X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sağlık Açısından Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sağlık Açısından Oruçla İlgili Bilinmesi Gerekenler

  • Giriş Tarihi: 18.6.2015 15:28 Güncelleme Tarihi: 18.6.2015 17:05

İl Sağlık Müdürlüğü, sağlık açısından oruç ile ilgili bilinmesi gereken önemli detayları kamuoyu ile paylaştı.
Rize İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, oruçlu insanın kan şekeri düştüğü için doğduğunu anlamadığından yemesi gerektiği yemeğin 2-3 katı fazlasını yiyebildiği, beynin doyma emrini doyduktan 15-20 dakika sonra verdiği gibi önemli bilgilere yer verildi.
Yapılan açıklamada orucun fazla kilolara neden olabileceğine de dikkat çekilerek, “Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu durum açlık süresini daha da uzatarak açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır” denildi.
DOYDUĞUMUZU 15-20 DAKİKA SONRA ANLARIZ
Yapılan açıklamada, insanın doyduğunu 15-20 dakika sonra anladığının altı çizilerek, “Ramazan’ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar” ifadeleri kullanıldı.
KRONİK RAHATSIZLIĞI BULUNANLAR DOKTORA DİNLEMELİ
İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin oruç tutup tutmama noktasında doktor tavsiyelerini ciddiye almaları gerektiğini vurgulanırken “Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflüdür. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerekmektedir. Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, hatta sağlık açısından çok faydalı olduğu kesindir. Anca; şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği veya hamilelik ve emziklilik gibi özel durumlarda olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişilerin ilgili uzman hekime danışmadan oruç tutmamaları önemlidir” bilgileri verildi.
NASIL ORUÇ TUTULMALI ?
Oruçla ilgili sağlıklı beslenme önerileri ise şu şekilde sıralandı:
"Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir. Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi daha rahat bir gün geçirmelerini sağlayacaktır. Yine aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması şarttır. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini düzensiz bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar) yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler tercih edilmelidir. Şeker kullanımını azaltmak veya sıfırlamak kaydıyla çay içmekte sağlığımıza fayda sağlayacaktır. Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları içmeye özen gösterilmelidir. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih edilmelidir. İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir."