X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dedeleri bizim için buradaydı, biz de torunları için oradayız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dedeleri bizim için buradaydı, biz de torunları için oradayız

  • Giriş Tarihi: 6.11.2016
Dedeleri bizim için buradaydı, biz de torunları için oradayız
Dedeleri bizim için buradaydı, biz de torunları için oradayız

Sonbaharın solgun güneşi Gelibolu yarımadasının kanla sulanan topraklarına uzanan binlerce şehidin üzerine ayrım yapmadan dökülürken hemen yanıbaşımızdaki Irak’ta bomba sesleri ve barut kokuları birbirine karışıyor. “Bizim Musul’da, Kerkük’te, Suriye’de ne işimiz var?” diye soranlara sessiz ama çarpıcı cevabı Çanakkale’de kanları birbirine karışarak uzanmış şehitler veriyor

Seferberlik ilan edilmesinin ardından Kerkük'ten, Musul'dan, Erbil'den, El Bab'dan, Başika'dan, Bağdat'tan, Basra'dan, Gazze'den, Girit'ten, Halep'ten, San'a'dan, Kudüs'ten, Laskiye'den, Kerbela'dan Siroz'dan, Süleymaniye'den, Rakka'dan, Nablus'tan gönüllü olarak ismini yazdıran yaşları 18-45 arasındaki binlerce kişi aynı bayrak, aynı ezan, aynı vatan toprağı ve aynı iman duygusuyla Çanakkale cephesine koşmaktan geri durmamıştı.

ÇANAKKALE'DEN MUSUL'A YOL GİDER
İslam coğrafyasının bu elde kalan son kalesi için canlarını ortaya koyarak cephemize koşan bu kahramanlara o gün "Burada ne işiniz var?" diye sormadık. Aynı şekilde geldikleri yerlerde de hiç kimse "Orada ne işiniz var?" diye sormayı aklından bile geçirmemişti.
Çünkü bu şehitler, ortak eski tarihimizin birer şahidiydi. Çünkü bu topraklar imparatorluk bakiyemizin hafızasıydı. Çünkü oralar insanıyla, toprağıyla, kültür ve yaşamıyla bu coğrafyanın ayrılmaz bir parçasıydı. Çünkü Çanakkale geçilirse Irak ve Suriye de geçilmiş sayılacaktı.
Çanakkale'de bugün koyun koyuna yatan binlerce Musullu, Kerküklü, El Bablı, Erbilli, Basralı, Süleymaniyeli, Kerküklü, Nabluslu, Hicazlı ve Başikalı kahramanlar bu toprakların tam özgürlüğü ve bağımsızlığı için imkansızlıklar içinde mücadele ettiler.


Bu şehitlerin fotoğraf karelerimize yansıyan varlığı bile, oraların Misak-i Milli ile işaret ettiğimiz sınırlara ait olduğunu göstermeye yeterlidir.
Sınırlarımızı adeta kanlarıyla çizen bu insanların torunlarına destek çıkmak ve topraklarını işgal eden düşmanlara karşı tüm gücümüzle sahada olmak her şeyden önce bir vefa gereğidir. Onun da ötesinde tarihimizin bize yüklediği bir namus borcudur.

İSLAM COĞRAFYASI TÜRKİYE İÇİN SEFERBER

Osmanlı Devleti ve onun devamı olan Türkiye'nin başı ne zaman sıkışsa İslam coğrafyası üzerindeki devletler yardıma koşmuştu. Osmanlı-Rus Harbi'nde Pakistanlılar topladıkları 125 bin Osmanlı lirası değerindeki parayı İstanbul'a ulaştırmışlar, Balkan savaşları sırasında da kadınlar bileziklerine varıncaya değin her türlü maddi yardımı bize göndermekten geri kalmamıştı.

Hatta o sırada kalabalık içindeki bir kadın "Yok mudur bir hayırsever, Allah rızası için bu çocuğumu satın alsın, bedelini Osmanlı"ya göndereyim" diye feryat etmişti. Milli Mücadele döneminde de yine Pakistanlılar var güçleriyle yanımıza koşmuşlardı. Hindistanlılar da aynı fedakarlığı Osmanlı-Yunan savaşı sırasında da göstermiş, İstanbul'a çekilen telgraflarda "Bütün servetimiz, evlerimiz, mülklerimiz feda olsun" demişlerdi.

Sömürge olarak getirilen Senegalliler de Türk cephesinden yükselen ezan sesini duyunca "Biz kardeşlerimizi öldürmeyiz" deyip silah bırakmışlar ve Fransa için savaşmaktan vazgeçmişlerdi. İran'dan, Irak'tan, Suriye'den, Afganistan'dan, Pakistan'dan, Hindistan'dan gelip bu topraklar için şehit olanların fedakarlığına bugün ses vermek Türkiye'nin sorumluluğundadır.

Türkiye'nin bugün Musul operasyonu kapsamında Irak ve Suriye topraklarında var olması, yıllardır oynanan kirli oyunlara karşı bir başkaldırı ve karşı duruştan başka bir şey değildir. Türkiye, DEAŞ ve PKK marifetiyle el konulmaya çalışılan Misak-i Milli topraklarına bugün Çanakkale'de yatan dedelerinin aziz hatırasına binaen torunlarına destek için orada bulunuyor.



TÜRKİYE TARİHİ MİSYONUNA SAHİP ÇIKIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sorumluluk ve misyonu hatırlatan şu cümlelerini bir kere daha hatırlamak gerekiyor bu yüzden: "Misak-ı Milli'yi anlarsak Musul'u da anlarız. Yeni nesile bunu anlatmak en önemli görevlerimizden. Musul üzerinde bizim sorumluluğumuz var. Biz burada olacağız, hem arazide olacağız hem de masada olacağız."

Bugün Musul'da sahada olan ve Çanakkale'de bu ülke için şehit olarak canlarını feda eden Iraklıların torunlarının yanında yer alan Türkiye tarihi misyon ve hatırasına sahip çıkıyor.

Çanakkale'de bu vatan için çarpışıp şehit düşen binlerce kardeşimiz İslam coğrafyasının her karış toprağına buradan sessiz ama çarpıcı bir cevap veriyor. Çanakkale'nin kan kırmızısına boyanan topraklarına güneşin son kızıllığı vururken, ertesi sabah Musul'dan doğacağı ana hazırlık yapıyor.