X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Politikanın en teknik ayakları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Politikanın en teknik ayakları

  • Giriş Tarihi: 13.11.2016
Politikanın en teknik ayakları
Politikanın en teknik ayakları

Futbol ve siyaset her zaman iç içe oldu tarih boyu. Yeri geldi siyasiler futbolu toplumu dizayn etmek için bir vasıta olarak kullandı, yeri geldi kulüplerin siyasi yelpazedeki yeri ve duruşu, sahada kazandıkları sonuçların önüne geçti. Hal böyle olunca, bu iki disiplin arasında geçişkenlik de fazla oldu. Kimi zaman futbolcular emekli olduktan sonra siyasete atıldı. Kimi zamansa gençliğinde sporcu olma hayallerini kovalayanlar zaman içinde siyaset arenasına transfer oldu. Tıpkı yarı profesyonel beyzbol oyuncusuyken dizinden sakatlanan ve sonrasında önce II. Dünya Savaşı'nda Batı Cephesi komutanlığı ardından da ABD başkanlığı yapan Dwight Eisenhower gibi... İşte kramponlarını astıktan sonra şansını siyasette deneyen üç önemli futbol adamı:

GEORGE WEAH
Weah 1 Kasım 1966'da Liberya'nin basketi Monrovia'da, fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ülkesinin içinde bulunduğu durum, onun futbolu bir kaçış yolu olarak görmesini sağladı belki. Ama asla bu sorunlara kayıtsız kalmadı. Monaco, Paris St. Germain, Milan ve Chelsea gibi Avrupa devlerinde geçirdiği sezonlara sayısız başarılar sığdırdı. FIFA Yılın Oyuncusu ödülünü alan ilk Afrikalı oldu. Yaklaşık 15 yıl süren ve ülkesini harabeye çeviren iç savaşta, yüzbinlerce insan yaşamını yitirmiş, bir milyon kadarı da evsiz kalmıştı. Weah futbolu bıraktıktan sonra siyasete atılmaya ve kendini ülkesine adamaya karar verdi. Hiçbir siyasi deneyimi ve yüksek öğrenimi olmadan katıldığı 2005'teki başkanlık seçimlerinde ikinci tura kaldı. İkinci turda yüzde 40 gibi hatırı sayılır bir oy oranına da ulaştı. Ancak rakibi Ellen Johnson Sirleaf'a geçilmekten kurtulamadı. 2014'te Liberya Senatosu'na seçilen ve de Birleşmiş Milletler çatısı altında çeşitli görevler üstlenen unutulmaz futbolcu, başkanlık idealini ise hâlâ koruyor.

GIANNI RIVERA
2. Dünya Savaşı'nın yerle bir ettiği sokaklarda futbol oynayarak büyüyen Rivera da, tıpkı Weah gibi fakirlikten kurtulmak için futbola sığındı. Kısa sürede de yeteneği ile parlamayı başardı. İtalyan Milli Takımı ve Milan'ın orta sahasında başarıyla yıllarca görev yaptı. Gianni Rivera, tam 19 yıl Milan formasını giydi. İtalya ile dört Dünya Kupası'na katıldı. (1962, 1966, 1970 ve 1974) Milli forma ile çıktığı 63 maça 15 gol sığdırdı. 1970'de dünya ikinciliği, 1968'de de Avrupa Şampiyonluğu yaşadı. 1969'da Altın Top ödülüne de layık görüldü. Yaratıcılığı, tekniği ve golleri ile büyüleyen, gelmiş geçmiş en iyi İtalyan futbolculardan biri olarak kabul edilen ofansif orta saha oyuncusu, 1986'da siyasete atılmaya karar verdi. Milletvekili seçilip parlamentoya girmeyi de başardı. Bir süre Savunma Bakanlığı müsteşarlığı yaptı. İtalya'nın "altın çocuğu", 2005-2009 arasında Avrupa Parlamentosu vekilliğini de yürüttü.

OLEH BLOKHIN
Sovyet Rusya döneminin en büyük oyuncularından biriydi Blokhin. Hem Dinamo Kiev hem de Sovyet milli takımının en çok gol atan oyuncusu oldu. Milli formayla 100 maç sınırını aşan tek isim oldu. Büyük golcü, kulübüyle de iki kere Kupa Galipleri Kupası'nı kaldırdı. Komünist rejimin sınırlamaları nedeniyle Batı Avrupa'da top koşturamadı Blokhin. Futbolu bıraktıktan sonra da şansını siyasette denedi. Komünist Parti'ye üye oldu. 1998 ve 2002'de iki dönem Ukrayna Parlamentosu'na seçildi. Ancak futbol aşkı siyasete ağır bastı ve teknik direktörlüğe geri döndü. Ukrayna'yı tarihinde ilk kez 2006 Dünya Kupası'na taşıdı, hatta çeyrek finale kadar da çıkardı. Bir daha siyasetin karmaşık dünyasına geri dönmedi.