Başkalarını da düşün mutlu ol

Giriş Tarihi: 11.9.2016
Başkalarını da düşün mutlu ol

hayatında alıştığımız kalıplar artık değişiyor. Çalışanlardan uzak, bağımsız odalarda şirket yöneten patronların yerini, açık ofislerde çalışanlarıyla yanyana oturan, dertleriyle ilgilenen yöneticiler aldı. Yeni nesil patronlar sadece cebini değil maneviyatını da doldurmak istiyor. Mutluluğun kaynağının ise başkalarını düşünmekten geçtiğini söylüyorlar

hayatı değişiyor. Artık X kuşağının boşalttığı koltuklarda Y kuşağı işverenler oturuyor. Patronluk dünyasına dair kalıplaşmış tüm bildiklerimiz de yerini yeni anlayışlara bırakıyor. Anlayacağınız, Türk filmlerinden alıştığımız gaddar, işçisini düşünmeyen hatta ezen, hep kendi cebini doldurma peşinde olan fabrikatör babalar out, çalışkanlarıyla arkadaş olan, onları dinleyen, aynı ofiste karşı karşıya çalışan, dertlerini dinleyen ve kazandığını onlarla paylaşan yeni nesil yönetici tarzı in. Yeni nesil patronların en büyük özelliği ise yardımsever ve paylaşımcı olmayı istemeleri ve bunun için çeşitli eğitimler almaları. "Bunun eğitimi mi olurmuş, bu yürekten gelmeli" diyebilirsiniz. Ama iş hayatında gönüllülük konusunda kendilerine örnek olabilecek pek fazla patronla karşılaşmamış olan yeni nesil, içlerindeki iyiliği iş hayatına nasıl aktarabilecekleri konusunda da kararsız kalmış. Peki, işverenlere gönüllük eğitimini kim verebilir, nasıl yardımsever ve hayırsever olunabileceğini kim anlatabilir? Bu sorunun cevabını biz de merak ettik ve yöneticilere gönüllülük eğitimi veren İnal Aydınoğlu'nun kapısını çaldık. Aydınoğlu 74 yaşında, üniversitelerin lisans ve yüksek lisans programlarında gönüllülük, sosyal yardımlaşma konularında dersler veriyor. Aynı zamanda da bir iş adamı. Eğitimlere daha çok bankacılar ve sektöründeki yöneticilerin katıldıklarını belirtiyor. Eğitimden sonra ise yöneticiliklerinde sert bir profil çizen bu insanların daha anlayışlı olmaya başladıklarını, çalışanlarından gerçek sevgi ve saygıyı artık görebildiklerini söylüyor.
- İş dünyası değişti mi Aydın Bey?
- İnsan hep aynıdır ama dünya koşulları değişir. Şu an bütün Ortadoğu yanıyor. Petrol hala bir değer ve o değere sahip olmak istiyorlar. Çıkar için insan öldürüp, savaş çıkarılabiliyorlar. Bu savaşları çıkaranlar büyük şirketler. Eğer tüccar ruhsal değerlerinden vazgeçip, sevgi, şefkat ve merhameti hayatından eksik ederse ne dünya ne de kendi mutlu olur.
- İnsan olmak öğrenilebilen bir şey mi?
- İnsan olmanın iki yolu vardır. Birincisi dünyasal görevlerimiz; bu dünyanın gelişmesi, ilerlemesi ve bizden sonrakilerin de yararlanabilmesi için yapmamız gerekenler. Ancak tüm bunları yaparken kendi iç dünyamızı bir kenara bırakamayız. Yoksa mutlu olamayız. Mutlu olabilmek için ruhsal değerlerimizin aydınlığı altında yürümemiz gerekir. Sevgi, saygı, merhamet, hak, hukuk, erdem, adalet gibi ruhsal değerler üzerinden yürümek lazım. Bu bizi büyük bir iç zenginliğine ulaştırır. Allah'la dostluğunuz gelişir. Gitmeniz gereken yollar açılır, gitmemeniz gerekenler de kapanır. Çünkü hakka hukuka uygun yaşayan insan kavga etmez, kimseyle çekişmez.
- İş adamları nasıl gönüllülük yapar?
- İş adamı iki türlü gönüllülük yapar. Birincisi kendi şirketinin sosyal sorumluluk projeleri. O şirketin toplum nezdinde saygı, sevgi ve mallarının ilgi görebilmesi için sosyal sorumluluk projeleri çok önemlidir. Büyük saygınlık kazandırır ama bu sadece işle ilgili yapılıyorsa bu ticaretin bir parçasıdır. Promosyon vereceğine kendini daha prestijli gösterecek bu işi yapıyor. Bu bir iyilik değil, sorumluluk. İkincisi insan olarak, kendi içinden gelen bu benim görevimdir diye yapılan işler vardır. Bu da o kişinin insanlığının ölçüsüdür. Einstein, demiştir ki "Düşünün ki, hayatınızın tek amacı sizin mutluluğunuz ve isteklerinizin yerine gelmesi olsun. O zaman yaşam ne kadar acımasız olurdu düşündünüz mü? Oysaki insan o kadar acımasız değil."
- Eğitimden sonra neler değişiyor?
- İşlerindeki hayırseverlik duygusu ortaya çıkıyor. Bir arkadaşımın çocuğu yoktu. Varlığının tamamını bir vâkıfa bağışladı. Çünkü varlığının kendinden sonra bir şey ifade etmesi için bir bilinç kazandı. İkincisi, zenginliğin verdikçe bitmediğini görüyorlar. Sen ne kadar verirsen Allah da o kadar verir. Asıl vermemekten kork.

DENGE İÇİNDE YAŞAYIN
- Çalışanlarına karşı tavırları değişiyor mu?
- Çalışanın teri kurumadan hakkı verilmeli. Hakkı hukuku bilen insan denge içinde yaşar. Dengeli insanın dengesi zor bozulur. Hırsı aklının önüne geçmez. Böylece kimsenin hakkını yemez.
- Yeni patronlarda farklılık görüyor musunuz eskiye göre?
- Bunlar çok gençlikte olmaz. Hayatın iki dönemi var. Bir, toplama diğeri dağıtma dönemi. Önemli olan hayatının tamamını toplamakla geçirmemek. Yoksa gençken toplamak herkesin hakkı. Gönüllü olabilecek kadar maddi manevi olanaklara sahip olmak lazım. Mesela akrabanda muhtaç olan biri varsa önce onu halletmelisiniz. Sonra dışarıya. Toplama döneminde aklınızı sadece toplamaya verdiyseniz hayatınız boyunca sadece toplarsınız. Önemli olan bu dönemde de insan gibi yaşamak. Hem sosyal hayatın hem de yardım ettiğin insanlar olacak. 50 yaşına kadar sadece toplarsan zaten ölmüşsün demektir. Amerika'da yüksek lisans eğitiminde kişinin başkasını ne kadar düşündüğüne ne kadar gönüllü işler yaptığına bakılır. En yüksek puan da buna verilir. Çünkü sadece kendini düşünen adamdan hiçbir şey olmaz.

ARKADAŞINA GÖNDER
Başkalarını da düşün mutlu ol
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz