X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yalan yok, hayat yordu artık Bodrum’da yaşayacağım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yalan yok, hayat yordu artık Bodrum’da yaşayacağım

  • Giriş Tarihi: 20.11.2016
Yalan yok, hayat yordu artık Bodrum’da yaşayacağım
Yalan yok, hayat yordu artık Bodrum’da yaşayacağım

O Türk futbolunun efsane olmuş futbolcularından. Yıllarca sahalarda rüzgar gibi esti. Artık bir futbol otoritesi. Çok sevilen, sayılan bir sima. Kısa bir süre önce geçirdiği sağlık sorunu artık geride kalmış. O da çevresi de rahat bir nefes almış. Değişmiş, kararlar almış Rıdvan Dilmen. Futbol otoritesi yeni kararlarını Pazar SABAH’a anlattı

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi futbolcuları arasındaydı.
Bugün, beyefendi kişiliğiyle milyonların sevgisini, saygısını kazanmış biri. Futbolu seviyor, futbol konuşmayı da. Ama kendisini anlatmayı çok sevmiyor. Bu kez kuralı bozdu Rıdvan Dilmen. Sorduğumuz her soruyu samimiyetle yanıtladı. Hatta artık Bodrum'da yaşayacağını da ilk kez bizimle paylaştı...
Yeni hayatına ilk adımlarını atmış bile, eşyalarının bir kısmını Bodrum'daki evine göndermiş. "Hayat beni yordu" diye açıklıyor bu kararını Dilmen. Geçirdiği büyük sağlık sorunun ardından bakış açısı değişmiş. "Artık benim için sadece çocuklarım ve ailem var" diyor ve bakın neler anlatıyor...

- Sağlık durumunuzdan başlayalım. Önemli bir operasyon geçirdiniz. Nasıl başladı bu süreç?
- Boynumda bir şişlik vardı. Arkadaşlarımın "Bir baktırsana" ısrarına karşı ben de "Bir şey yok" diyordum.
Böyle, bir buçuk ay geçti. Sonrasında Prof. Dr. Nesil Keleş "Bir bakayım" dedi ve MR çekip, biyopsi yaptı ve "Sen bir gel" diyerek beni çağırdı. Böylece mayıs ayında boyun bölümünde metastaz yapmış tümör teşhisi konuldu.

- Doktorunuz çağırdığında bir şeyler hissettiniz mi?
- Evet, hissettim. Nesil Hoca, durumu anlatıp, "Ameliyat olman, sonrasında da 30 seans radyoterapi görmen lazım" dedi. Kimileri "Önce tedavi edelim, gerekirse ameliyat" dedi. 10 gün kadar düşündükten sonra Nesil Hoca'nın ellerine bıraktım kendimi. 13.5 ve 3.5 cm'lik parça çıkarıldı.
Ameliyattan bir ay sonra boynumdan 30 seans radyoterapi aldım. Musa Hoca radyoterapi için Çapa Tıp Fakültesi'nden Şefik Hoca'ya gönderdi. Zaten ameliyatımı yapan ekip Çapa'dan. Sonrasında dinlenme dönemine geçtim. Son bir aydır televizyon programlarıma başladım.

- Rahatsızlığınızı duydunuz anda neler geçti aklınızdan?
- Sporculuk kariyerim de böyleydi; 13 ortopedik, bir safra kesesi ameliyatı geçirdim. Dört stent takılı. Hatırlarsınız bir kez kriz geçirmiştim. Allah'ın akdiri, sınıyor herhalde. Kaderimiz... İbn Arabi'nin "Kader gayrete aşıktır" sözündeki gibi, kader deyip yatarsanız olmaz. Çok şükür, toparlanmaya çalışıyorum. Bu konuda hırslıyım. Her şey daha iyiye gidiyor. Kontrol altında tutarak, nüksetmemesi için çalışacağız.



YAŞAMA TUTUNMAYA ÇALIŞIYORUM
- Gayretli olma konusunda neler yapıyorsunuz?
- Daha iyi yaşamaya çalışıyorum. Vücut direncimi ayakta tutuyor, beslenmeme çok dikkat ediyorum. Artık tuz ve şeker kullanmıyorum. Hastalıktan sonra boğazım kuruduğu için litrelerce su içiyorum. Tabii herkes bol bol su içsin. Her gittiğim yerde muhakkak ılık su isterim. Keşke önceden de çok su içseymişim. Gündüzleri maksimum iki saat dışarıdayım. Bu iki saatten birisi de bu röportaj için. Akşamları çok nadir dışarı çıkarım. Tabii, zor bir süreç. Ama bir şey olmamış gibi devam ederek, yaşama tutunmaya çalışıyorum. Kendimize bakıp, gayret edeceğiz, sonrasını Allah'a bırakacağız.

- Evde nasıl vakit geçiriyorsunuz?
- Dizi izliyorum (gülüyor). Pazartesi İçerde, salı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, çarşamba Diriliş Ertuğrul, perşembe Vatanım Sensin'i izliyorum. Şimdi Kıvanç Tatlıtuğ'un Cesur ve Güzel dizisine geçiş yapabilirim. Tabii tüm maçları da izliyorum.

- Birçok kez ameliyat olmuşsunuz... Bu durumla ilgili genel olarak ne düşünüyorsunuz?
- Futbolla ilgili olduğum ameliyatlar için mesleki ameliyatlar diyebiliriz. Kalple ilgili de, genetik.
Rahmetli babam ve amcam 50'li yaşlarında vefat ettiler. Babam vefat ettiğinde 13 yaşındaydım. Abimde de kalp var, yaşıyor çok şükür. Ben de top oynarken, hazırlıksız yakalandım krize. Futbolu çok sevdiğim için, röportajlarımda hep "Allah benim canımı alacaksa, top oynarken alsın" cümlesini kullanmıştım. Az daha alıyordu... Bu krizi bir ihtar olarak düşünüyordum. Yani büyük konuşmamak lazımmış.

- Herkes bol bol su içsin dediniz ya... Başka önerileriniz var mı?
- Beslenme, bol su içmenin dışında uyku da önemli. Ayrıca okumalı. Ben önermiyorum, ilk ayet diyor, oku. Kitap, gazete, Kur'an... Ne olursa olsun ama oku, öğren.

- Peki siz neler okuyorsunuz?
- Okuma durumum inişli çıkışlı. Gündelik hayatta konsantrasyonumuz bazen farklı yerlere gidebiliyor. Şimdi tekrar okuyamaya çalışıyorum. Ama çok eksiğimiz var. Özellikle din konusunda. Mesela kızım din dersinden de 100 almış. Kendisine çok şaşırdığımı, hem de mutlu olduğumu söyledim. Türban gibi konulara takılmam. Kızıma türban tak demem. Ama takmak istiyorsa da, eyvallah. Herkese saygı duyarım. Rahmetli babam İşçi Partiliydi.
Partinin kurucuları dostlarıydı. Belediye başkanlığını bir oyla kaybetti. Kendisi arzuhalciydi. Ama çok okurdu. Belden aşağı vurmadıkça, suistimal edilmedikçe siyasi görüşlere saygılıyım.

- Sevdiğiniz, özel bulduğunuz yazar ve kitaplar var mı?
- İlgimi çeken kitabı alıyorum. Daha çok şiir okumaya çalışıyorum. Sağ, sol fark etmez, okurum. Mesela Nazım Hikmet'in çoğu şiirini bilirim. Moskova'ya gittiğim zaman mezarını da ziyaret ettim.



HASTALIK YORGUNLUK SONUCU
- Son rahatsızlığınızdan sonra hayata bakışınızda değişiklik oldu mu?

- Hayata bakışım çok değişti. Artık, anam ve çocuklarım için (Erdi ve Eda) yaşıyorum. İnanın bundan sonra böyle. Biliyorsunuz ikinci eşimden de ayrıldım. Evcimen bir adamımdır. İki evlilik, bana uyan bir yapı değil aslında. Demek ki hayat böyle bir şey, gerektiğinde böyle olabiliyor. Önemlisi çocuklarımla olan ilişkilerim. Allah var, anneleri çocuklarıma iyi bakıyor ve iyi yetiştiriyor.

- Çocuklarınızla ilişkiniz nasıl?
- İlk eşimden oğlum Erdi ve ikinci eşimden kızım Eda'yla çok mutluyum. Sert bir baba değilim, arkadaş gibiyiz. Her şeylerini benimle paylaşırlar. Ayrı yaşamamıza rağmen Eda (16), izin almadan hiçbir yere gitmez. Muhakkak arar, programını, yapacaklarını bana anlatır. Erdi de aynı; zaman zaman sabun gibi elimden kaysa da terbiyeli çocuktur. Kardeşlerin araları da çok iyi. Hatta süper iyiler. Eda da Erdi de, benim yaşama sebebim.

- Onlar da Fenerbahçeli mi?
- Tabii ki. İkisinin de kombineleri var, maçlara gidiyorlar.Taraftarlık genelde aileden geldiği için başka şansları da yoktu.

- Artık annem ve çocuklarım için yaşıyorum dediniz, anneniz nerede?
- Abilerim ve ablam, Denizli ve Nazilli'de yaşıyor. Annem de Denizli'de oturuyordu. Ama iki yıldır benim yanımda. 81 yaşında, yaşlandı artık. Tansiyon, şeker gibi rahatsızlıkları da var. Keşke yıllar öncesinden annemi yanıma alsaymışım.

- Annenizle aranız nasıl?
- Birlikte şahaneyiz. Onun gözünde ben hâlâ üç yaşımdayım. Üstünü ört, yemeğini ye, öyle yap... Ben gelmeden de asla uyumaz. Bazen çok fazla çocuk muamelesi yapıyor ama olsun... Bir de köpeğimiz Xavi var. Futbolcu Xavi'den esinlenerek köpeğime bu ismi koydum.

- Geriye baktığınızda pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?
- Günahımla sevabımla, hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Kimsenin namusu ve kazancında gözüm olmadı, merak da etmedim. Allah daha çok versin. Kadın dışında da hayatta kimseyi kıskanmam.

- Nazilli'deki Rıdvan ile İstanbul'daki Rıdvan arasında sadece yaşam şekli mi değişti?
- Olabilir. Bu arada ben bir karar aldım. Aralıktan itibaren artık Bodrum'da yaşayacağım.

- Sağlığınızdan dolayı mı?
- Futbolculuk olsun, özel hayat olsun, her haliyle yoruldum. Hastalık da bu yorgunluğun sonucu bence. Mesela çeşitli kanallardan ya da Acun, "Abi milli maç bizim kanalda, gelip yorumlar mısın?" diyor. Gider yorumumu yaparım. Hemen yazarlar; daha doymadın mı paraya! Bir yere çağırılıp, maçı yorumlamamdan hayatta para almam da istemem de. Ama öyle zannediyorlar.

- Hayat yordu mu yani?
- Yalan değil yordu. Bayağı bir yoruldum. Küçük bir yerde yaşamak istiyorum. Temiz havası bana yarıyor, seviyorum Bodrum'u. Birkaç dostum da var. Kafamın orada rahat olacağını düşünüyorum. Hafta sonları gelip yayınımı yapacağım. Ev konusu da hallettim. Merkezde bir ev bulduk.
Hatta eşyalarımın bir kısmını gönderdim. Yalıkavak'ta da dört yıldır ortak olduğum küçük bir kafem var. Yeni yıla oradayım nasip olursa... Tabii annemi de götüreceğim. Köpeğimi de...

- Çocuklarınız ya da yakın çevreniz biliyor mu bu kararınızı?
- İlk kez size söylüyorum. Röportaj yayımlanmadan kızım Eda'ya da oğlum Erdi'ye de söyleyeceğim. Çocuklarımın emrindeyim, bir telefonlarına bakar, hemen atlar gelirim. Kızım anlayışlıdır, olgundur...

BİR DAHA EVLİLİK DÜŞÜNMÜYORUM
- Yeni bir evlilik düşünüyor musunuz ya da şu an bir hayat arkadaşlığı söz konusu mu?
- Allah büyük konuşturmasın ve yarın bir gün gazeteyi önümüze koymasınlar ama bir daha evlilik düşünmüyorum. Şu anda hiçbir şey, hiç kimse yok.

- 54 yaşındasınız. Hayat ne öğretti size?
- Nereden geldiğimi de nereye gideceğimi de biliyorum. Fakir edebiyatı yapmak istemiyorum. Nazilli'de Turan Mahallesi'nde büyüdüm.
Rahmetli babam arzuhalcilik, annem örgücülük yapardı. Ortanın biraz altındaydık ama kimseye muhtaç değildik. Okurken hafta sonları, yazın tamamen çalıştım; ayakkabıcıda, peynircide, pazarlarda.... Boş geçtiğim bir yılım olmadı. Para bir dereceye kadar önemli. Yarın bir gün öldüğümde çocuklarım kimseye muhtaç olmasın isterim.

- Çocuklarınız da bunun için çaba gösterir herhalde?
- Oğlum iş yeri açtı. Kızım okuyor. Üniversiteyi yurtdışında okuma hedefi var. İstediği bölümü kendisine bıraktım. Bir hafta hukuk, bir hafta iletişim istiyor. Tercihleri zamanla değişebilir. Ama Eda, ne olmak istiyorsa eyvallah derim ve kızımı sonuna kadar desteklerim.


Dilmen kızı Eda ve oğlu Erdi ile birlikte.

CUMHURBAŞKANIMIZIN ABİLİĞİNİ, İNSANLIĞINI ÇOK SEVİYORUM
-Cumhurbaşkanımızla diyaloğunuz nasıl?
- Sadece bayram ve kandillerde ararım kendisini. Sayın Cumhurbaşkanımız da rahatsızlığımdan sonra sağ olsun sağlığımla sürekli ilgilendi. Ama bu Rıdvan Dilmen olduğum için değil, bir kardeşi olarak gördüğü için. Taksi Rıdvan'la da aynı şekilde ilgilenir. Bunu bilebilse insanlar... Ekranlarda pat diye taksici durağına gittiğini görüyorsunuz. Siyasetten değil, gönlünden geldiği için taksici durağına gitmiştir. Ofislerinde kardeşi ve eniştesi durur mesela. Zaman zaman Bilal Bey ve Burak Bey gelir. Günde ortalama 20 kişi gelir ofise. Orada Koç Ailesi'nden birisini de, bir hamalı da görebilirsiniz.
Koç Ailesi'nden gelen nasıl karşılanıyorsa sokaktaki vatandaş da öyle karşılanıyor. Özellikle sağlık konularında anında Türkiye'yi ayağa kaldırırlar. Hayatları hayır üzerine.

- Cumhurbaşkanımız olduğu için değil, Recep Tayyip Erdoğan olduğu için yakınlık duyuyorsunuz yani. Doğru mu anlıyorum?
- Aynen öyle. Siyasetle işim yok. Çünkü anlamam bu işlerden. Ben Cumhurbaşkanımızın insanlığını, abiliğini çok seviyorum. Ülkeye kattıkları, kazandırdıkları da cabası. Belki kimileri kızacak kimileri abartılı bulacak ama şöyle düşünüyorum; Cumhuriyeti kuran büyük önder, hepimizin Atatürk'ü, hutbe okumuş Balıkesir'de. Ama bir taraftan Atatürk din düşmanı havası yaratılıyor bir taraftan da çok sahipleniliyor. Çünkü o günkü süreç de bugünkü süreç de aynı. Herkes işgal etmek isterken Anadolu'yu Atatürk büyük liderliğiyle geri püskürttü. Şu andaki süreçte de Batı saldırıyor bize.
Türkiye'yi şamar oğlanı yapmak istiyorlar. Böyle bir devir yok artık.Tayyip Bey'in de cumhuriyeti korumaya çalıştığını düşünüyorum. Nazım Hikmet'in yıllar önce yazdığı Irkıma adlı şiiri bu süreçlere güzel bir örnek.


Dilmen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özel maçta.

AYDIN DOĞAN'IN KONUŞMASINDAN RAHATSIZ OLDUM
"Bugün Türkiye'de maskeyle dolaşan bir sürü insan var. Her alanda bu var. 15 Temmuz darbe girişimi için operasyonlar yapılıyorsa AK Parti'de de varsa By Lock kullanan milletvekilleri de tespit edilsin. Ancak biz o zaman kendimize geliriz. Aksi halde çok 15 Temmuzlar yaşarız. İlker Başbuğ'un dediği gibi Cumhurbaşkanı bu konuda tek başına mücadele ediyor. Allah yardımcısı olsun. Gezi, 17-25 Aralık gibi bir sürü olaylar yaşandı. 'Amma da şanslı' diyorlar. Hayır! Allah yardım ediyor ona. Çünkü ülkesi için çalışıyor ve kalbi temiz. Bu kadar olay sonrasında sadece 15 Temmuz darbe girişiminde vatandaşlara telefonla bağlanarak seslendi. O bile suistimal edildi.
Mesela Kelebek Ödül Töreni'ne katıldım. Aydın Doğan'ın Hande Fırat'a plaketini verirken yaptığı konuşmasından rahatsız oldum. Aydın Bey gibi yaşını başını almış bir işadamı mikrofonu alıp, Hande'ye düğün yapacağını, evin eşyalarını alacağını söylemesi... O gece insanlar ölüyor, saniyelerle mücadele ediliyor. Onun vakti bolmuş ki yaptığı bu konuşmayı orada anlatıyor."

VATANDAŞIN DUASI BANA YETİYOR
Peki siz kendinizi nasıl tarif ediyorsunuz? Neye kızarsınız mesela...
- En çok nefret ettiğim şey, iftira. Hele hele sevdiklerin tarafından olursa iftira, daha da fena oluyor. 30 saniye sonrasında sinrim geçer. Artık daha temkinli olmaya çalışıyorum. Çok sabırsız bir adamken, daha sabırlı olmaya çalışıyorum. Her gün biraz daha geliştiriyorum.
Yüzde 70'lerdeyim. Eskiden, sabırsızlıkla hata da yapıyordum. Hop diye atlıyor, bir şeyler söylüyordum kadro dışı kalıyordum. Hemen bir şeyler söyleyip sevdiğimle kavga ediyordum. Cumhurbaşkanımız da sabrı çok kullanır dikkat ederseniz. Dik kafalı değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ancak inandığımı insanların yüzüne söylerim.

- Bu kadar tanınmadan önce de böyle miydiniz?
- Evet. Salça ekmek yerken de çok mutluydum Papermoon'da oturmaktan da mutluyum, simit yerken de mutluyum. Otobüsle de giderim Mercedes'le de... Param olmadığı zaman da çok mutluydum. Zaman zaman o günleri özlemiyor da değilim. Nazilli'deki Rıdvan'ı seviyorum. İstanbul'daki Rıdvan'la Nazilli'deki Rıdvan arasında duygu olarak hiçbir fark yok aslında. İnanın hayata böyle bakıyorum. Herkese de böyle bakmasını tavsiye ederim.

- Sevdikleriniz derken kimi, neyi kastediyorsunuz?
- Taraftar, sevdiğin kadın, erkek ya da çocuğun... Fark etmez yani.

- Çok mu mustarip oldunuz iftiradan?
- İftiraya tahammülüm yok. İtalyanların, "Eğer yanından birileri eksiliyorsa üzülme, aksine sevin. Gerçek dost ve seven hiç gitmez ki" lafı her şeyi anlatıyor.

- Bu sözle birilerine mesaj mı veriyorsunuz?
- Birileri için değil bu söz herkes için geçerli. Sevmeyen de eleştiren de vardır. Hastalığım döneminde özellikle kamu vicdanında çok sevildiğimi anladım. Vatandaşın duası bana yetiyor.

- Çok destek geldi mi bu süreçte?
- Yoğun ilgiden çok mutlu oldum. Rahatsızlığımda Rüştü Reçber, Oğuz Çetin, Mustafa Denizli ve Cumhurbaşkanımızın ailesi neredeyse her gün evimdeydi. Tabii ki GS'li, BJK'lı ve diğer takım taraftarları da ilgisini eksik etmedi.

- Çalışmadan duramayanlardan mısınız?
- Evet. Futbol olsun da... Başka bir becerim yok zaten.

- Rıdvan Dilmen, kazancını nasıl değerlendiriyor?
- Cebinde kaç para var diye sorsan, bilmem. Keşke hesabını bilen bir adam olsam, ayrı konu. Ama çocuklarım için yatırım yapmaya çalışıyorum.


Anne Makbule Hanım, Dilmen ile yaşıyor.

ÇOK DÜZGÜN ARKADAŞLARIMIZ, DOSTLARIMIZ OLDU. AMA MUSTAFA ABİ BAŞKA...
- Yorumlarınızda objektif olmaya özen gösteriyorsunuz, hayatın her alanında böyle misiniz?
- Öyleyim. Ama tecrübe, yaş da önemli. İnsan artık 25 yaşındaki gibi düşünmüyor. Belki birkaç sene sonra yine farklı düşüneceğiz. Artık insanların doğru ya da yanlışını ayırt edebiliyorum. Yine bir insanı nasıl görmek istiyorsan öyle görme anlayışı çok kötü. Günlük yaşamda "X kişiyi tanısan çok seversin" cümlesi çok kullanılır. Mesela evdeki ve televizyon ekranındaki Cumhurbaşkanı arasında hiç fark yok. "Darbeyi eniştemden öğrendim" dediğinde, "Bırak bu işleri" şeklinde tepkiler veriliyor. Kendisinin asla yalanı yoktur. Belki siyaseten eleştirebilirsiniz...
Ama Cumhurbaşkanı samimi duygularıyla söyledi, doğrusu da buydu zaten. O yüzden Cumhurbaşkanı 'tanırsan seversin'lerden değil. Zaten ekranda doğru bildiğini söylüyor.

- Peki bu kadar detayı siz nereden biliyorsunuz?...
- Cumhurbaşkanımızın, belediye başkanlığı döneminde jübilemi yaptım. Ancak jübilem sahadayken iki kez ertelendi, üçüncüde gerçekleşti. Kendisi, üçüne de geldi. O zamana kadar kendisini hayatımda iki, üç kez görmüştüm. 10 yıl önce de kardeşi Mustafa Abi'yle tanıştım. 25 yaşımda onunla tanışsaydım, 40 yaşıma kadar futbol oynardım. Enişte (Ziya İlgen) ve ailenin birkaç ferdiyle tanışıp görüştüm. Namuslu iyi bir ailenin çocuğuyum, anam da babam da beni iyi yetiştirdi ama eksiklerimi Mustafa Abi'yle tanıştıktan sonra fark ettim.

- Eksiklikleriniz nelermiş?
- Hayata, insanlara bakışım noktasında. At gözlükleriyle dolaşıyormuşum, tarihimizi bilmiyordum. Yanlış anlaşılmasın, tarihimizi, dinimizi öğren şeklinde bir baskıları söz konusu değil. Fikirlerini açık açık söyleyerek katkıda bulunuyor. Herkesin böyle insanlara ihtiyacı var.

- Bugüne kadar size katkı sunacak kimseye denk gelmemiş misiniz?
- Çok düzgün arkadaşlarımız, abilerimiz, dostlarımız tabii ki oldu. Ama Mustafa Abi farklı, anlatmakla olmuyor.


Rıdvan Dilmen ve köpeği Xavi.

İŞTE RIDVAN DİLMEN'İN BAHSETTİĞİ NAZIM HİKMET ŞİİRİ
Irkıma
Ey ırkım sen bir zaman
Avrupa'yı titreten
İstanbul'u fetheden
Fatihlere malikin
Ateş saçan sahralarda harbeden
Cengavere sahiptin
Bir zamanlar Avrupa
Cehl içinde yüzerken
Yine sen ey ırkım
İlm-i vakte aşina
Alimlere maliktin
Neden bugün Avrupa
Sana meydan okusun
Neden bugün
O cehalet yuvası
Sana ilim öğretsin.