X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gebelikte iki kişilik beslenmeyin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

likte iki kişilik beslenmeyin

  • Giriş Tarihi: 17.3.2013 17:40

lik döneminin; günlük sıvı, , ve in ihtiyacının arttığı bir dönem olduğu ancak, bu dönemde halk arasında söylendiği gibi "İki canlısın, daha fazla beslen ya da iki kişilik beslen" gibi söylemlerin yanlış olduğu bildirildi.

Adana Özel Meridien Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Berrin Kavuz Ercan, likte aşırı beslenmenin zararlarına dikkati çekti. Bir gebenin, gebe olmayan birine göre günlük sadece 200 kalori fazlalığa ihtiyacı olduğunu ifade eden Ercan, bu nedenle aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden uzak durulması uyarısında bulundu. Ercan, "Zayıf anne adaylarının, gebelik boyunca az kilo alması, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurmasına neden olabileceği gibi gebelik öncesi kilolu bayanlarında iri bebek doğurma riski yüksek. Gebelik boyunca alınması gereken kilo 11-13 kilo arasıdır. O nedenle gebeler dengeli ve düzenli beslenmeli. Gebelerin günlük öğün sayısı 3 ana 3 ara olmak üzere en az 6 olmalı" dedi.

Öğün sayısının fazla olmasının, gebeliğin erken dönemlerinde görülen bulantı ve kusma şikayetini geç dönemde ortaya çıkan mide yanması şikayetlerini de ileri derecede azalttığını belirten Ercan, gebelik boyunca süt ve süt ürünleri, tavuk, ve kırmızı etin mutlaka tüketilmesi önerisinde bulundu. Ercan, yüksek oranda kaynağı olan bu besinlerin alınmasının, bebeğin organları ve kas yapısının gelişmesine katkı sunduğunu dile getirdi.

Süt, yoğurt ve peynir gibi ürünlerin protein yanı sıra kalsiyum ve B leri de içerdiği kaydeden Opr. Dr. Ercan, bu nedenle söz konusu gıdalardan günde 3 porsiyon tüketilmesi çağrısında bulundu. Bir gebenin tüketeceği peynirin yumuşak değil, sert peynir olması gerektiğini vurgulayan Ercan, yumuşak peynirin su oranı fazla olduğundan aralarında mikrop üreme ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.

"BALIK 2 PORSİYONU GEÇMEMELİ"

Gebenin yine bir protein deposu olarak öne çıkan balığı tüketirken, tercihini somon, hamsi ve ton gibi yağlı balıktan yana kullanması gerektiğini kaydeden Ercan, yağlı balıkların içerdiği Omega-3'ün oldukça fazla olduğunu, ancak bu balıkların vücudunda toksin bitirdiği için 2 porsiyondan fazla alınmamasını uyarısını yaptı. Ercan, gebelikte demir ve folik asit ihtiyacının iki kat arttığının da altını çizdi. Ercan, "Folik asit, ıspanak, maydanoz, Brüksel lahanası, brokoli gibi yeşil yapraklı bitkilerde meyvelerden, armut ve portakal ve yer fıstığında fazla miktarda bulunur. Gebelikte folik asitin yeterli alınmaması bebekte 'nöraltüpdefekti' denilen ciddi omurilik rahatsızlığına neden olur. Demirin en iyi emildiği kaynak kırmızı et, pekmez, kuru incir, kuru üzümdür. Tavuk, balık ve tam tahıllı ekmekte de demir oranı yüksek olduğu için tüketilmeli" ifadesini kullandı.

Narenciye grubu, yeşil sebzeler gibi C vitamini içeren yiyeceklerin demir emilimini artırdığını anlatan Ercan, öğünlerden hemen sonra tüketilen çay ve kahve gibi kafeinli içeceklerin de kalsiyum içeren yiyeceklerin (süt ve süt ürünleri gibi) beraber alımının, demir emilimini ileri derecede azalttığını ifade etti. Ercan, gebeliğin ikinci trimestırından itibaren artan demir ihtiyacının karşılanmaması halinde bunun anemiye neden olabileceğini vurguladı.

Sebze ve meyvelerin vitamin ve kaynağı olduğu için günde 4-6 porsiyon tüketilmesi önerisinde bulunan Ercan, "Tüm vitaminler vücutta depolanmadığı için vitamin alımına dikkat etmeli ve desteklenmeli. Fetüsün büyümesi ve gelişmesi, annenin aldığı besinlere ve vitaminlere bağlı" diye konuştu.

Vitamin ve mineral yetersizliği sonucu annede oluşabilecek rahatsızlıklara da dikkat çeken Dr. Ercan, şunları kaydetti:

"Vitamin ve mineral yetersizliği annede; kansızlık, düşük tehlikesi, bulantı-kusma, kemiklerde zayıflama, diş çürümelerine neden olurken, bebekte ise gelişme geriliği, erken doğum, sinir sistemi bozuklukları, böbrek bozuklukları oluşturabilir. Anne adayı gebeliği boyunca yeterli ve dengeli beslenmeli. Anne karnında bebeğin yanlış ve yetersiz beslenmesi, ileriki dönemlerde yüksek tansiyon, kalp hastalığı, şişmanlık, şeker hastalığı gibi kronik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur."