X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Akıllı moleküllerle" prostat kanseri tanısı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Akıllı moleküllerle" prostat kanseri tanısı

  • Giriş Tarihi: 1.1.2014 13:04

Cerrahpaşa Tıp Fakültesince, Avrupa Birliği Fonları, TÜBİTAK ve üniversitenin araştırma fonundan alınan destekle kurulan Radyofarmasi Laboratuvar'ında üretilen "akıllı molekül"le prostat kanseri kolayca teşhis edilebiliyor.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Levent Kabasakal, yaptığı açıklamada, aldıkları fonlar kapsamında 2009'da üniversite içerisinde kurdukları laboratuvarda, dünyada çok az yerde uygulanan görüntüleme ve tedavi işlemlerini yapmaya başladıklarını söyledi.

Bu laboratuvardan Avrupa'da 5-6 tane olduğunu anlatan Kabasakal, prostat kanseri tedavisi için çeşitli yöntemler kullanıldığını ancak tedavi şekline karar verilebilmesi için hastalığın ne kadar yaygın olduğunun bilinmesi gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kabasakal, Prostat Spesifik Membran Antijeni'nin (PSMA), prostat kanseri üzerinde bulunan bir çeşit antijen proteini olduğunu belirterek, laboratuvarda buna karşı antikor proteini üretildiğini anlattı.

Kabasakal, şöyle devam etti:

"Antikorların vücuda verildiğinde, hedefi bulabilme özellikleri var. Bu nedenle akıllı molekül olarak adlandırılırlar. Prostat kanseri üzerinde bulunan bir çeşit antijen proteini olan PSMA'ya karşılık gelen bu antikor, Ga-68 denilen bir radyoaktif madde ile işaretlenerek, kanser görüntüleme uygulaması olan PET ile bilgisayarlı tomografi (BT) görüntülemesinde kullanılabilir. Bu akıllı molekül ile prostat kanserinin tanısında ve evrelemesinde PSMA PET/BT kullanılabilir. Ancak bu madde ticari olarak bulunmamaktadır. Sadece hastane içerisinde üretilebilmektedir."

Yöntemin, şu an sadece Almanya'da bir merkezde yapılabildiğini belirten Kabasakal, "Bu uygulama, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı'nda da kullanılabilir hale geldi. İşlem süresi 30-45 dakika kadardır. Kullanılan cihaz farklı değildir her türlü PET cihazı ile yapılabilir" dedi.

"HASTAYA VERİLEN İLACIN HİÇBİR YAN ETKİSİ YOK"


Kabasakal, görüntüleme sırasında proteinle radyo aktif maddenin işaretlenmesinin yapıldığını ve bunun zor bir iş olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bu PSMA, esasında 1990'lı yılların ortasından itibaren kullanılmaya başlanmış ancak beklenen başarıyı elde etmemiştir. Daha sonra molekül üzerinde bir değişiklik yapıldı ve bu senenin ortasında çok başarılı olduğu ortaya çıktı. Prostat kanserinin evrelemesi oldukça zordur. Hastaya MR, BT, kemik sintigrafisi çekilmesi lazım. Bütün bunlara rağmen hastalığın ne ölçüde yayıldığını tespit etmek çok zordur ve çoğunlukla da biyopsilere başvuruluyor. Yaptığımız yöntem, prostat kanserinin daha saldırgan olanlarında yüzde 100 oranında bulunan bir moleküle anahtar gibi gidip yerleşen antikoru işaretleyip vermekten ibarettir."

Görüntüleme sırasında hastaya verilen ilacın hiçbir yan etkisinin olmadığını ve verdikleri radyasyonun da son derece düşük olduğunu dile getiren Kabasakal, bu sayede hem tomografik görüntülere, hem kemik sistemine, hem de prostatın kendisine bakabildiklerini ve bunları elde ettikleri ilk verilere göre son derece yüksek doğrulukta anlayabildiklerini vurguladı.

"GÖRÜNTÜLEMEDEN SONRA HASTA NORMAL YAŞANTISINI SÜRDÜREBİLİR"

Prof. Dr. Levent Kabasakal, işlemin şu ana kadar her evreden olan 30 hastaya uygulandığını ve yöntemin doktora yol gösterdiğini belirterek, "Son derece yeni bir teknik. Endüstri bunun önemini fark etti. Çok büyük bir ihtimalle önümüzdeki zamanlar içerisinde çok daha yaygın halde kullanılacaktır" dedi.

Uygulamanın şu an tamamen deneysel olarak yürütüldüğünü, gerekli kurumlara yapılacak ruhsat başvurusu için hazırlıklarını yaptıklarını aktaran Kabasakal, bu kapsamda da hastalardan ücret alınmadığına dikkati çekti.

Kabasakal, görüntülemeden sonra hastanın normal yaşantısını sürdürebileceğini, işlemin aynı hastaya birden fazla yapılabileceğini de sözlerine ekledi.