X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Halka yalan söyleyen anketler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Halka yalan söyleyen anketler

  • Giriş Tarihi: 13.11.2016
Halka yalan söyleyen anketler
Halka yalan söyleyen anketler

Seçim öncesi yapılan ama asla gerçek sonucu belirleyemeyen anketlerin bir örneğini Amerika’da yapılan başkanlık seçimlerinde gördük. ABD’nin 45. başkanı olan Donald Trump’ın seçim zaferi, bütün anket şirketlerinin ve onlarla kol kola yürüyen medyanın güvenilirliğini yerle bir etti

İstatistiklerin en büyük kandırma sanatı olarak adlandırılması artık sağır sultanın bile haberdar olduğu bir gerçek. Kamuoyuna yoklama çekilme yönteminin nihai noktada kamuoyunu yok sayma ve yönlendirme isteğine su taşıdığı tartışılmaz. Tartışılmayacak bir diğer gerçek de kamuoyu dediğimiz halkın irfan ve sağduyusunun yok sayılma çabasının sandıkta çuvallaması. Bunun en son örneğini Amerika'da yapılan başkanlık seçimlerinde bir kere daha bütün dünya görmüş oldu. ABD'nin 45. başkanı olan Cumhuriyetçi aday Donald Trump'ın seçim zaferi bütün anket şirketlerinin ve elbette onlarla kolkola yürüyen medyanın güvenirliliğini yerle bir etti.

ABD ŞİRKETLERİ HAVLU ATTI
Seçimden hemen önce ABD medyasında yayınlanan anketlerde Hillary Clinton favori gösterilirken Trump'a neredeyse hiçbir şans tanınmıyordu. Seçime saatler kala yapılan anketlerin ortalaması, yarışı Hillary Clinton'ın kazanacağını söylüyordu. Hatta Washington Post'a göre, anket yüzde 2.5'luk bir yanılma payına sahipti. Ancak sonuçlar anket şirketlerinin tamamının yanıldığını ortaya koydu. Trump'ı başkan olarak gösteren tek anket firması ise IBD, TIPP tracking oldu.

MASA BAŞI ANKET VE GAZETECİLİK
Hiç şüphesiz anket yapan şirketler sayıları yanlış toplamıyordu. Onun yerine istediği sonucu çıkaracak sayıları hesaplamaya dahil ediyorlardı. Ancak anketteki hesabın sokağa uymayacağı gerçeğini gözardı etmişlerdi. Hatta haftalık Newsweek dergisi seçim sonuçlarından o kadar emindi ki 8 Kasım'da çıkan sayısının kapağına Clinton'un resmini basıp "Kadın Başkan" başlığı ile bayilere dağıtmaktan çekinmemişti. Türkiye'de ise Posta, seçimler sonuçlanmadan önce "Zafer beklendiği gibi Clinton'ın oldu" diye yazmaktan çekinmemişti. Oysa gazetenin çıktığı saatlerde ABD başkanlık seçiminin sonucu henüz belli değildi ve oy sayma işlemi devam ediyordu.

YUNANİSTAN'DA DA YANILMIŞLARDI
Yunanistan'da geçtiğimiz yıl temmuz ayında ülkenin AB'deki geleceğini yakından ilgilendiren referandumda da tüm anket şirketleri ters köşe olmuşlardı. Başbakan Aleksis Çipras, kreditörlerin taleplerine karşı halkın desteğini almak için gittiği referandumdan zaferle çıkarken sınıfta kalan yine anket şirketleri olmuştu. Yunan halkı yüzde 61.06 gibi bir oranla 'hayır' demişlerdi.

İNGİLTERE'DE DE HEZİMET
İngiltere'de şubat ayında başlayan referandum sürecinde anketler uzun süre ibreyi küçük bir farkla AB'de kalınmasından yana gösterdiğini söyleyip durmuştu. Ancak Haziran 2016'da yapılan referandum sonuçları tam tersini ortaya koydu. Ve İngilizler yüzde 52'ye yüzde 48 ile AB'den ayrılma yönünde oy kullandı. AB referandumu anket şirketlerinin İngiltere'de son iki yılda yaşadığı 3. büyük hezimet olarak değerlendirildi. Zira anket şirketleri, 2014'te yapılan İskoçya bağımsızlık referandumunda sandığa yansıyan 10 puanlık farkı öngörememiş, David Cameron liderliğinde Muhafazakar Partinin tek başına iktidar çıkardığı 2015 genel seçimlerinin ise koalisyon getireceği tahmininde bulunmuştu.

TÜRKİYE'DE HEP ÇUVALLIYORLAR
Türkiye'deki anket şirketleri ise hüsran yaşamaktan bıkmış değil. Bunun son örneğini 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde bir kez daha gördük. Araştırma şirketleri kelimenin tam anlamıyla sandığa gömülmüştü. ANAR, AK Parti'yi yüzde 44, Gezici yüzde 39.2, Andy-Ar yüzde 43.7, Metropoll yüzde 41,7, ORC yüzde 43.3, SONAR yüzde 40.5 ve PollMark yüzde 43.9 göstermişti. Adil Gür'ün araştırma şirketi A&G ise yüzde 47.2 sonucuyla en yakın tahminde bulunan şirket olmuştu. Ancak AK Parti 1 Kasım seçimlerinden yüzde 49,5 oy oranına ulaşarak tıpkı ABD'de olduğu gibi bütün anket şirketlerini sınıfta bıraktı. Sonuç olarak ya seçmenler anketçi sorularına doğru cevap vermiyor ya oy kulübesine girince fikir değiştiriyor ya da anket şirketlerinin kullandığı yöntemlerin artık modası geçti. O halde ister "Senin kendi elinle çarpıtmadığın istatistiğe inanma" diyen Winston Churchill'in sözüne itibar edin isterseniz "Üç türlü yalan vardır: Yalan, rezil yalan ve istatistik" diyen Benjamin Disraeli'nin sözüne. Ama bu noktadan sonra yapılması gereken bir anket var: "Anket şirketlerine ne kadar güveniyoruz?"

Halkı okuyamıyorlar
ADİL GÜR (A&G Araştırma Şirketi sahibi):
Araştırma şirketlerinin yanılmasıyla ilgili bir çok neden var. İlki katılım oranı. Anketler herkes sandığa gidecekmiş gibi yapılır. İlk yanılma budur. İkincisi anket çalışması telefonla yapılıyor. Oysa telefonda insanlara daha az sorabiliyorsunuz ve samimi cevapları ölçme şansınız yoktur. Aynı sorular bu samimiyeti ölçecek şekilde farklı şekillerde sorulmalı. Seçmen davranışını belirleyen üçüncü neden ekonomidir. ABD'de Trump bu konuda vaatlerde bulundu ama seçim kampanyası döneminde pek çok kişiyi de söylemleriyle küstürdü. Ekonomik nedenlerle oy vermeyi düşünenler bu söylemler nedeniyle kendilerini küçük düşürmemek için yalan söyleyerek Clinton'a oy vereceğini belirttiler. Ama bu araştırma şirketlerinin yanlışını temizlemez. 'Utangaç seçmen' diye bir tabir vardır. ABD seçmeni Trump'ın davranışından dolayı gizlendi.

HALK ETKİLENMİYOR
Yunanistan, İngiltere, Türkiye ve ABD'de araştırma şirketleri yanıldı. Almanya'da da öyle. Başka ülkelerle ilgilenmediğimiz için bilmiyoruz, bir çok yerde yanılıyorlardır. Şirketler metodolojiyi değiştirmeli, yüzyüze anket yapılmalı. ABD'de yanılmak ta kolay değildir. İki aday var, burada o da yok. Anket şirketlerinin yanılması toplumsal psikolojiyi bozmaz. ABD ve Türkiye seçimlerini şunu gösterdi: Seçmen iradesi sandığa yansıyor. Halk araştırma şirketlerinden etkilenmiyor. Bu test edilmiş oldu. Seçim akşamı ben de yanıldım. CNN sandık çıkışı anketlerini yayınladı ve orada yüzde 54 'Obama politikasından memnunum' diyor. Bu veri Clinton'un kazanacağını gösterir ama sonra anladım ki seçmeni yönlendirmek için açıklanmış bir anket bu.

ERDOĞAN MODELİ KAZANDIRDI
Dünyada artık yeni trend şu: İnsan sahici olana oy veriyor. Eskiden medya ve sermaye desteğini alan kazanıyordu ama artık buna değil halkı arkanıza almanız gerekiyor. Clinton bütün sanatçıları ve medyayı arkasına aldı ama kaybetti. Halk artık siyasi tercihlerini yönlendirenlere tepki gösteriyor. Erdoğan ile Trump'ın seçim kampanyasını ve söylemlerini bazı alanlarda benzeştirmek mümkün. Bu açıdan Türkiye-ABD ilişkileri iyi yönde gelişecektir. Daha iyi anlaşırlar. 'Araştırma şirketlerine güveniyor musunuz?' diye bir anket yapsanız yüzde 90'ı 'güvenmiyorum' der.