düşünce demleniyor içimde" diyen, hayalleri asla bitmeyen bir kadın Elaidi... Aldığı eğitim işletme. Profesyonel hayatına ilk adım attığı iş gemi sigorta broker'lığı... Üniversitede aşk evliliği yapmış, hemen anne olmuş. İki yetişkin kızı var şu anda. Ve 50'li yaşlarının başında, gayet keyifli bir kadın... Ama... Onun hikayesinde her kadın gibi benim de dikkatimi çeken bir durum söz konusu: Mehtap Elaidi 21 yaşında, üniversitede evlendiği Korkut Omur'dan 17 yıl önce boşanmıştı. Omur, kendine başka bir yaşam kurdu sonra. Ama çocukları için hiçbir zaman bağlarını koparmadılar. Ve... Birkaç ay önce eski eşlerin yeniden nikah masasına oturduklarını duyduk. Puzzle yeniden tamamlanmış gibi geldi herkese. Bu romantik bir hikayeydi. Ve herkese hayatta her an her şeyin olabileceğini göstermesi açısından ilginçti. Mehtap Elaidi, bu konu hakkında çok konuşmak istemese de bu gelişmeleri "Hayat sürprizlerle dolu" diye tanımlıyor.

- Sektörde saygı duyulan, duruşuyla beğenilen bir isimsiniz... Nasıl yetişiyor sizin gibi güçlü bir kadın?
- Benim enteresan bir çocukluğum oldu. Babam Filistinli. O da benim gibi geç açanlardan. 40 yaşından sonra çiçekçilik mesleğini benimsedi. Suudi Arabistan'da çalışmaya başladı. Ülkedeki sarayların bahçelerini o tasarladı. Sözün kısası benim yetişme dönemimde babam hep yurt dışındaydı. Ben de eğitimim burada sürdüğü için İstanbul'daydım.

- Yani anneniz etkili oldu sizin kişiliğinizin oluşumunda?
- Biz abimle İstanbul'da annemle yaşıyorduk. Babam ise Cidde'deydi. Bu yüzden ben yalnız bir anneyle büyüdüm. Dolayısıyla her şeyi çekip çeviren annemdi. Çok kuvvetli bir kadındır.

- Başarılı bir öğrenci miydiniz?
- Çok başarılı bir öğrenciydim. İlkokulda okul birincisiydim ve çok hırslıydım. Annem de bana hep Robert College'i kazanmamı telkin ediyordu.

- Annenizin dediğini de yapmışsınız...
- Evet Robert College'i kazandım. Şanslıyım çünkü okulum herkesin bir birey olarak kendisine has özellikleri ve yetenekleri ortaya koyabildiği bir okuldu. Ben de iyi bir sporcuydum. Okulun voleybol takımının kaptanıydım. İkmale kalmadan geçen ancak sporda başarılı bir öğrencilik hayatım oldu. Sonrasında da Boğaziçi Üniversitesi'ni kazandım...

- Peki ne oldu sonrasında? Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdiniz, bir İşletme Fakültesi mezunu olarak iş hayatı mı başladı?
- Öyle olmadı... Ben de okul bitecek sonra da profesyonel iş hayatım başlayacak diye düşünüyordum. Ama tabii ki hayat tam da sizin planladığını gibi gelişmiyor. Erken yaşta bir evlilik yaptım. 21 yaşında evlendim Korkut Omur ile... Yani üniversitenin son 1.5 senesinde de evliydim zaten.

- Aşk evliliği miydi?
- Tabii ki aşk evliliği. Evlendikten sonra, yani 23 yaşında ilk çocuğumuz dünyaya geldi. Sonra eşimle birlikte onun şirketinde gemi sigorta broker'lığı yapmaya başladım. Bu şekilde 10 yıl beraber çalıştık.

- Şu anda moda dünyasına nasıl adım attığınızı cidden merak ediyorum? Yok muydu içinizde moda 30'larınıza kadar?
-Olur mu hiç? Ben moda eğitimi alamadığım için Boğaziçi Üniversitesi'ne gittim. O zamanlar Türkiye'de moda tasarımı eğitimi veren bir kurum yoktu, ben de Paris'te moda eğitimi almak istiyordum. Babam "Tabii ki ama annenle birlikte yaşarsınız" dedi. Ben de "Gitmem o zaman" dedim. O da "Oldu peki" dedi ve konu kapanmış oldu. Blöfüm yenmiş bir şekilde kalakaldım İstanbul'da...

- Ama hayat size bu hayalinizi gerçekleştirme fırsatı verdi...
- Tam 16 yıl oldu... 36 yaşındaydım ve hayatımın öyle bir dönemindeydim... Gerçekleştiremediğim bir hayalimdi. Elimde de bunu yapabileceğim bir para vardı. Deli cesareti aslında. Teşvikiye'de atölye-mağaza konseptindeki Elaidi'yi 2000 yılında açtım. İki sene kendi atölyemde resmen bir eğitimden geçtim. Sonrasında çok çabuk yürüdü benim hikayem. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlarla buluştum.

-Bu işe adım atarken şu anki yerinizi hayal etmiş miydiniz?
-Bu kadarını hayal etmemiştim. Yola çıkarken insanlar genelden farklı bir şeyler aradıklarında akıllarına benim markam gelsin istedim.

- Ve hayatınızda son dönemde merak edilen mutlu bir gelişme oldu. Yıllar önce boşandığınız eşinizle tekrar evlendiniz. Bu konuda bize neler söylersiniz?
-Aslında söyleyecek çok da fazla bir şey yok. İnsanların merak etmelerini anlayabiliyorum. Enteresan bir olay tabii, ama malumunuz hayat sürprizlerle dolu. Her medeni anne ve baba gibi ortak paydamız olan çocuklarımız için ortak kararlar almak adına iletişimde kalmıştık. Netice olarak 17 sene aradan sonra tekrar bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dolayısı ile özler aynı, çok bildik ve tanıdık. Çocuklarımız da gayet mutlular haliyle.

-Nasıl bir kadındır Mehtap Elaidi?
-52 yaşındayım. Çok şükür hayat bana hep iyi davrandı. Biraz teslimiyetçi bir ruhum vardır. Bazen "Benden bu kadar" der bırakırım.

KIZLARIMLA BİRLİKTE BÜYÜDÜM

-Kendi markanıza ve tasarımlarınıza dışarıdan bir göz olarak baksanız, neler düşünürdünüz?
-Tasarım detaylarını giyilebilinirlikle birleştirmiş bir koleksiyon yapısı var derim. "Bu kadının gömlekle takıntısı nedir acaba" diyebilirim. Onu da söyleyeyim. Babam 65 yaşına kadar beyaz gömlek dışında bir şey giymedi. Babasından da öyle görmüş ve hep "Erkek dediğin beyaz gömlek giyer. Çünkü desenli, çizgili ya da renkli gömlek kir kapar" derdi. Temiz adamın beyaz gömlek giydiğini söylerdi. Babam da burada olmadığı için lisede babamın gömleklerini kesip okula giyerdim. Benim beyaz gömlekle derdim budur, bunu da söyleyeyim. Biraz maskülen bir dili var derdim. Ama kadınlığını unutmamış bir maskülenlik...

-Asla giymediğiniz, sevemediğiniz bir desen var mıdır?
-Leopar hiç sevmem, hiç giymem. Bir çalışma arkadaşımla konuşurken hatta "Bir gün koleksiyonuma leopar girerse o gün benim için gerçek bir tasarımcı oldu diyebilirsin" demiştim. Hala yok. Ama geçen sene leopar bir ayakkabı aldım, leopara giriş yaptım yani.

-Giyiyor mu kızlarınız sizin koleksiyonunuzdan parçalar?
-Giyiyorlar, gittikçe daha çok beğeniyorlar. Ya ben onlara yaklaştım ya da onlar bana bilmiyorum. Büyük kızım daha minyon. Çok güzel kombinliyor.

-Onlar neler yapıyorlar?
-Büyük kızım 29 yaşında. İstanbul'da film sektöründe çalışıyor. Küçük kızım Lal 25 yaşında endüstriyel tasarım okudu ve şu an New York'ta yaşıyor.

-Onlarla nasıl bir ilişkiniz var?
-Üç kadın büyüdük aynı evde. Bizim eve ergenlik pek uğramadı. Süregelen bir konu başlığımız hiç olmadı. Çok sohbet eden bir üçlüydük. Seyahatte çok keyif alıyoruz.

-Markanız için çok çalıştınız ancak kızlarınız sizinle aynı işi yapmayı seçmemiş. Üzüyor mu bu durum sizi?
- Ben illa bir şeyi miras olarak bırakmak gerektiğini düşünmüyorum. Bu benim hikayem. Benim hikayemin çocuklarımda yaşaması gerekmiyor. Bunu ben kendim için, kendi doğrularımla yaptım. Bir gün bu işi de bırakabilirim. Bir hayalim daha var; o da çiçek dükkanı açmak. Bu babama hediyem olacak.

HAREKETLİ BİR YAPIM VAR
-50'lilerinde olduğunuza görüp de inanmak zor. Nedir bu görüntünün sırrı?
-Spor geçmişim var. Hâlâ haftada iki kere yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Hareketli bir yapım var. Hiçbir şeyi çok yemem. Akşamları karbonhidrat tüketmiyorum. Tatlıyla zaten çok aram yok. Çok su içerim. Her sabah nemlendirici sürerim cildime. Birkaç yıldır makyajımı silip yatıyorum. Botoks iki kez yaptırdım ancak daha sonra vazgeçtim bundan.