X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İpek Coşkun: Türkiye Suriyelilerin vatandaşlığına hazır mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İpek Coşkun: Suriyelilerin vatandaşlığına hazır mı?

  • Giriş Tarihi: 16.7.2016

Bu yazıyı nüfusunun yarıdan fazlası Arap asıllı olan Mardin'de yazıyorum. Sabun kokulu ara sokaklarında yürürken, Mardin'de kulağınıza en sık çalınan dil Arapça. Sık geldiğim bir yer olsa da Arapça bilmeden araştırma yapmanın zorlukları var diyebilirim; hele de karşınızda insanların Arapçadan Türkçeye Türkçeden Kürtçeye kıvrak geçişlerini ve dilleri ahenkle kullandıklarını görünce bu zenginliğin karşısında kendinizi daha yetersiz hissediyorsunuz. Ve nihayetinde bir Mardinliyi Türk vatandaşı yapan temel unsurun da bu zenginlik olduğunu görüyorsunuz. Suriye sınırına bir saatlik mesafesi olan Mardin'in sosyolojisine bakınca, son günlerde tartışılan Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunu da düşündüm. Peki, bir Mardinliyi Türkiyeli yapan sosyolojik imkânlar Suriyeliler için ne derece mümkün? Bu sorunun yanıtını anlamak için öncelikle 'deki Suriyelilerin konuya nasıl yaklaştıklarına bakmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriyelilere vatandaşlık tanınması ile ilgili ilk açıklamalarının ardından G.Antep, Ş.Urfa ve İstanbul'da yaşayan Suriyeli STK temsilcileri ve üniversite öğrencileri ile telefonda görüştüm. Açıklama hakkındaki görüşlerini sorduğumda hemen hepsinden sevinç ve şaşkınlık arasında yanıtlar geldi. G.Antep Üniversitesi'nde mühendislik okuyan Suriyeli bir öğrenci "Erdoğan bütün göç paradigmasını alt üst etti" dedi. STK temsilcileri ise kendi aramızda konuştuğumuz ama yüksek sesle dillendiremediğimiz bir konunun Cumhurbaşkanı tarafından açık şekilde dile getirmesinin kendilerini çok şaşırttığını söyledi. Ve ekledi, "Umarım bu konu muhalefetin kuru bir siyasi çekişme malzemesi haline gelmez." Özetle, 'deki Suriyeliler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda almış olduğu tavırdan memnunlar. Türkiye buna hazır mı? Sosyolojik olarak 2011'den bu yana beş yıllık bir prova yapıldığı düşünüldüğünde, Türkiye sosyolojisinin Suriyelilerin vatandaşlığı konusuna siyasetten de bürokrasiden de daha hazırlıklı olduğu söylenebilir. Öyle ki Suriyelilerin toplumsal uyumu ve hayat koşullarını iyileştirme konusunda kamu kurumlarının tıkandığı her noktada sivil toplum kuruluşları sorumluluğu üstlendi. Zaman zaman farklı kesimlerden zenofobik düzeye gelen Suriyelilere karşı tepkilerinin de sorumlusunun sanal medya manipülasyonu olduğu kanaatindeyim. Bununla birlikte vatandaşlığa alınma sürecinde tedrici ve temkinli bir tavrın benimseneceği konusu hukukçular, siyasetçiler, içişleri ve göç bürokrasisi tarafından sık sık dile getirildi. Burada Türkiye'nin konuyu aceleye getirme gibi bir lüksü zaten olamaz. Öncelikle yapılması gereken fizibilite çalışmalarıdır. Bu noktada da vatandaşlık için üç temel unsur olan "iskân" "istihdam" ve "eğitim"e hem sosyolojik hem de bürokratik düzeyde iyi odaklanılması gerekiyor. İstihdam ve eğitim konusunda beş yıllık süreçte önemli çalışmalar ve iyileştirmeler yapıldığı söylenebilir. Ancak örneğin eğitimde halen okul çağındaki Suriyelilerin üçte ikisinin okula gitmediği düşünüldüğünde burada yapılacak çok işin olduğu ortada. Bununla birlikte vatandaşlık söz konusu olduğunda iskân konusu önemli bir sosyolojik imtihan olarak duruyor. Öyle ya da böyle bu işin sorumluluğunu beş senedir çeken iller belli. Kilis, Şanlıurfa ve Gaziantep bu illerin başında geliyor. Bu illerdeki ziyaretlerimde görüşme yaptığımız hem Suriyeliler hem de yerel yöneticiler bu sorumluluğun adil şekilde dağıtılması gerektiğine inanıyorlar. Dolayısıyla vatandaşlık söz konusu olacaksa iskân politikalarını sosyolojinin imkanlar çerçevesinde hayata geçirmek durumundayız. Bu doğru planlandığında Türkiye'de 814.578 kilometrekarelik alanda birbirimizin ayağına basmadan yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Hülasa, binlerce yıldır bu coğrafyada yaşayan Mardinlileri Türkiyeli yapan bütün unsurların doğru adımlar atıldığında Suriyeliler için de sosyolojik imkanlar dahilinde olduğu söylenebilir. Pek çok Suriyeli akademisyenle, öğretmenle, üniversite öğrencisiyle, doktorla ve okul çağındaki Suriyeli çocukla görüşmeler yapan biri olarak Türkiye'nin bu konuda zararlı çıkmayacağını söyleyebilirim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.