X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Organik beslenirken bunlara dikkat!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Organik beslenirken bunlara dikkat!

  • Giriş Tarihi: 11.3.2014 12:12 Güncelleme Tarihi: 11.3.2014 12:21

Son yıllarda sağlıksız beslenme ve GDO'lu yiyeceklerin tüketilmesi nedeniyle artan kanser vakalarından korunmak isteyen vatandaşlar organik beslenmeye yöneldi.

Florence Nightingale Hastanesi Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, organik beslenme konusunda önemli bilgiler verdi.

Bedenimiz doğru beslenme, hareketli yaşam ve uygun çevre şartları altında kendini onarma ve sağlıklı yaşamaya göre gelişmiş bir yapıya sahiptir.

Yaklaşık 5 milyon yıllık bir geçmişi olan türümüzün antropolojik mezar incelemelerine göre oldukça sağlıklı yaşamış olduğu biliniyor. Atalarımızda kanser ve günümüzdeki birçok mikropsuz kronik iltihabi (romatizma vb) hastalıkların çok daha seyrek bulunmuş.

Genlerimiz çok yavaş değişim gösterirken et ve yemiş ağırlıklı beslenme şeklimiz 10 bin yıl önce neslimizin tükenmesini engelleyen tarım devrimiyle bir değişim geçirse de son 100-200 yıl içerisindeki şekerin saflaştırılması ve sanayi tipi katkılı besin üretimiyle dramatik bir dönüşüm geçirmiştir. Ayrıca çevrenin artan hızla kirletilmesi sağlığımızı bozan en önemli değişimdir. Dünyanın ücra köşelerinde halen yaşayan ilkel kabillerin yapılan sağlık taramalarında av eti sebze Kuruyemiş meyve ağırlıklı doğal beslenmeye bağlı son derece sağlıklı yaşadıkları saptanmıştır.

Genlerimiz bilinenin aksine değişken fonksiyonlara sahiptir, yani çevresel faktörlere uyum sağlayacak şeklide olumlu ya da olumsuz değişim gösterirler. Dolayısıyla sağlıklı yaşam ve yaşlılık yaşam tarzımıza bağlı ve mümkündür.

DOĞRU BESLENME KANSERDEN KORUYOR

Bilimin insan ömrünü uzattığı bir gerçekse de özellikle gelişmiş ülkelerde, kansere yakalanma oranlarının da arttığı gerçeği insanın yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.

Kalın barsak (kolon) kanseri akciğer kanserinden sonra en sık rastlanan ikinci kanser türü ve yaklaşık %70 yanlış beslenmeye bağlanmakta, dolayısıyla önemli oranda engellenebileceği düşünülüyor.

ORGANİK TARIM VE HAYVANCILIK

Organik tarım ürünlerinin önemi de tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanıldığı geleneksel tarım ürünlerinin tüketimin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücutların hassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor.

Sağlığın her şeyden daha değerli olduğu düşünülürse, bu ürünlerin üretim maliyetinin yüksekliği, getirisi yanında küçük kalıyor. Toprağın kendini yenilmesi için dönüşümlü olarak farklı ürünlerin ekilmesi, toprağın dinlenmesi için nadasa bırakılması, hayvansal ve bitkisel doğal gübre kullanılması, organik ürünlerin besin değerlerinin modern tarım ürünlerine göre daha yüksek olmasını sağlıyor.

Buna rağmen gerçek anlamda organik tarım yapmak son derece zor! GDO'lu besinlerin ülkemize girişi yasak olsa da (özellikle soya ve mısır) hayvan yemi olarak giriyor. Hayvanların dışkısıyla doğal gübre (!) olarak önce toprağa, oradaki mikroplara, sonra da bitkilerin genetik yapısına oradan da otlayan hayvanlara geçiyor. Ayrıca bitkilerden böcekler, kelebekler yardımıyla, rüzgârla çok uzaktaki organik tarlalara da ulaşabiliyor. Rüzgâr aynı zamanda modern tarım yapılan tarlaların tohumlarını organik tarım alanlarına da ulaştırıp doğal ürünlerin arasına karıştırıyor.

Organik hayvancılıktan bahsedilebilmesi için ise hayvanın, sanayi tipi yemle beslenmeyip organik tarım arazilerinde serbestçe otlandırılması gerekiyor. Yeşillik yiyen hayvanın yağında, yosun tüketen balıktaki gibi Omega-3 oluşuyor!

Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar Dünya'nın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve organik ürünlerle beslenmeleri...

İdeal olan, her şehrin yanı başında nakliye sorunu olmayan uzaklıkta kendini besleyecek bir organik tarım ve hayvancılık alanını kurması gerekiyor. Yıllık sebze ihtiyacı için kişi başı 40-05 metrekarenin yeteceği hesap ediliyor. Nakliye sırasında ürünler besin değerini kaybediyor.

NASIL BESLENELİM?

Kansere ve müzmin birçok hastalığa karşı korunmak için organik ürün tüketirken şunlara dikkat edilmesi öneriliyor:

Kokusu, rengi, lezzeti kimyasal yapay katlılarla çekici hale getirilmiş, saf şekerli, unlu, bayatlaması engellenmiş ambalajlı gıda tüketiminden uzak durmak gerekiyor.

Organik beslenmiş hayvanın eti, sütü yağı, yoğurdu yumurtası faydalı maddeler içeriyor.

Mevsiminde posasıyla tüketilmek şartıyla koyu kırmızı gıdalar, ahududu, çilek, yaban mersini, böğürtlen, karadut, şalgam, mantar, bölgenizde üretilen bal, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, romatizmal hastalıklara karşı da koruyor.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler kalın barsak kanserine karşı koruyor, kalp krizi ve felç riskini azaltıyor.

Bayanlarda meme kanserine karşı, nar, havuç, domates (veya yaz salçası), brokoli, karnabahar, kırmızı ve beyaz lahana, turunçgiller ve semizotu öneriliyor.

Soya ve keten tohumu ölçülüyü kaçırmamak kaydıyla kullanıldığında menapozdaki ateş basmalarına iyi geliyor, kemik erimesini yavaşlatıyor meme kistlerine karşı koruyor.

Havuç aynı zamanda kalın barsak, böbrek, cilt kanseri ve lenfomaya karşı korunmayı sağlıyor.

Açık denizlerde, soğuk suda yaşayan Omega-3'den zengin (organik) balık tüketimi, kalp-damar hastalıkları, romatizma, allerji ve kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Ağır metal içerikleri yüzünden kıyılara yakın iç deniz balıklarından, büyük (yaşlı) balıklardan ve dip balıklarından kaçınmak gerekiyor.

Kabak çektirdiği, brokoli, lahana, karnabahar, balık, domates (yaz salçası) tüketimi, prostat kanserine karşı koruyucu etki gösteriyor.

NEREDEN ALALIM?

Ülkemizde ilk organik pazar yerinin 2010'da İzmir'de kurulduğu biliniyor. Organik üretimin pahalılığı yanında sertifika almanın da maliyetinin yüksekliği düşünülürse küçük üreticilerin bunu karşılaması zor oluyor. Bu nedenle, öncelikle üretim yerini ve şartlarını gözünüzle görüp de güvendiğiniz yakın yerden gelen, bulamıyorsanız; bakanlıkça sertifikalandırılmış organik ürünleri tercih etmeniz gerekiyor.