X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başkanlık seçimi şovdan ibaret
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başkanlık seçimi şovdan ibaret

  • Giriş Tarihi: 9.10.2016
Başkanlık seçimi şovdan ibaret
Başkanlık seçimi şovdan ibaret

Hillary mı? Donald Trump mı? Dünya bu sorunun cevabına odaklandı. Büyük yarışa 30 gün kaldı. Ancak birçok kişiye göre başkanlık seçimi aslında dev bir kukla gösterisi. Kimin başkan olacağının hiçbir önemi yok

'de büyük seçime sayılı günler kaldı. 8 Kasım'da dünyanın en güçlü ülkesinin yeni başkanı belli olacak. Ardından mevcut Başkan Barack Obama, 20 Ocak'ta Saray'daki koltuğunu devredecek. 58'incisi düzenlenen başkanlık seçiminde Demokrat Parti'den Hillary , Cumhuriyetçi kanattan Donald Trump yarışıyor. Aslında 3 aday daha var: Liberal Gary Johnson, Yeşiller'den Jill Stein ve Anayasa Partisi'nden Darrell Castle. Ancak favoriler Trump ve Clinton olduğu için diğerlerinin ismini neredeyse hiç duymuyoruz. siyasi tecrübe önemli Teknik açıdan bakıldığında ABD başkanlığına aday olmak çok kolay. ABD vatandaşı olunması, 35 yaşı devirmek ve ülke toprakları içerisinde en az 14 yıl yaşamak gerekiyor. Ama 1933'ten bu yana seçilen bütün adaylar; ya senatör, ya vali, ya da asker kökenli. Dolayısıyla ciddi bir siyasi tecrübe olması gerekiyor. 68 yaşındaki Clinton, yeterince siyasi tecrübeye sahip. Sonuçta eski First Lady, eski senatör, eski başkan adayı ve eski Dışişleri Bakanı. 70 yaşındaki Trump'ın siyasi tecrübesi hiç yok. Emlak zengini milyarder bir işadamı. Sadece 1998 yılından bu yana başkan olmak istiyor. Birçok uzmana göre en basit tabiriyle Trump'ın siyasi tecrübesizliğinden dolayı şansı çok az. Ancak magazine bolca malzeme çıkan geçmişi, yatırımlarından dolayı Wall Street'teki gizli işleri veya yerli yersiz söylemlerine rağmen Trump'a farklı bir misyon yükleyenler de yok değil. Trump'ın sistemin dışından olduğu ve birçoğuna göre tamamen kurgu olan başkanlık seçimlerinde taşları yerinde oynatacağı söyleniyor.

KUKLA GÖSTERİSİ
Gelin, büyük yarış öncesinde ortaya atılan 'başkanlık seçimi aslında tamamen şov, kimin kazanacağı önemli değil, ABD ve dünyayı zaten gölge hükümet yönetiyor" diyenlerin tezlerine bir göz atalım. Aslında hepimiz, bu tarz yaklaşımlara aşinayız. 'Dünyayı zengin aileler yönetiyor' iddiaları yıllardır bitmiyor. Ancak başkanlık seçimi için söylenenler sanki çok da mantıktan uzak değil. Bu tezleri savunanlara göre Donald Trump, ırkçı ve yabancı düşmanı bir milyarder. Hillary Clinton elitlerin kontrolündeki bir isim. İki adayın da 'korkunç' olduğunu söylüyorlar. Seçmenlerin ise demokrasinin kendilerini neden bu iki kötü aday arasında seçim yapmak zorunda bıraktığını sorguladığı dile getiriliyor. Cevapları çok basit: Seçimin hiçbir önemi yok. Oyun zaten şaibeli. Beyaz Saray'a kimin çıkacağı fark etmiyor. Başkan kim olursa olsun, gündemi belli. Ve bu gündemi hazırlayanların demokratik süreçlerle hiçbir ilgisi yok. Bu nedenle seçim yarışının dev bir kukla gösterisinden ibaret olduğunu savunuyorlar. Başkanın sadece kameralar karşısına çıkan bir yüz olduğunda ısrar edenler, seçim yarışında medyanın da sadece kendisine izin verilen konuları gündeme getirdiğini dile getiriyor. Bu yıl ki seçimlerin sürekli terör ve göçmenlerin üzerinde dönmesinin tesadüf olmadığı belirtiliyor. Bu noktada "Göçmen+terör=Korku, öfke, gerilim ve panik" denklemi ortaya atılıyor. Ordo Ab Chao yani kaostan düzen çıkarmak. Ülkede ne kadar çok kaos ortamı olursa, yönetmek o kadar kolay olur mantığı. Bu tezi bir adım daha ileriye taşıyanlar da yok değil. Ortadoğu'da terör estiren ve etkileri tüm dünyaya yayılan DEAŞ'ın ortaya çıkmasında yine söz konusu gölge hükümetlerin olduğu kaydediliyor. DEAŞ'ın kısa sürede yaydığı korku, ardından başlayan çatışmalar ve önüne geçilemeyen terör saldırıları. Tüm bunların neticesinde de patlak veren göçmen krizi ile hızla yüklesen ırkçılık. "İşte Clinton ve Trump da sürekli terör ve göçmenlere yoğunlaşarak kendilerine biçilen rolü oynuyor. Dolayısıyla, her ne kadar siyasi çevreden olmasa da Trump da aslında bir kukla" diyorlar.

KİM KAZANACAK?
Başkanlık seçimi ile ilgili bir diğer ilginç ayrıntı, en çok parayı harcayan ismin Beyaz Saray'a çıkması. Obama, 2008 ve 2012 yıllarındaki yarışta rakiplerinden neredeyse iki kat fazla para harcadı. Örneğin 2008'teki seçimde 759 milyon dolar harcarken, rakibi John McCain 240 milyon dolarda kaldı. Şimdiye kadar Trump'ın seçim kampanyası bütçesi 96 milyon doları geçti. Clinton'ın bütçesi 374 milyon dolar. Parayı bastıranın başkan seçildiği matematiği doğruysa Clinton'ın yeni başkan olacağı kesin. Ancak 1984'ten beri kimin ABD başkanı olacağını doğru tahmin eden tarihçi Allan Lichtman'a göre Trump kazanacak. Bana göre ise favori Clinton.

OBAMA NE YAPACAK?
Bundan 8 yıl önce bir rock yıldızı gibi 'değişim' ve 'evet yapabiliriz' sloganlarıyla ABD'nin ilk siyahi başkanı seçilen Barack Hussein Obama, koltuğunu devretmeye hazırlanıyor. New York Times gazetesi 25 Ağustos 2016'da Beyaz Saray'da Dan Winters tarafından çekilen fotoğraf ile Obama'nın iki dönem süren başkanlığı boyunca neler yaşandığını özetledi. 55 yaşındaki Obama, Irak ve Afganistan savaşlarını bitirdi, Küba ile barış imzaladı, İran ile nükleer anlaşmaya vardı. İlk iPhone satışa çıktı, Facebook 1.7 milyar kullanıcıya ulaştı, Elon Musk Mars'a koloni kurmak için kolları sıvadı ve dahası... Diğer taraftan Washington Post gazetesi "Savaşları bitirmeyi vaat eden Obama, koltuğunu bırakırken ABD, 6 ülkeye hava saldırıları düzenliyor: Irak, Suriye, Yemen, Libya, Somali ve Afganistan" diyerek Obama'yı eleştirdi. Nobel Barış Ödüllü Obama ayrıca "Amerikan tarihinin her iki döneminde de savaşların kesintisiz sürdüğü ilk ve tek başkanı" olarak kayıtlara geçti. Obama'nın dış politikasına yönelik en sert eleştiriler ise Suriye savaşındaki yetersiz bulunan adımları oluyor. Tabii bir de insansız hava araçlarıyla öldürülen binlerce kişi var.