Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FERHAT ÜNLÜ

Yeni nesil teröristler

Dünya, Hasan Sabbah ve müritlerinden bu yana pek çok terör örgütü, örgüt lideri ve terörist gördü. Ama tarih boyunca gelmiş geçmiş örgüt lideri, örgüt ya da teröristlerden hiçbiri günümüzün 'yeni nesil teröristleri' kadar acımasız, profesyonel ve kamu düzeni düşmanı değildi.

2017'ye yeni girdiğimiz saatlerde meydana gelen Ortaköy'deki menfur terör saldırısı yeni nesil terörist konseptinin belirgin izlerini taşıyor. Elindeki ölüm makinesi AK-47'nin şarjörlerini hızla değiştirerek etrafa mermi yağdıran, 'flashbang' (Bir tür aydınlatıcı şok bombası) kullanarak kurbanlarını savunmasız hale getiren ve nihayet acımasız saldırısı sonrasında elini kasten yaralayıp olay yerinden yaralı imiş gibi kaçan bir profesyonel terörist işiydi bu saldırı. Tıpkı 2011'de Norveç'i kana bulamış Anders Breivik adlı Tapınakçılar'dan ilham alan teröristin saldırısı gibi…

Ortaköy'deki saldırı, DEAŞ'ın eylem tarzını andıran ve onun tarafından üstlenilen bir terör eylemi olsa da saldırganın profili başka bir gerçeğe işaret ediyor. Saldırgan olay yerine DEAŞ imzalı Atatürk Havalimanı saldırısında olduğu gibi intihar saldırganı olarak, yani ölmek üzere gelmedi. Mümkün olduğunca çok insanı hunharca öldürmek ve sonra kaçmayı hedefleyerek geldi. Ve maalesef bunu başardı da.

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'u öldüren FETÖ'cü Mevlüt Mert Altıntaş da eğitimli bir profesyoneldi, suikast için de eğitim almıştı belli ki. Ne var ki o, olay yerine ölmek üzere değilse bile öleceğini bilerek gelmişti.

11 EYLÜL'DEN SONRA TÜREDİLER

Emir aldıkları örgüt hücreleriyle, merkezi örgüt yapılarıyla ve giderek 'üst akıl'la ilişkilerini çözmenin neredeyse imkânsız olduğu bu terörist tipi ile 21. yüzyılın başından itibaren 11 Eylül saldırıları ile tanıştı dünya. Terörizm, tıpkı teknoloji gibi çağ atladı bu dönemden sonra. Günümüzün teröristleri 1970'li, 80'li yıllardaki atalarından çok farklı.

ABD'nin etkili think-tanklarından Rand Corporation'dan Daniel Byman'in saptamasına göre yeni nesil teröristler, belirgin ölçüde kaos ortamının hâkim olduğu, denetim yapılmasının neredeyse imkânsız hale geldiği, merkezi yönetimlerin zayıf olduğu bölgeleri tercih ediyorlar. Bu tarife tam anlamıyla oturan yer de tahmin edeceğiniz üzere öncelikle Suriye ve Irak.

Yeni nesil teröristlerin en önemli özelliği, teknolojiyi ne zaman kullanacaklarını, ne zaman kullanmayacaklarını iyi bilen bir anlayışla hareket etmeleri. Eğer istihbari takibe takılacaklarsa teknolojiden uzak duruyorlar. Ancak terör eylemi ve sonrasındaki propaganda süreçlerinde (DEAŞ'ın hunhar video kayıtları gibi…) teknolojiyi işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. Yeni nesil teröristlerin özel eğitimli olanları istihbarat tekniklerini ve askeri teknikleri de kullanıyorlar. Bu teröristler, ABD'nin 2001 Afganistan ve 2003 Irak müdahalesiyle başlayan sürecin uzantısı olarak küresel bir tehdit haline geldi.

2014 yılında bir rapora göre iç savaşın yaşandığı Suriye, yeni nesil teröristler için bir membaya dönüşmüş durumda.

Yeni nesil terörist, aslında pek yaygın olmasa da bir süredir kullanılan bir kavram. Guns N' Roses mukallidi Manic Street Preachers tarafından 1992 yılında çıkarılan albümün adı (Generation Terrorists) bir kenara bırakılırsa nesil ve terörist kelimeleri, literatüre 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısında sonra giriyor. Daha doğrusu yeni nesil terörist kavramı…

ÜÇÜNCÜ DALGADA BÜYÜDÜLER

ABD'nin etkili dergilerinden Foreign Policy'de 8 Ekim 2009'da The Next Generation Of Terror (Terörün Gelecek Nesli) başlığıyla yayınlanan yazıda yeni nesil teröristlerin üç dalgada büyüdüğü belirtiliyor. Bu dalgalardan üçüncüsü önemli. Küresel örgütlerin merkezi otoritesi ile ilişkisi olmayan hücresel yapılar etrafında oluşan bir son dalga bu. Yazının yazıldığı tarihlerde henüz ortaya çıkmamıştı ama DEAŞ, üçüncü dalga tarifine uyuyor. İlk iki dalga ise 1980'lerde Sovyetler'e karşı savaşan Afgan mücahitler ile ABD'de eğitim gören yabancıların arasından çıkan dalga.

Ortaköy saldırganı tam da terörist olarak üçüncü dalga profiline çok uygun. Yazıda bu profile uyduğu belirtilen ve teknolojiyi etkin biçimde kullanan bir teröristten bahsediliyor. İngiltere'de görevli Faslı bir diplomatın oğlu olan bu teröristin adı Yunus Tsouli. 2004'e kadar radikal bir aktivitesi olmayan bu kişi dünyanın en etkili terörist sohbet odasının yaratıcısı konumuna geldi. Sonra DEAŞ'ın tohumu olan Irak El Kaidesi'nin lideri Ebu Musab ez-Zerkavi ve çevresinin ilgisini çekti. Ve Zarkavi'nin örgütünün internette halkla ilişkilerini yapmaya başladı. (Malum, vekâlet savaşları çağında saldırı, bomba ve mermi ile sınırlı tutulmuyor. PR-Public Relations ve PH-Psikolojik Harekât faaliyetleri terör dalgasının tamamlayıcısı.)

Ardından İngiliz polisi tarafından yakalandı ve yargılandıktan sonra 16 yıl hapse mahkûm edildi.

Bu grubu giren çok farklı ülkelere mensup Yabancı Terörist Savaşçılar (YTS) var. 2013'ün Nisan'ında Boston'da üç kişiyi öldüren Çeçen kardeşler bu profile giriyordu. Biri boksör, biri MIT öğrencisi idi.

Yeni nesil teröristlerin çoğu, daha ziyade DEAŞ markası adı altında faaliyet gösteriyor. DEAŞ, bir zamanlar rahmetli Mahir Kaynak'ın El Kaide için söylediği gibi bir 'terör markası'na dönüşmüş durumda. DEAŞ'ın bugünlerini görebilecek kadar yaşasaydı, bu örgüt için daha fazlasını da söylerdi muhtemelen.

VİZE REJİMİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

Türkiye'de DEAŞ markası ile terör eylemi düzenleyecek pek çok uyuyan hücre üyesi var. Bu hücreleri izlemek ve bertaraf etmek için ülkemizin vize rejiminin gözden geçirilmesi ve yabancılara kısa süreli ev kiralama işlemlerinin denetlenmesi gerekiyor. Bunun gerekliliğine SABAH Özel İstihbarat Müdürü, çalışma arkadaşım Abdurrahman Şimşek'le iki yıl önce yaptığımız bir saha araştırmasında şahit olduk. Bize ulaşan bir ihbar üzerine Zeytinburnu'nda AK-47'si olan DEAŞ şüphelisi bir Kırgız vatandaşı polisin teknik takibine girdi. Sonra ne olduysa bu şahıs kayıplara karıştı. Zeytinburnu gibi semtlerde Türkiye'nin derin hoşgörüsünü kullanarak yuvalanan hücreler var maalesef. Vize rejiminin gözden geçirilmesi bu yüzden önemli.

ABD, yabancı medya organlarında yer alan haberlere göre 2014'te yeni nesil küresel terörizm konusunda dünyayı uyarmış! Bu terörü üreten zaten Irak müdahalesi ve Suriye'nin karıştırılmasıydı. Kendilerinin ürettiği, en azından sorumluluklarının olduğu terör konusunda dünyayı uyarıyorlar.

İngiliz gizli servisi MI6'in Başkanı Alex Younger da, çok yakın bir tarihte 9 Aralık 2016'da "Rusya ve Esad yeni nesil teröristler yaratıyor" demiş. Türkiye kamuoyunun kahir ekseriyeti de aynı şeyi İngiltere'nin değişmez partneri ABD için düşünüyor. Malum PYD/PKK'yı destekleyen bir ülke ABD.

KULLANIŞLI TERÖR MARKASI DEAŞ

Gelelim yeni nesil teröristlerin sayısına… Bu konuda net bir bilgi yok elbette. Ama Yabancı Terörist Savaşçı (YTS) olarak Suriye'de faaliyet gösteren her terörist, aynı zamanda Yeni Nesil Terörist (YNT) olarak kabul edilebilir. Soufan Group adlı ABD'li özel güvenlik şirketinin hazırladığı raporda 2014 yılı itibariyle Suriye'deki yabancı savaşçıların sayısı 12 bin olarak veriliyordu. Bu sayı elbette artmıştır.

Yeni nesil teröristler, doğrudan ve/veya dolaylı biçimde bir gizli servis tarafından özel olarak eğitilerek belirli örgütler, misal DEAŞ adına saldırı üstlenebilecek potansiyele sahip. Zira DEAŞ sadece bir terör markası değil, kullanışlı bir terör markası.

Bu marka ile mücadelenin yolu da, bir yandan siyaseten terörü 'bir' kabul ederken, diğer yandan güvenlik bürokrasisinde teröristleri sadece örgütüne göre değil nesline ve tipolojisine göre sınıflandırıp salt bunlar üzerine çalışan uzman birimler oluşturmaktan geçiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA