X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Diyabete 7 yaşında yakalandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Diyabete 7 yaşında yakalandı

  • Giriş Tarihi: 14.11.2013 16:12

Eskişehir'de, 7 yaşında diyabet hastalığı tanısı konulan erkek çocuğu, "Bundan sonra şeker yememek, yemekleri saatli yemek, parmaktan ve omuzdan iğne olmak" diye tanımladığı rahatsızlığının olumsuz ruhsal etkilerini, annesi ve hastanede uzmanların verdiği destekle atlatmaya çalışıyor.

İlkokul birinci sınıf öğrencisi Yiğit Pekcan'a (7), geçen hafta annesiyle gittiği Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde doktorlar tarafından "Tip1 diyabet tanısı" konuldu. Annesiyle zaman zaman hastaneye giden çocuk, burada verilen eğitime katılarak, rahatsızlığının olumsuz ruhsal etkilerini aşmaya çabalıyor.

Yiğit Pekcan, hastalığını öğrendiğinde bazı endişeler yaşadığını söyledi. Diyabet tanısı konulduğunda korktuğunu dile getiren Pekcan, şöyle konuştu:

"İçimde ölüm korkusu vardı. Yoğun bakım farklıydı. Orada biraz korktum. Benim için hastalığım, bundan sonra şeker yememek, yemekleri saatli yemek, parmaktan ve omuzdan iğne olmak demek. Benim gibi rahatsızlanan çocukların korkmasına gerek yok. Taburcu edildikten sonra eve gidince ne yapacağımı bilemedim, kafam karıştı. Okulda ara öğünlerim ne olacak? Ara öğün saati gelince ne yapacağım? Kantinden de bundan sonra sadece sakız alacağım. Şekersiz alacağım. Şekerli alırsam yine doktora gideriz."

"BENİM İÇİN BİR TRAVMAYDI"

Yiğit Pekcan'ın annesi öğretmen Ebru Pekcan ise yaklaşık bir hafta sık idrara çıkma, kilo kaybı gibi şikayetleri bulunan çocuğunu doktora götürdüğünü anlattı. Çocuğuna bunu konduramadığı için diyabeti aklından bile geçirmediğini dile getiren Pekcan, şöyle devam etti:

"Kontrollerde şeker değerleri çok yüksek çıktı, 490'lardaydı. Benim için bir travmaydı. Kronik bir hastalık olduğunu, bundan sonraki hayatında her şeyin değişeceğini biliyorum. Daha sonra yavaş yavaş bu durumu kabullendim. Oğlum benden daha dirayetliydi. Doktorumuz ona bir kağıt gösterdi, 'Sağlıklı insanlarda bu kadar şeker vardır ama bizim pankreasımız şeker üretmiyor, o yüzden bu kadar' dedi. Önce ağladı, çok korktu ancak hastalığını benden daha iyi karşıladı. Hastaneden çıktığımızda bir çocuk psikoloğuyla görüşecektim ama sanki benim daha fazla psikoloğa ihtiyacım varmış gibi geldi. Bu da bana cesaret verdi."

Pekcan, hastanede verilen eğitimlere katılmalarının, oğlunun psikolojisini rahatlattığını sözlerine ekledi.

"ŞEKER HASTALARININ TEDAVİ GİDERLERİNİ DEVLET KARŞILIYOR"

Yiğit Pekcan'ın doktoru ve ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Enver Şimşek de eğitim sürecinin hem çocuk hem de annesi için olumlu ilerlediğini bildirdi. Ebru Pekcan'ın, kısa sürede diyabet hastalığının tüm yönlerini kavramaya çalıştığını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

"Bundan sonra aile belirli saatlerde insülin yapılmasına uyacak, diyetini düzenli almasını, egzersizini düzenli yapmasını sağlayacak. Bunun dışında hayatında değişiklik olmayacak. Özellikle kan şekeri düşüklüğüne bakmaya özen göstereceğiz. Aile biraz daha eğitime devam edecek.

Şeker hastalığında ailelerin sosyal güvencesi olsun veya olmasın, tedavi giderleri devlet tarafından karşılanıyor. Özellikle hastanede ailenin tedavi harcaması olmamaktadır. Bundan dolayı sosyal güvencesi olmayan aileler de hastaneye kolayca gelebilmeli, doktorlara ulaşabilmelidir. Şeker hastalarımız, insülinlerine ve özellikle piyasada oldukça pahalı satılan kan ölçüm çubuklarına herhangi bir ödeme yapmadan ulaşabilmektedir."