X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zor hayatlardan RIo’nun zirvesine giden yol
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zor hayatlardan RIo’nun zirvesine giden yol

  • Giriş Tarihi: 21.8.2016
Zor hayatlardan RIo’nun zirvesine giden yol
Zor hayatlardan RIo’nun zirvesine giden yol

Terlikle oyununu geliştiren de vardı, sokakta antrenman yapan da... Ailevi sorunlara rağmen spora dört elle sarılan ya da akciğer kanserine yakalanmasına rağmen yılmayıp çalışan da... İşte zor hayatlardan Rio’nun zirvesine çıkan yolun kahramanları...

Rio Olimpiyatı, bir kez daha imkansızı geçersiz kıldı. Bazı sporcular, zafer ve mücadelenin ne engel ne bahane tanımadığını başarılarıyla tüm dünyaya gösterdiler. Birçok kişinin üstesinden gelemeyeceği yaşamlarıyla adeta spora sarılarak tarihe damga vurdular. Öyle modern tesislere, jilet gibi pistlere ihtiyaç duymadılar. Onlar için sadece azim, hırs ve çalışmak vardı. Kiminin çocukluğu zorlu geçti, kimi işinden fırsat buldukça sporla ilgilendi ve spor ayakkabısı olmadan terlikle oyununu geliştirdi. Hatta kimisi amansız hastalığa yakalandı. Bazıları savaş ve çatışmalar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Ama tüm bu zorluklara inat daha fazla inandılar, yılmadılar. Bu sporcuların birçoğu yaşadıklarından hınç alırcasına azim ve mücadelelerini larla taçlandırdı. Hatta aralarında öyle isimler var ki, kısa mesafe koşucusunun yıldızı Usain Bolt ya da yüzmenin efsanesi Michael Phelps neyse onlar da branşlarında aynı seviyede... İşte o hayatlar:

Savaştan Rio'ya yüzdü

YUSRA MARDINI (Yüzücü-18):
Hayatı, tam bir yaşama sıkı sıkıya tutunma hikayesi. Suriye'nin başkenti Şam'da doğdu. Bugün 18 yaşında. Küçük yaştan itibaren yüzüyordu. Ülkesindeki savaş nedeniyle hayatları alt üst olunca Almanya'ya yerleşmek zorunda kaldı. Ancak, Almanya'ya ulaşma serüveni tam bir film hikayesi. Yusra kardeşiyle birlikte, Şam'dan Türkiye'ye, Türkiye'den de Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçti. İki kardeş Türkiye'den 20 kişiyle birlikte küçük bir bota binerek Ege sularında yol almaya başladı. Ancak botun motoru durdu ve birden su almaya başladı. Yusra, kendisi gibi yüzücü olan kız kardeşiyle birlikte başladı motoru itmeye. İki kişi, iyi yüzme bilmemelerine rağmen Mardini kardeşlerin yaptıklarını tekrarlayarak, motoru Midilli Adası'na kadar ittiler. Bu itme, dört saat sürdü. Sonrasında sırasıyla Makedonya, Sırbistan, Macaristan ve Avusturya üzerinden nihayet Almanya'nın başkenti Berlin'e vardılar. Berlin'de ilk iş olarak hemen yüzme kulübüne yazıldı. Hedefi 2020 olimpiyatlarıydı ancak Rio'ya da katılmaya hak kazandı ve mültecileri yüzmede temsil etti.
İntikam yemeğini soğuk yediler

FIJI RUGBY MİLLİ TAKIMI:
Pasifik'te minik bir ada olan Fiji'nin nüfusu bir milyonu bile bulmuyor. Dünyadan binlerce turisti ağırlamasına rağmen ülke halkının maddi durumu çok iyi değil. Ülke, 1970 yılına kadar 100 yıla bir İngiliz kolonosi olarak varlığını sürdürdü. Ülke insanı, bunun etkisiyle rugbyle tanıştı. Ancak Fijililer modern tesislerde, tüm imkanları sağlanmış bir şekilde bu sporu öğrenemediler. Kimi zaman plastik su şişesiyle, kimi zaman asfaltlarda parmak arası terliklerle oynadılar. Fiji Rugby Milli Takımı'nın oyuncuları arasında gardiyan da bellboy da var. Hepsi işlerinden izin alarak olimpiyatlara hazırlandı. Hatta olimpiyat kadrosunu ülkenin Başbakanı açıkladı. Ve böyle bir sürecin ardından, Fiji Milli Takımı tarih yazarak, olimpiyattaki ilk madalyayı ülkelerine kazandırdı. Hem de, sömürgesi oldukları İngiltere'yi yenerek bu zafere ulaştılar. Altını kazandıkları maç sonunda, tüm oyuncular sahanın ortasında ilahi söyleyerek başarılarını ve zaferlerini kutladılar.

Boyuna bakmadan tarih yazıyor!

SIMONE BILES (Jimnastikçi-19) :
Başarılı jimnastikçinin çocukluğu zorlukla geçmiş. Babası evi terk edince, annesi depresyondan kendisini uyuşturucu ve alkole verir. Üstelik hırsızlıktan da cezaevine girer. Hatta Biles, daha anne karnındayken cezaeviyle tanışır. Anne, çocuklarıyla ilgilenemeyince dedesi Ron ve babaannesi Nellie, Biles ve kız kardeşi Adria'yı Teksas'a, yanlarına alırlar. Biles, babaannesine "Anne" der. Başarılı sporcu, jimnastikle, ilkokulda gittikleri spor salonunda, sporcuların yaptığı hareketleri yapmaya başlayarak tanışır. Salondaki antrenör Ronnie, Biles'teki yeteneği hemen fark eder. Biles spor hocası Aimee Boorman için "ikinci annem" der. 1.45 cm boyundaki cep jimnastikçisi, üç yıl önce ilk dünya şampiyonluğunu kazandı. Hatta annesi o sene bile gözaltına alınmıştı. Rio'ya kadar hiçbir yarışı kaybetmeyen Biles, Rio'da bireysel dalda tüm altın madalyaların sahibi oldu. Biles, bugün dünyanın yaşayan en iyi jimnastikçisi.

Yarım ciğerle büyük başarı

SANTIAGO LANGE (Yelkenci-54):
Arjantinli sporcu daha bir yıl önce akciğer kanserine yakalandı ve akciğerinin yarısı alındı. Ama o mücadeleyi bırakmadı. Çünkü Rio'da başarıyı yakalamak istiyordu. Ve olimpiyatlarda Nacra 17 Karışık Çiftler Yarışması'nda, partneri Cecilia Carranzo Saroli ile altın madalya kazandı. Hiçbir zaman karamsar olmayan sporcu, acılar içindeyken bile pozitif olmayı başarmış. Hatta tedavisinin kendisine çok şey kattığını söylüyor. Altın madalya sonrası azimli sporcuyu ilk kutlayan oğulları Yago ve Klaus oldu. Rio'nun en yaşlı sporcusu ünvanını da elinde bulunduran Lange, yaşamıyla binlerce insana umut olmayı istiyor. Bu arada Lange'nin 2004 ve 2008 olimpiyatlarında bronz madalya sahibi olduğunu da hatırlatalım.

Çocuğu yaşındakilerle yarıştı

OKSANA CHUSOVITINA (Jimnastikçi- 41):
Sovyetler Birliği dağılmadan önce Özbekistan topraklarında doğan Oksana, daha 13 yaşında ulusal yarışmada birinci oldu. Dünya şampiyonlarının ardından ilk olimpiyat altın madalyasını 1992 Barcelona'da, ikinci madalyasını da beşinci olimpiyatında aldı. 1996, 2000 ve 2004 olimpiyat oyunlarında Özbekistan adına yarıştı. Kariyerin yanı sıra aile kurmayı da ihmal etmedi. Özbek güreşçi Bakhodir Kurbanov ile evlendi, oğlu Alisher dünyaya geldikten birkaç yıl sonra lösemiye yakalandı. Oğlunun tedavisi için Köln'e taşınan sporcu, bu kez de Alman Milli Jimnastik Takımı'yla çalıştı. 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları'nda, 33 yaşındayken bir madalya daha kazandı. 2012 Londra Olimpiyatları ise katıldığı altıncı olimpiyatıydı. Emekli olacağını açıklamasına rağmen bir türlü kopamadı. Ve kendisi madalya aldığı tarihlerde dünyada olmayan rakipleriyle bu kez de Rio'da finale kadar mücadele etti. Chusovitina'nın hayatı tam bir başarı, azim ve mücadelenin hikayesi.

Antrenörü kafese bile kilitledi

YOLANDA BUKASA MABIKA (Judocu- 29):
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki karışıklık nedeniyle henüz çocukken ailesinden ayrılmak zorunda kalınca, yetiştirme yurdunda büyüdü. Spora sarılan Mabika, kısa sürede uluslararası turnuvalara katıldı. Rio de Janeiro'daki Dünya Judo Şampiyonası'nda antrenörü, pasaportuna el koydu. Hatta yarışmaları kaybedince kafese bile kapattı Mabika'yı. Kötü muameleye maruz kalınca kaldığı otelden kaçtı. Mabika, yaşadıkları nedeniyle Brezilya'ya sığınmacı olarak yerleşti. Tüm yaşadıklarına rağmen Rio'ya katılma hakkı kazanarak, judo 70 kiloda yarıştı.