Aile gerçeğimle sonunda yüzleştim

Giriş Tarihi: 26.6.2016
Aile gerçeğimle sonunda yüzleştim

16 yaşındaydı, bir sabah annesinin cenazesiyle karşılaştı. Babası suçlandı. Bir evin tek kızıydı ve hayatta yalnız kalmıştı. Sonrasında çok mücadele etti. Küçük yaşta sevgisiz kalmış bir çocuk olarak o da çocuklara sığındı. Ana sınıfı öğretmeni oldu. Yaşam enerjisini yükseltti ve bir köyde öğretmenlik yapmaya başladı

Türkiye Selin Ünver'i Kim Milyoner Olmak İster? yarışmasıyla tanıdı. "Baban ne iş yapıyor?" diye sorunca "Cezaevinde, annemi öldürdü" diye yanıtladı Ünver. "İnsanlar geçmişimi öğrenip beni yargılar diye hep bir kaygım vardı. Ekranda bunu söylemek bir eşik noktasıydı. Söyledim ve bununla yüzleştim" diyor

Kim Milyoner Olmak İster yarışmasına damga vuran kız

Selin Ünver'i atv ekranlarındaki Kim Milyoner Olmak İster? programında tanıdık. Yarışmacılarından biriydi. Cıvıl cıvıl, enerjik bir insandı. "25 yaşımdayım, Antalya'da bir köyde ana sınıfı öğretmeniyim" diye tanıtmıştı kendini. Program ilerledikçe Selçuk Yöntem'in sorusuyla aile hikayesini anlattı. Babası hapisteydi. Çünkü annesini öldürmüştü. Belki de bir anda her şey değişti ekran başında onu tanımayanlar için. (Ki onu tanıyanların büyük bir çoğunluğunun, bu gerçeği bilmediğini sonradan kendisinden öğrendim.) Böylesi büyük bir acı yaşadıktan sonra bunu atlatıp kendi hayatını kurmuş olması, yaşamla barışık hali herkes tarafından takdir ediliyordu içten içe. Ertesi gün artık tüm Türkiye'nin gündemindeydi 25 yaşındaki Selin. Onu takdir edenler çoğunluktaydı elbette ama bir yandan da yarışmanın sunucusu Selçuk Yöntem de soru sorduğu için eleştiriliyordu. Hatta program, rayting almak adına Selin'in durumunu suiistimal etmekle suçlandı. Selin'in başarısından, bir anaokulu açma hayalinden, yaşadığı büyük olaydan kendini sıyırmasından bahsetmek yerine, Yöntem ve program hedef haline getirilmek istendi. Ama olmadı. Çünkü birincisi zaten böyle bir durum yoktu. İkincisi Selin'in programda gösterdiği başarı ama en önemlisi kendi hayatının kahramanı olmak adına verdiği mücadele her şeyin üzerindeydi.

Selin Ünver 125 bin TL kazandı

Söyleşi için buluştuğumuzda Selin'in enerjisinin ekrandakinin üzerinde olduğunu ve yaşama sıkı sıkı sarılmış olduğunu gördüm. Gerçi iki haftadır Türkiye'nin gündemindeydi. Bir anda hayatı değişmişti. Ailesiyle ilgili her şey merak ediliyordu. Onu tanıyan tanımayan herkes onu gördüğünde bu soruları soruyordu. Şaşkınlık yaşıyor Selin ama bunun üstesinden gelebilecek bir kişiliği olduğu da ortada. Ne de olsa 16 yaşında, bir evin tek kızıyken yaşadığı o talihsiz olay nedeniyle bir anda hayatta yalnız kalmış, çok sıkıntılar çekmiş ve bunun üstesinden gelmiş biri Selin. Yani kendi hayat hikayesinin kahramanı olmayı başarmış biri vardı karşımda. Belli konulardaki hassasiyetini anlayışla karşılayarak yaşadıklarını, program serüvenini, programdan sonra değişen hayatını konuştuk. O da Pazar SABAH'ın sorularını içtenlikle cevapladı. Söyleşi sırasında söz dönüp dolaşıp Selçuk Yöntem'in "Ailen ne iş yapıyor?" diye sorup Ünver'in Annem vefat etti, babam çalışmıyor cezaevinde kendisi" cevabına karşılık eleştirilen "Söylemek ister misin neden olduğunu?" sorusuna geldi. Selin, herkesi yanıltacak cevabı verdi: "İyi ki Selçuk Yöntem o soruyu sordu."
- İki hafta önce kimse sizi tanımıyordu, ama şimdi Türkiye'nin tanıdığı bir insansınız, nasıl hissediyorsunuz?
- Aslında ilk başta çok korktum. Program pazar günü yayınlandı, ertesi gün bir sürü gazeteci, televizyoncu köye, çalıştığım okula geldi. Neye uğradığımı şaşırdım. O eski, tatsız defterler açılmıştı. Ürktüm, üzüldüm ve kolay kolay ağlamayan bir insan olmamama rağmen ağladım. Sonrasında oturup, düşündüm. Ben bir şeyler yaşamıştım ve insanlar da bana bununla ilgili sorular soruyordu. Daha toleranslı karşılamaya başladım yaşadığım yeni durumu. Bunu göğüslemeye karar verdim. Ama öte yandan bana çok güzel, çok samimi tepkiler de gelmeye başladı. Açıkçası şimdi daha iyiyim.
- Nasıl tepkiler geldi size?
- Facebook'ta hesabım yok sadece Instagram'da var. Bu hesabıma benim gibi parçalanmış ailelerin çocuklarından, çok etkilendiğim mesajlar geldi. Mesela bir kardeşim "Abla ben de senin gibiydim. Ölmek istiyordum. Ama seni izleyince hayat buldum" yazmış. Kimisi "Senin gibi ayakta durmak istiyorum nasıl yardımcı olabilirsiniz" diye yazmış. Yine 16 yaşında bir çocuk, babası annesini öldürmüş, "Çok zor durumdayım, nasıl başardın, yardım et, yol göster bana" diye mesaj atmış.
- Ne karşılık verdiniz bu mesajlara?
- Onlara "Ben de dokuz yıl önce çok kötüydüm. Çok ağladım ama sen kendin için bir şey yapmazsan kimse sana bir şey yapamaz" dedim. Öyledir zaten sen kendin için bir şey yapmazsan annen baban bile bir şey yapmaz. Ki başımızı da onlar yakmış zaten. Yani bu arkadaşlarla ortak noktamız bu. "Kendi değerinizi bilin, nefes aldığınız sürece hayat sürprizlerle dolu. Ölümden başka her şeye çare vardır. Hâlâ yaşıyorsan, her umut vardır" diye telkin ettim onları. Mesela benim için, bir okul açma hayalini gerçekleştirmek o kadar elle tutulmayan bir şeydi ki, ama şimdi gerçekleşme ihtimali var.
- Yarışmaya bu hayali gerçekleştirmek için mi katıldınız?
- Çocukluğumdan beri TV'de izlediğim tek program Kim Milyoner Olmak İster? Evde izlerken 60 bin'lere kadar geldiğim çok oldu. Yine bir gün izlerken başvuru yapmak geldi içimden. Sonra yarışmadan dönüş yaptılar. O zaman müdürümle konuştum. "15 bin TL kazanırsam okula kütüphane yaptıracağım. Ama daha çok kazanırsam bir anaokulu açmak isterim" dedim.

YARDIM SÖZLERİ VAR

- 125 bin TL kazandınız, durum nedir, okulu açılabilecek misiniz?
- Neşe Erberk bir TV programında benden bahsetmiş ve "Elbirliği ile bu okulu açalım" demiş. Yine bir iki önemli eğitim kurumu yardım etme sözü vermişler. Ama henüz kimseyle bir görüşmem olmadı.
- Hayalinizdeki okulu açtığınızda çocuklara nasıl bir dünya sunmayı amaçlıyorsunuz?
- Anaokulu için konuşacaksak, bizim eğitim sistemimizde çocuktan sayı sayması, el becerilerini geliştirmesi, uslu durmayı öğrenmesi bekleniyor. Ben daha çok çocuklarda insani, manevi değerlerin gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yardımlaşmayı, dayanışmayı öğrensin, kibar olsun, kendini ifade etmeyi öğrensin istiyorum. Mesela benim 30 öğrencim var, onlar köy ortamında kibar kibar dolaşıyorlar. İlk başladığım zaman "Öğretmenim kalem ver" diye konuşurken şimdi "Kalem alabilir miyim?" diyorlar. Onun dışında yaparak, yaşayarak öğrenme diye bir anlayış var, açabilirsem bu anlayışı uygulamak istiyorum okulumda. Bu anlayışta, çocuklarla, ilgi alanlarına göre bol bol atölyeler yapıyorsunuz, onların kendisini ve yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyorsunuz
- Antalya'nın bir köyünde öğretmenlik yapıyorsunuz, nasıl bir yaşantınız var?
- Antalya merkezde yaşıyorum. Her gün köye gidip geliyorum. Hayatımda hiç köyde vakit geçirmemiştim. Önceleri biraz garipsedim. Mesela ansızın okulun bahçesine hindi, tavuk girebiliyor. Börtü böceği fazla oluyor. İnsan ilişkileri de şehir ortamına göre daha farklıdır.
- Köylüler ilk gittiniz zaman sizi nasıl karşıladılar?
- İlk gittiğim zaman 23 yaşıma basmamıştım. Çok küçük buldular beni ve zaten öğretmen olduğumu da anlamadılar, "Sen kimin kızısın?" dediler. Ben de onlarla arama hiç mesafe koymadım. Her gün velileri aradım, onlarla konuştum. İlk başlarda, kimi acabaları vardı. Her gün çocukların beslenme saatinde yardımcı olması için bir veli yardıma geliyor. Gelen veliyle de sohbet ediyoruz. Bu sohbetlerde kimi veliler aile sorunlarından bahsediyor. Ben de onlara sorunlarının çözümü konusunda yol gösteriyorum. Biraz Güzin Abla durumu oldu. Onları anlamaya çalışmam, köyde özellikle kadınlar arasında bana karşı olan acabaların yok olmasını sağladı. Şimdi onlar kendilerinden biri olarak görüyorlar beni. Mesela iki yıldır yoğurt almadım eve, tarhanamı, sebzelerimi köylüler getiriyor. Çok mutluyum. Köyü, insanlarını, çocuklarımı çok seviyorum.

ARKADAŞINA GÖNDER
Aile gerçeğimle sonunda yüzleştim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz