X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O gemide ben de olsaydım, Akdeniz’e açılsaydım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O gemide ben de olsaydım, Akdeniz’e açılsaydım

  • Giriş Tarihi: 29.5.2016
O gemide ben de olsaydım, Akdeniz’e açılsaydım
O gemide ben de olsaydım, Akdeniz’e açılsaydım

15. Venedik Mimarlık Bienali’nde Darzana projesi Pavyonu’nda görücüye çıktı. 30 metre uzunluğundaki Baştarda adlı, terkedilmiş tersanedeki atıklarla yapılan gemi Venedik ve İstanbul arasında tarihi bir köprü kuruyor, insanları düşünsel bir yolculuğa çağırıyor

Gemilerin yapıldığı yere biz tersane diyoruz, Venedikliler ise arsenale. Ama Venedik lehçesinde tersanenin karşılığı darzana. Kelimenin kökeni ise Arapça'daki 'dara's-sina'ya (sanayi yeri) kadar gidiyor. İlginç bir yolculuğu var bu kelimenin. 11. yüzyılda Akdeniz'de gemi yapılan yere verilen bu ad, Arapların Akdeniz'e açılmasıyla liman liman dolaşıp her gittiği yerin lehçesine uyum sağlayıp farklı isimler almış. Darzana Venedik'te zamanla arsenale olmuş arsenale bize gelirken tersane adını almış. İşte kelimenin yüzyıllar içindeki yolculuğu, suyun, denizin engel ve sınır tanımamazlığının adeta göstergesi! 15. Venedik Mimarlık Bienali kapsamında Pavyonu'nun projesinin adı Darzana olunca öğrendik bütün bunları. Feride Çiçekoğlu, Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar'ın küratörlüğünde hazırlanan Darzana projesinin bir gemi olduğunu söyleyince galiba bazı şeyler yerli yerine oturacak. Geminin adı da Baştarda, yine melezliğe işaret eden bir kelime... Gemi Haliç'teki terk edilmiş bir tersanede, çöp yığınlarının altında çürümeye terk edilmiş ahşap kalıp parçaları, ölçü birimleri, gemi atıkları, tekne kalıntılarını birleştirerek (yaklaşık 500 parça) aylar süren bir çalışmayla inşa edildi. Şimdi ise bienalin ana mekanı Arsenale'nin tam ortasında bulunan Pavyonu'nda görücüye çıktı. Baştarda adlı gemi, iki kıyı şehri olan İstanbul ve Venedik arasında dolaşarak Akdeniz'e dair, denizlerin sınır tanımamazlığı ile çok kültürlülüğüne dair hikayeler anlatıyor adeta. Hem de dünyada aidiyet, kimlik, milliyet gibi güçlü olguların tavan yaptığı ve çatışma sebebi olduğu bir dönemde... Peki Baştarda'nın yolculuğu nasıl başladı derseniz, filmi biraz geri sararak anlatalım. Bu yılki Venedik Mimarlık Bienali'nin küratörlüğünü, Şili'nin yakışıklı ve genç mimarı Alejandro Aravena üstleniyor. Kentlerdeki konut sorununa ilişkin, sosyal perspektifli mimari projeleriyle tanınan, Pritzker ödüllü Aravena bienalin temasını 'cepheden bildirmek' olarak belirledi. Mimarlara 'zorluklara rağmen bir şeyler öneren ve yapan projeler' yapmaları yönünde çağrıda bulunmuştu.

İSTANBUL-VE NEDİK ARA SINDA KÖPRÜ
Pavyonu'nun koordinasyonunu yürüten İKSV de bir çağrı yapıp proje üretilmesini istedi. Başvurulan projeleri Prof. Uğur Tanyeli'nin de içinde bulunduğu seçiciler kurulu inceledi ve Darzana projesini seçti. Böylece Baştarda'nın yolculuğu başladı. İlk seferini de Venedik'e yaptı. 30 metre uzunluğundaki gemi, dün açılan Venedik Mimarlık Bienali'nde görücüye çıktı. İstanbul-Venedik arasındaki kökleri çok eskilere dayanan kültürel ortaklığa işaret eden gemi, denizin sınır tanımamazlığını hatırlatıp, megakent İstanbul ile müze kent Venedik arasında sanki köprü kuruyor. Geçmişlerindeki ortak özelliklerinden yola çıkıp, bugünkü farklı kimliklerine dair sorular ortaya atıyor. Yani bu gemi, düşünsel bir yolculuğun aracı olmayı istiyor! Yolculuğa çıkanlara da Akdeniz'e dair, kültürlere dair hikayeler vaat ediyor. Mimarlık Bienali'ne Türkiye ikinci defa katılıyor. Bienalin yeni yüzlerinden sayılabilir. Ama açılır açılmaz bienalin gözdeleri arasında girdiği söylenebilir Baştarda'nın. Anladığımız bu düşünsel yolculuğa çıkmak isteyenler hiç de az değil.

ULUSLARARASI ARENADA GÖRÜNÜR OLMAK ÖNEMLİ
Venedik Sanat ve Mimarlık Bienali'nde Türkiye kalıcı bir mekana 2014'te kavuştu. Arsenale'de bulunan Türkiye Pavyonu'nun koordinasyonunu İKSV üstleniyor. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı Türkiye Pavyonu'daki Darzana projesinin açılışında "Amacımız her zaman Türkiye'deki güncel kültür-sanat üretimini ve yarattığımız değerleri uluslararası arenada görünür kılmak. Venedik Bienali'nde kalıcı mekân tahsisi, bu açıdan önem taşıyordu. Bu sayede Türkiye, artık Venedik Bienali'nde her yıl varlık gösterebiliyor, sanat ve mimarlık sergilerindeki konumunu kuvvetlendiriyor. Mimarlık sergisine düzenli katılımımızın, ülkemizin bu alandaki başarılarının yurtdışında yankı bulması için önemli bir platform sağladığına inanıyoruz" dedi ve Schüco Türkiye ve VitrA'ya, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtma Fonu, Ekonomi Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'na teşekkür etti.