imi ülkemiz için sonuna kadar tutuyorum

Giriş Tarihi: 28.8.2016
Nefesimi ülkemiz için sonuna kadar tutuyorum

Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen’le yeni rekor denemesinden önce Kaş’ta buluşup beraber daldık. Rekorları toplumsal olaylara dikkat çekmek için kırdığını söyleyen Ercümen “Bu ülke darbe girişimleriyle, terörle değil sporla, sanatla, bilimle anılmalı” diyor

25 Ekim 2015... Serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen Kaş'ta yeni bir dünya rekoru denemsi yapıyor. Yüzlerce sporsever Kaş'a onu desteklemek için gitmiş... Yüzbinler de televizyon ekranlarının başında heyecanla bekliyor... 100 metre dalan sporcu yüzeye çıkmaya birkaç metre kala kendinden geçiyor ve acil durum protokolü uygulanıyor... Şahika tekneye alınıyor... Gözünü açıp almaya başladığı için herkes mutlu... O ise üzgün... "İnsanları hayal kırıklığına uğrattığımı düşündüm" diyor. O rekor denemesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Eylül ayının ortalarında Şahika bu kez paletle 100 metreye dalmayı ve yeni bir dünya rekoruna adını yazdırmayı deneyecek. Birkaç aydır rekor çalışmaları için Kaş'ta kampa girmiş durumda. Rekor öncesi "Birlikte dalmak ister misin?" diyor, dünya rekortmeniyle tüpsüz dalma fırsatı kaçmaz deyip Kaş yollarına düşüyorum. Dalış teknesinde buluşup derin sulara doğru yol alıyoruz. Önce sualtı fotoğrafçısı Tahsin Ceylan ve ekibi dalıp denizin içine sponsor Quantum'un platformunu hazırlıyor, ışık ve ip sistemini kuruyor. Yaklaşık bir saat sonra da Şahika ile birlikte suya atlıyoruz. Derinlik 200 metre. Şahika 100 metreye tüpsüz, gözlüksüz dalıyor. 11 senelik yüzücülüğüme güvenen ben ise birkaç metre sonra panik olmaya başlıyorum. "Ya yukarı çıkmak için im yetmezse" endişesi duyuyorum. Tüpsüz suyun dibinde fazla kalamadan yüzeye yöneliyorum. Şahika ise aksine tüple derin sulara dalmayı, rekor denemesi yapmayı zor buluyor: "Kamikaze dalışı yapıyorlar. Her şey ekipmana bağlı. Ekipmanda çıkabilecek tek bir sorunda her şey bitebilir" diyor. O derin suda bir-bir buçuk saat daha antrenman yapıyor. Bense zar zor giydiğim dalış elbisesini çıkartıp teknede onu beklemeye başlıyorum. Bu arada dalgıç kıyafetini kolay giymek için Şahika'dan bir de ipucu alıyorum. Tüm vücudunu ve kıyafeti önce bebek şampuanıyla yıkıyor. Böylece çok daha kolay üzerine geçiriyor. Antrenman bitiyor, bir taraftan yol alırken bir taraftan sohbete başlıyoruz...

- Antrenman bitince ne hissediyorsunuz? Yorgunluk oluyor mu?
- Her dalışımda yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Zaten birkaç dalıştan sonra arınmış, huzurlu, mutlu hissediyorum. Sabah hoşuma gitmeyen bir olay olmuştu ama şimdi gergin bile değilim. Dalmak bana kabullenmeyi öğretiyor. Doğanın gücü resmen büyülüyor ve bakış açımı değiştiriyor.

- Tek nefesle 100 metreye daldığınız için herkes size çılgın diyor...
- Evet ama ben insan limitlerini deniyorum. Ve bunu yavaş yavaş arttırıyorum. Bir günde 100 metreye dalmadım. 18 yıldır bu sporla ilgileniyorum ve sürekli antrenman yapıp öğreniyorum.

- Neden tüplü dalış değil de serbest dalış?
- Bir kere o ağır ekipmanları taşımıyorsun. Özgür hissediyorsun kendini. Ve tamamen kendi gücüne bağlı, ekipmanda çıkabilecek hiçbir sorun seni etkilemiyor. Serbest dalış bana çok daha güvenli geliyor.

- Geçen yıl Çanakkale Zaferi'nin 100. yılında şehitlere ithafen 100 metreye daldınız ama yüzeye birkaç metre kala bayıldınız. O zaman ne ters gitmişti?
- Baygınlık heyecana bağlı gerçekleşti. Çok derin nefes alamadım. Kronometre var ve sıfıra doğru sayıyor. Yarım bir nefes aldım ve daldım. 100 metre indim ama oksijensiz kaldım. O zaman vücut kendini korumaya alıyor. Diyor ki 'Benim beyne ve kalbe oksijen göndermem lazım. O yüzden seni bayıltıyorum, havayla temas edince ayılırsın. 'Yukarı çıkınca 'Nefes al' dediler ve kendime geldim.

- Rekor denemesi istediğiniz gibi gerçekleşmeyince ne hissettiniz?
- İnsanları hayal kırıklığına uğrattım diye çok üzüldüm. Benimle birlikte nefesini tutan çok değerli insanlar vardı. Yüzlerce insan Kaş'a benim için geldi. Sonrasında sokakta beni görüp boynuma sarılıp ağlayanlar oluyordu. Dalıştan sonra Cumhurbaşkanımız da aradı. İnsanların rekordan çok beni önemsediğini gördüm. Bu beni çok motive etti. Bir sene boyunca da bu motivasyonla çalıştım.

İLK KEZ HEPİMİZ BİR ARADAYIZ

- 15 Temmuz'daki darbe girişiminden sonra denizin altında Türk bayrağı açıp herkesi birlik beraberliğe davet ettiniz. Sadece spor değil toplumsal konularda da öncü bir rol mü üstleniyorsunuz?
- Benim için bu konu rekordan daha önemli. Günün sonunda rekorlar kırılıyor. Ben kırıyorum ya da başkası kırıyor. Her rekor denememde toplumsal bir olguya dikkat çekmeye, birilerine ilham vermeye çalışıyorum. 15 Temmuz'da Mısır'daydım ve olaylardan maalesef geç haberim oldu. Şok oldum. Herkes demokrasi için sokaklara döküldü, nöbet tuttu. İlk kez herkes bir araya geldi. Bugüne kadarki en önemli, en değerli hareketlerden biriydi. İlk kez farklı görüşlerden insanlar bir araya gelip "Dur" dedi. İnşallah bundan sonra da bu bilinçle hareket edilir. Bu ülke terörle, darbe girişimleriyle değil sporla, sanatla, bilimle anılmalı. Bu yol bizi aydınlığa çıkartır. Ben de bu yolda elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Nefesimi ülkemiz için sonuna kadar tutuyorum.

- Derinlere dalarken ne hissediyorsunuz?
- Kafamda hiçbir şey olmaması için çabalıyorum. Çünkü en ufak bir düşünce bile fazla oksijen tüketmeme neden oluyor. Duygusal bir moda girersem, örneğin çok mutlu ya da üzgün olursam dalışım etkilenebilir. Duygusal anlamda ani iniş çıkışlar olmaması lazım. Bu yüzden dalmadan önce kendimi dış dünyadan yalıtıyorum. Zihnimdeki düşünceleri uzaklaştırmaya çalışıyorum. Aklıma asla 'Yarınki toplantı nasıl geçecek, akşam yemekte ne giysem' gibi şeyler getirmiyorum.

- Sevgilinizle kavga etseniz bile sizi etkilemiyor mu?
- Etkileyecek bir durum. Ama şartlar ne kadar kötü olursa olsun duygularımı su üstüne bırakmayı öğrendim.

- Suyun üstünde nasılsınız? Kolay kolay etkilenmeyen bir yapınız olsa gerek!
- Hayır çünkü o zaman insanlıktan çıkmış oluyorum. Duygularımı yaşamayı seviyorum. Aşıksam aşkımı, üzgünsem üzüntümü yaşamayı seviyorum.

- Arkadaş çevreniz, sevgiliniz de hep sizin gibi doğayla, sporla iç içe olan insanlardan mı oluşuyor?
- Dalan kişi farkındalığı yüksek biri olur. Etrafımdaki kişilerin illa dalgıç olmasına gerek yok ama o düşünce tarzında olması önemli. Aksi takdirde aynı dili konuşamıyoruz. Mutlu insanları seviyorum. Gün içinde tanıştığım bazı kişiler sürekli oflayıp pufluyor. O ortamdan hemen kaçmak istiyorum. Hayattan keyif almak, mutlu olmak ve şükretmek önemli.

EĞLENMEK İÇİN ÇAY İÇİYORUM

- Tüm vaktiniz antrenmanla ya da suyun dibinde geçiyor. Eğlenmek için ne yaparsınız?
- Sevdiğim insanlarla doğası güzel olan bir yere gittiğimde kalbimin açıldığını hissediyorum. Eskiden gece çıkıp geç saatlere kadar müzik dinlerdim. Şimdi kitap okuyarak ya da film izleyerek eğleniyorum. Tek başıma ayaklarımı uzatıp çay içmek uzun süredir yapmadığım bir şey. Bunu yaparak da eğleniyorum.

- Erken yatıp erkenden kalkıyorsunuzdur!
- Normalde sporcular erken yatar ama ben 24.00'ten sonra yatıp en geç 06.30'da kalkıyorum. Hayatı kaçırmak istemiyorum. Hayatımda çok fazla aktivite var. Eve geldiğimde bir şeyler yapmak istiyorum. Örneğin yemek yapmayı çok seviyorum. Kendi çikolatamı yapıyorum. Kakao ile hindistancevizini karıştırıyorum. Tat istersem de içine kuru meyve katıyorum. Ama artık daha erken yatmaya çalışacağım, rekor denemesi yaklaşıyor.

- Şahika Ercümen'i biz hep dalgıç kıyafetleriyle görüyoruz. Normalde nasıl bir kadınsınız? Topuklu ayakkabıyla aranız nasıl?
- Hiç iyi değil. Genelde çok şık bir kıyafetin altına bile spor ayakkabı giyip dalış saatimi takıyorum. İlla topuklu giymem gerekirse de çantamda spor ayakkabı taşıyorum. Bir-iki saat dayanabiliyorum en fazla. Çıkartıp spor ayakkabımla devam ediyorum. Bütün günü bir şort bir tişörtle idare ediyorum genelde.
ARKADAŞINA GÖNDER
Nefesimi ülkemiz için sonuna kadar tutuyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz