X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hayat bana neyi getirdiyse, eyvallah dedim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayat bana neyi getirdiyse, eyvallah dedim

  • Giriş Tarihi: 13.11.2016
Hayat bana neyi getirdiyse, eyvallah dedim
Hayat bana neyi getirdiyse, eyvallah dedim

Giderli şarkı deyince akla o gelir. Bitmeyen enerjisi, samimi yapısı ve en çok dobralığıyla tanınıyor. Tesadüfen çıktığı sahnede 20 yılını doldurdu. Hem de geride unutulmaz şarkılar bırakıp, büyük bir başarıya imza atarak. Demet Akalın da inanamıyor geldiği noktaya. Ama her zamanki gibi, şükredip yoluna devam ediyor...

Tam 20 yıl önce Sebebim diyerek girdi müzik piyasasına. Mankenlikten sahnelere transfer olduğunda, 'giderli şarkı'lar diye bir jargona da ister istemez ilham kaynağı oldu. Her albümü, her şarkısı mesaj niteliğindeydi ve merakla bekleniyordu. İlk başlarda sahnelerin tozunu attıramıyordu ama Hülya Avşar'ın alt kadrosuna girerek varlık göstermişti. İzmir Fuarı'nda, büyük gazinolarda yer almak için çok çalıştı. Aslında bir kariyer planı olarak bakmıyordu müziğe, "Derdim para kazanmaktı" diye anlatıyor o günleri... Para kazandı, hem de çok. Ama o çocukluğunda bile hayal etmediği yerlere ulaştığında çalışmayı, müziği bırakmadı! Şimdi 20. yılını kutluyor. Bu 20 yıl onun azminin, çalışkanlığının, hırsının, yaşadıklarının da bir özeti aslında.
Demet Akalın'la 20 yılını konuşmak için Acarkent'te randevulaşıyoruz. Titizliği ve kontrol düşkünlüğüyle bilinen Akalın, hemen kafedeki garsonlara, tatlı kurabiye sipariş ediyor, nasıl servis etmeleri gerektiğini anlatıyor. İkramlar istediği gibi gelmiyor ama keyfimiz yerinde... Sabahtan beri yaptıklarını anlatıyor, şaşkınlıkla dinliyoruz... Biz diyorum çünkü söyleşiye, Genel Yayın Yönetmenimiz Şengül Balıksırtı da eşlik ediyor. Balıksırtı ve Akalın Gölcüklü... Yolları hiç kesişmemiş ama mekanlar, sokaklar, okullar ikisi için de tanıdık. Sohbet haliyle Gölcük'ten başlıyor. Her ay mutlaka gittiğini anlatıyor Akalın... Akraba, aile ziyaretleriyle dinlendiğini, kendini daha iyi hissettiğini söylüyor. Ve tabii yardımlarını da esirgemiyor. Biz de bunu duyunca Demet Akalın'ın, Gölcük'teki halini merak ediyoruz. Bu kez röportajda onu bugünlere getiren geçmişinden fotoğraflar kullanalım istiyoruz. Kırmıyor bizi ve Gölcük'te çekilmiş özel fotoğraflarını paylaşıyor.
Akalın'la müzikteki ilk günlerine, ilk anılarına dönerek başlıyoruz sohbete. Bolca gülerek, arada gözlerimiz dolarak 2016'ya kadar geliyoruz. İşte Demet Akalın'ın 20 yılı:
- Mankenlik yaparken aklınızda şarkıcılık yapmak var mıydı?
- Asla yoktu. Her şey bir anda oldu.
- Lisede müzik dersinde başarılı mıydınız?
- Hayır. Notlar sıfırdı (gülüyor). Azizzzzz... Aziz Hoca gelirdi müzik dersine... Flüt çalardık o yıllarda. Notalar bana çok karışık geliyordu. O yüzden müzik sınavında sürekli kopya çekerdim. Ama enteresan bir detay vardı; tarih en zor dersti bana göre. Enis Hoca vardı tarih öğretmenimiz, ben de âşıktım. Atatürk'e benzerdi, çok yakışıklı bir adamdı. O da dersin son beş dakikasında şarkı söyletirdi. Tarih dersinin son beş dakikasında slow bir şarkı söylerdim. Adama olan aşkımdan tarih dersim 10'du.
- Notayla ilgilenmiyorsunuz...
- Hiç! Şu an göstersen yine nota bilmiyorum. Şarkı yapılırken başına dikildiğim aranjörler sorar "Bu ses mi iyi oldu, diğeri mi?" diye... O şekilde çözebilirim. Belli bir müzik kulağım var ama onu notaya dökemem. Benim o anlamdaki kulağıma çok güvenirler. Şarkı dinletirler, "Bunu İrem Derici'ye, Ebru Gündeş'e gönder" derim. Allah'tan çalıştığım aranjörlere nota bilmeden derdimi anlatabiliyorum.
- Şarkı söyleme hayaliniz yok muydu?
- Oturduğumuz apartmanın yedinci katında Bedia Akartürk otururdu, şöyle hayaller kurardım, ben tam evde şarkı söylerken, Bedia Akartürk asansöre binmeyecek, merdivenlerden yürüyecek ve benim sesimi duyup, "İşte bu" diyecek... Aynanın karşısına geçip Sezen Aksu şarkıları söylerdim. Ama bir gün sahneye çıkmayı hayal bile edemezdim... Kendi kendine şarkılar söyleyen biriydim, birinin keşfetmesini bekliyordum. Kimse keşfetmedi ama...
- Ama bir şekilde fark edildiniz ki şarkıcı oldunuz. Fark eden kimdi?
- İlknur Bozkurt. O dönemin televizyon yıldızıydı. O zorla, elimden tutarak sahneye çıkardı. Alt kadrosuna almak istedi. "İlknur kafayı mı yedin? Saçını yaparım, çantanı taşırım ama alt kadronda nasıl şarkı söyleyeceğim" dedim. O zamanlar diafonlu telefonlar var, İlknur'un rahmetli Fahrettin Aslan'la konuşmasına şahit oldum. Fahrettin Aslan İlknur'a, "Kadronu yap, Maksim'e seni solist istiyorum" diyor. İlknur, "Maksim'i istemiyorum, benim yapacağım daha güzel şeyler var" diyordu. O zaman Maksim'de olmaktan büyük bir şey yok!
- Ne yapıyor şimdi İlknur Bozkurt?
- Üç üniversite bitirdi. Ne yapıyor bilmiyorum...
- İlknur Bozkurt'un Maksim'i reddetmesini nasıl yorumluyorsunuz?
- İnsan şükretmeyi bilmeli. Öyle bir dönem yaşadım. 2006'da o kadar çok konserim, sahne programım vardı ki, nerede olduğumu unutuyordum. Hangi şehirdeyim bilmiyordum. Allah illa ki başına bir şey getiriyor "Offf" dediğinde...
- O dönemki müzik piyasasında nasıl bir beklentiyi karşılıyordunuz?
- Güzel bir renktim, mankenlikten gelmiş güzel kız. Tabii kim kaptı beni o zaman? Rahmetli Emral Avşar... Hülya Avşar'ın tüm kadrolarına koydu. Hülya Avşar'la Ankara'ya gidiyorduk program için, 13 program anlaşması yapıyorduk... 12 gün kendine çalışıyorsun, bir gün gazinoya... Mümkün mü? 45 gün kadrolu program yaparken.
- İlk sahneye çıktığınız yer Stardust... İlk günden aklınızda kalan neler var?
- Mayo gibi bir şey giymişim üzerime... Zaten 25 dakika kalacaktım sahnede. Sezen Aksu'nun Kolay Olmayacak'ını söylemiştim ilk parça olarak. Nasıl ruhsuz söylüyorum ama... Hiçbir yere bakamıyorum. Sağdan soldan çiçek geliyor. Adamların kafasına atıyorum gülleri. Çok komik yıllardı. Şimdikiler cengâver gibi, pabuç dilli olmalarına inanamıyorum! Hâlâ Sezen Aksu'nun evine gittiğimde, bir orta sehpası vardır, onun kenarına yere çökerim. Kanepeye oturamam bile... Saygı önemli!
- Emral Avşar genç yaşta size sahip çıkmış. Bir şeyler de öğretti mi?
- Her zaman "Kendine yatırım yap" derdi. Pahalı giyineceksin, yatırımını kostümüne yap. Dakik olmayı da Hülya Avşar'dan öğrendim. Hülya Avşar çok esprili kadındır, harikadır ama iş başında kimseyi tanımaz. Çok solistle çalıştım ve hepsinden bir şey öğrendim. Büyük isimlerle çalıştım hep... Şansım oydu galiba...
- Paranız yetiyor muydu, kostüme, makyaja?
- Çalıştığım bir terzi vardı, bir kıyafet dikiyorsa, bir tanesini de geri vermek üzere kullanmama izin verirdi. Öyle öyle kurtardım hep... Sonra Nur Yerlitaş'a paralar bayılmaya başladım (gülüyor).

SON SEKİZ YILDIR ŞARKICI MUAMELESİ GÖRÜYORUM
- Havaya girdiğiniz bir dönem oldu mu?
- Olmaz mı! Normal değil mi? Hayalimde bile yokken böyle bir şey yaşıyorum. En güzel yerlerde yemek yiyorum, en güzel şekilde ağırlanıyorum, insanlar müthiş bir sevgi gösteriyor. Allah'tan çabuk topladım.
- Seni en çok ağlatan şey neydi?
- Çok ağladığım, hakkımın yendiği zamanlar çok oldu. Çok da sesim çıkamıyordu. O zaman daha çok hırslanıyordum. Ödül vermeye layık görmüyorlardı. Beni kaale alsınlar diye çok uğraştım. İnsanlara kendi ismimi kabul ettirmekle yıllarım geçti. Bakma son sekiz senedir şarkıcı muamelesi görüyorum. Daha fazla insan tarafından sevilmek en büyük takıntım. O yüzden albüme herkese hitap edecek şarkılar koyuyorum.
- 18-20 yaş grubu niye sizi dinliyor?
- O kadarını ben nereden bileyim (gülüyor). Sevilmek güzel bir şey. O kadar üzerime oturmuş ki giderli şarkılar, "Demet Akalın albüm çıkarsın da, sevgiliye gider yapalım" diyor insanlar... Sevgilisine gider yapmak için beni bekleyen var (gülüyor). Mutlu aşk şarkıları bana yakışmaz, olmuyor zaten. Evli Mutlu Çocuklu ve Türkan'ı ayrı tutuyorum ama...

SERDAR PARAYI GÖRÜNCE ŞARKIYI VERDİ
- Aslında farklı bir anlayışla şarkıcılığa başlamışsınız. Profesyonel bilinci ne zaman kazandınız?

- 2005'te. Serdar Ortaç Bittim diye bir şarkı verdi, patladı şarkı, haliyle ben de patladım! Şimdi kariyerimin her anını planlıyorum, o zaman öyle değildi, derdim para kazanmaktı. "Araba alsam, onun kredi borçlarını ödeyene kadar çalışsam, bir tane evim olsa ne güzel olur" diyordum. İsteklerim ve hayallerim çok küçüktü. Güzel para kazanmaya başladığımda hayallerim de büyüdü. Ama sonra hayallerin sadece para pul olmadığı anlaşıldı.
- Serdar Ortaç'ın en popüler dönemleriydi sözünü ettiğiniz. Nasıl oldu da size şarkı verdi?
- O da çok komik bir anı. Bir yarışma programı yapıyordu Bodrum'da, orada şarkıyı söyledi, bayıldım. İlla istedim, "Yok veremem, kendim okuyacağım" dedi. Israr etmedim, İstanbul'a döndük. Ortak bir arkadaşımız var, ona durumu anlattım. O zamanlar freebag'ler moda. Bana dedi ki, "Ne kadar paran varsa doldur freebag'e, konuşmaya gidiyoruz, ben sana parayı çıkar deyince, çıkar." Parayı doldurdum. Gittik Serdar'a. Çiçekler, çikolatalar kız istemeye gidiyoruz sanki... Serdar piyanonun başında, "Yok arkadaşım uymaz sana" diyor. Vermiyor şarkıyı. Ortak arkadaş gözüyle işaret etti, ben parayı anında çıkardım. Serdar parayı görünce, "Ver bakayım bir ton" dedi. Ortaç parayı görünce, benim de kataküllimle şarkıyı aldım. Şarkı patladı. Dev bir çiçeğin içinde bir saat gönderdim Serdar'a. Her zaman, "O kadar insana şarkı verdim, bir teşekkür bile etmediler, sen nasıl bir kızsın" der. Annemden kalmış o huyum. Bir şeyin altında kalmamak için illa ki uğraşırım. Gülşen bana şarkı hediye etti, ne yapacağımı bilemiyorum. O şarkıyı ben olsam kimseye vermezdim. Şarkının sözleri benim hayatım. Benim de dilimin ucuna geliyor bunları anlatmak ama yapamıyorum. Tüm yatırımım şarkılar. İnsanların peşinden koşuyorum, iyi bir şarkı yapanın yakasını bırakmıyorum.
- O sizin dönüm noktanız olmuş. Sonra...
- İnsanlar bana "Tokat gibi geldin, niye bu işin üstüne düşmüyorsun" diyordu. Sonra sözlerini benden esinlenerek şarkı yazan Ersey Üner vardı, "Bir gün gelecek tüm parçalarını ben yapacağım" dedi. Onunla geçen bir dönemim var. Sonra yılın şarkıcısı ödülleri geldi. Artık yaptığımın üstüne çıkma isteği gelmişti. Çok çalıştım.

TÜM GİDERLİ ŞARKILAR ONA
- Okan Bey için olan bir şarkınız var mı?
- Son zamanlarda yazılan tüm giderliler ona. Bakma çok seviyorum kocamı ama delirttiği zamanlar oluyor. Tek nedeni, kıskançlık. Oraya gitme, orada yemek yeme, yalnız arabaya binme... Rüyasında bile kıskanan bir adam. Bazen ben de onu huylandırıyorum, kıskançlık yapıyorum. Böyle böyle taze kalıyor ilişki. Zaten şarkıların çoğunu onunla birlikte seçiyoruz.
- Bir şarkı söyleseniz hangisini eşiniz Okan Bey'e göndermek istersiniz?
- Son Sözüm Aşk isimli şarkı bizim şarkımız. Düğünde bile onu çaldırdık.
- Aşkınız taze yani...
- Taze mi? Fazla taze... Onunla o kadar huzurlu ve mutluyum ki. Bir adam maça gitmez mi? Evde izler. Maça gider, beni de çağırır.
- Eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı hayatınızda?
- Tabii. Babam. İki yaşımdayken vefat ettiği için, hiç bilmediğim bir duygu baba sevgisi. Şimdi kızımla, Okan'ın ilişkisini gördüğüm zaman, içim cız ediyor. Hira o kadar bağlı ki babasına. Acaba vefat ettiğinde bana nasıl unutturdular babamı? Çok aradım mı? Çünkü babam da Okan gibiymiş... Eve gelirmiş, perdeleri çengelli iğne ile kapatırmış, annemin üstüne pelerinler örtermiş. Esprili bir adammış ama... Hep anlatıyorlar ama eksikliğini hissettiğim şey babam. Keşke olsaydı, acaba olsa nasıl olurdu hayatım? Böyle işlere kalkışabilir miydim? İnsan düşünüyor bunları...

BU AİLE SENİ ALMAYACAK, OKAN ŞARKICIYLA EVLENMEZ DEDİLER
- Sizi siz kılan neler var?

- Sosyal medyam. Çünkü kendimi anlatabildiğim, kişiliğimle var olabildiğim tek yer Twitter, Instagram... Geçen gün, Instagram'da bir kadını keşfettim, beş çocuğu var ve her gün beş beslenme çantası hazırlıyor, onun da fotoğraflarını paylaşıyor. Ama bildiğin eski usul beslenme çantası, salçalı ekmekler, mandalina, matara falan... Altına "Ne kadar güzel" diye yazdım. Kadın eve bir sandık erzak göndermiş. Hediyesinin fotoğrafını paylaştım, insanlar yorum yağdırdı, "Seni bu yüzden seviyoruz" diye... Arkadaşlarım da takip etmeye başladı kadını. Zaten dualarla ayakta durduğuma inanıyorum, o yüzden sosyal medya enerjisine inanıyorum. Çünkü herkes güzel gözle bakmıyor.
- Niye size güzel gözle bakılmadığını düşünüyorsunuz?
- Çünkü mal düşmanlığı var insanlarda. Niye kolunda o saat var, o pırlantayı niye o takıyor, arabası şu model, evi şöyle... Kendine şükretmezsen, kendine dönüp bakmazsan olmaz! İnsan açısından etrafını temiz tutacaksın, her yaş sana bir tecrübe getiriyor. Mağdur edebiyatı yapacak değilim, "Çok kazık yedim de böyle oldum" demem. Hayat bana neyi getirdiyse, "Eyvallah" dedim. Yavaş yavaş dünyamı değiştirdim, bir şey olunca "Allah iyilik versin" diyorum. 10 sene önceki Demet olsam, yıkarım, dökerim. Artık öyle değil. Öyle bir dünyanın içinde değilim. Kendimi en iyi anlattığım yer sahne ve şarkılarım. Sosyal medya beni insanlara gösteren ayna. Seninle nasıl aynı diziyi izliyoruz diye şaşıranlar var. Sanki uzaylıyım. Ben sadece çok sevdiğim bir işi, göz önünde yapıyorum. Yoksa herkes gibi televizyon izleyen, dizi takip eden, 23:00 olunca uykusu gelen biriyim.
- Yemek de yapıyorsunuz. Harika sofralar kuruyorsunuz kayınvalidenize...
- Yok artık yapmıyorum. O durumlar iş olana kadardı (gülüyor). Kaynanama bayağı haksızlık ettim zamanında. Sonra bir gün umreye gittiler. Oradan bana bir mesaj attı; "Baban için tavaf ediyoruz" dedi. O akşam babamı rüyamda gördüm... Ve babamı, ben hiç görmem rüyamda. Sureti nasıl bilmiyorum ya... Babam o kadar güzel gülüyordu ki rüyamda... Sabah kalktım kayınvalideme ağlayarak mesaj attım... Okan'a o gün dedim ki, "Ben senin ailenin hakkını nasıl ödeyeceğim?" Oraya gidip de, benim için değil, Hira için değil, baban için tavaf ettik deyince, ne kadar kaynanalık yapsa da her şey kabul gözümde. Arada yapardı kaynanalık (gülüyor). Kayınpederimi çok seviyorum, babam olsa bu kadar sevebilirim. Ve onunla düğün günü tanıştım.
- Nasıl daha önce tanışmadınız mı?
- Çünkü bana hep "Bu aile seni almayacak, Okan şarkıcı kadın almaz, evlenemezsiniz, evlenseniz de bir ay sonra boşanırsınız" deniyordu. Nikah günü Okan'ın elini nasıl sıktıysam, gerginlikten ölüyorum. Düşünsene, evleniyorsun ve kayınpederle düğün günü tanışıyorsun! Mizacı da çok sert, "Allah bittik" dedim. Şimdi gül gibiyiz. Onlar da haksız değil, sanat camiasından bir kadın, Demet Akalın, oğluyla evleniyor. Kim bilir neler geçti akıllarından... Ama şimdi "Allah senden razı olsun" diye dua ederek evden çıkarlar. Okan'ın ailesine sahip olduğum için çok şanslıyım, Allah'ın sevdiği kuluyum!

GÜLŞEN'İN HEDİYESİNİN ALTINDAN NASIL KALKARIM BİLEMİYORUM
- Demet Akalın artık bir marka. Bu markayı yönetirken en çok hangi konuda zorlanıyorsunuz?

- İnsanlar konusunda. Çok kötü bir huyum var, her şeyi kontrol etmek istiyorum ama böyle bir hayat yok! Matbaada grafikçinin başında duruyorum. Ayıp oysa... Her şeyi anlamak zorunda değilim ama duramıyorum.
- Hangi huyunuzdan kurtulmak isterdiniz?
- Dobralığımdan.
- Müzik hayatınızdaki özel isimleri sorsam?
- Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses, Seda Sayan, Ebru Gündeş, Sezen Aksu hep bir şeyler öğrendiğim özel insanlar. Ama bu aralar Gülşen bir numaram. Çünkü biten albümün çıkışını durdurdum onun için.
- Nasıl oldu o hikaye?
- Albüm bitti. Ozan Çolakoğlu aranjörüm, dinleyeyim diye stüdyoya gittim, bir baktım orada oturuyor Gülşen. Epeydir ona haber gönderiyordum şarkı için ama ses yok. Bana dediler ki "O sana şarkı vermez." Ben de çekildim. O sırada bana "Dün akşam sana bir şarkıya başladım" dedi. Şok! Albüm çıkacak ama beklettim. Şarkı harika. İnanılmaz onore etti beni. Ve bu şarkı için para almadı, bir mesaj atmış bana "Bu sene senin için o kadar özel bir sene ki... 20. yılın. Benim de hediyem olsun." diye. Bunun altından nasıl kalkacağım bilemiyorum!