X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kanserle savaşta pozitif bakış açısının gücü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kanserle savaşta pozitif bakış açısının gücü

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

Uzmanlar, kanserli hastaların; geriye kalan yaşam sürelerini düşünmek yerine pozitif beklentiler içinde olmasını öneriyor. Olumlu bir bakış açısına sahip olmak, bu hastalıkla savaşta önemli rol oynuyor

Kanserli hastalar, genellikle doktorlarına; beklenen yaşam süreleri, iyileşme şansı ve hastalığın yineleme ihtimali hakkında zor sorular yöneltir. Bunlarla ilgili rakamlar kişiler için değil, geniş gruplar için geçerlidir. Her kanser hastasının farklı özellikleri, güçlü-güçsüz yanları vardır ve tek başına değerlendirilmelidir. Doktorlar, hastalarıyla kendi kanser türü ve evresindeki kişilerin ortalama sağ kalma süresi hakkında bilgi verir. Genellikle doktorlar, hastalarına beş yıllık sağ kalım oranlarını açıklar. Bu oranın yüzde 50 olması; bu, hastaların yarısının beş yıl içinde yaşamını kaybettiği, diğer yarısının da beş yıldan daha fazla yaşadığı anlamına gelir. Kanser spektrumunun bir ucunda; hastalığı hızla ilerleyen ve erken ölen bir hasta vardır. Diğer ucunda ise, uzun süre sağ kalan yaşayan hasta vardır. Hastaların çoğu, bu iki uç arasında bir yerdedir. Doktorlar, her bir hastayı mümkün olduğu kadar spektrumun pozitif ucuna doğru götürmeyi ve onların uzun süre sağ kalan kişiler arasında yer almasını hedefler.

DOĞAL İLAÇLARA TEŞVİK
Bunun için kanserli hastalar, yaşamlarını olumlu anlamda değiştirmeleri ve doğal ilaçlar kullanmaları konusunda teşvik edilir. Aynı zamanda, uygun konvansiyonel tedavilerin yararları konusunda da bilgilendirilirler. Bu yaklaşımla, hastaların yalnızca daha uzun yaşama şansına sahip olması değil, yaşam kalitesinin de yükseltilmesi amaçlanır.

GÜÇLÜ BEKLENTİLERLE SAĞ KALIM ORANI ARTIYOR
Kanser tanısı konulan hastaların en sık sorduğu soru; "Ne kadar zamanım var?" sorusudur. İster bir sağlık profesyoneli, isterse Nobel ödüllü bir araştırmacı olsun, hiç kimse bir insanın ne kadar yaşayacağını öngöremez.

PLASEBO ETKİSİ
Bu noktada, hastalara bir deyişi hatırlamak gerekir; 'Allah kendine yardım edenlere, yardım eder.' Kanser hastaları; yaşam tarzlarında ne kadar değişiklik yapar, kendilerini ne kadar güçlü ve sağlıklı tutarsa, sağ kalım sürelerinin uzaması olasılığı da o oranda artar. Bedenimiz; olmasını ümit ettiğimiz şeyleri gerçekleştirir. 'Plasebo etkisi' denilen kavramın temeli, bu pozitif bakış açısının gücüdür.

POZİTİF DÜŞÜNÜN
Bir beklenti içinde olduğunuzda, o hayal ettiğiniz için değil, olmasını beklediğiniz için gerçekleşir. Güçlü beklentilerin sonucunda beden, beklentiyi gerçeğe dönüştürecek enzimler ve kan kimyasalları üretir. Kanser tedavisinin sonucunun pozitif olmasını beklerseniz, bunun böyle olma ihtimali daha yüksektir. Aynı şekilde, en kötüyü beklerseniz, başınıza gelecek şeyin kötü olması kaçınılmazdır.

AGRESİF TEDAVİ YERİNE YENİLİKÇİ YAKLAŞIM
Kanser tedavilerindeki yenilikçi yaklaşımda; kanser, diyabet veya artrit gibi uzun vadeli ve tedavi edilebilir bir hastalık olarak düşünülür. Bu durumda tedavi; belirtileri en aza indirmek ve hastalığın zararlarını kontrol altına almak üzerine kurulur. Prostat kanseri gibi bazı türler, yavaş büyüme eğilimi gösterir. Erkekler için yan etkileri olan agresif bir tedavi yerine, kanserin yavaş büyümesini sağlayan yaşam tarzı değişikliklerinin yapılması daha doğrudur.

SAĞLIKLI VE KANSERLİ HÜCRELERDE DENGE
Yaygın kanser tedavilerinde, kanserli hücrelerin yok edilmesi hedeflenir. Fakat tedavi sürecinde pek çok sağlıklı hücrenin öldürülmesi gibi istenmeyen sonuçlar da ortaya çıkabilir. Bu nedenle, bazen hastalarla tüm kanseri yok etmeye yönelik değil, kanserin var olduğu gerçeğini kabul etmek üzerine çalışılabilir. Burada hedef; bedenin geriye kalanında kanserli ve sağlıklı hücreler arasında denge kurmaktır.