X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kırışıklıklara kök hücreli çözüm
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kırışıklıklara kök hücreli çözüm

  • Giriş Tarihi: 21.7.2014 14:37

Trabzon'da kurulan, Türkiye'de hücresel tedavi alanında organizasyonunu tamamlamış Atigen-cell Hücre ve Gen Tedavi Merkezi'nde, kulak arkasından alınan deri parçalarından kök hücre üretilerek, yüzde oluşan kırışıklıklar giderilebiliyor.

Atigen-cell Hücre ve Gen Tedavi Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Ertürk, merkezlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından 2007'de hücresel tedavi ürünleri üretim merkezi ile bu üretilen ürünlerin uzun süre saklanması konusunda ruhsatlanmış biyoteknoloji şirketi olduğunu söyledi.

Ertürk, yaklaşık 7 yıldır hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere hücre ürettiklerini belirterek, "Hücresel tedavi günümüzde giderek yaygınlaştı. İlaç ve cerrahi yöntemle tedavi edilemeyen bazı hastalıklar bugün hücresel tedavi dediğimiz kök hücrelerin kullanılmasıyla tedavi edilebiliyor" dedi.

Son yıllarda hücre yenilenmesine yönelik taleplerin arttığını da ifade eden Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaşla birlikte yüz biçimi değişiyor. Cilt yıpranması, gerginlik ve parlaklık azaldıkça doku ve doku elastikiyeti de azalıyor. Bunun sonucunda hücrelerimiz kendilerini yenileme kapasitesini yitirdikçe alında, göz çevresinde kırışıklıklar oluşuyor. Ağız çevresindeki çizgiler derinleşiyor, elmacık kemiklerinin üzerindeki yumuşak dokuların yanaklara doğru yer değiştirmesiyle de yaşlanma izleri ortaya çıkıyor."

"YAŞLANMA İZLERİNE KARŞI SON YENİLİK"

Prof. Dr. Ertürk, yaşlanma izlerine karşı kremler, maskeler ve estetik cerrahi gibi birçok yöntem denendiğini vurgulayarak, "Yaşlanma izlerine karşı son yenilik hücresel tedavi yöntemidir. Doku yıpranması ve neticede kırışıklığın sebebi o bölgedeki fibroblast adı verdiğimiz hücrelerin artık eskisi gibi deriye gerginlik veren kollajen ve elastin gibi maddeleri üretmemesidir. Yaşlanma izlerine karşı akılcı yöntem, o bölgelere vücudun diğer bir yerinden alınan fibroblastları nakletmek, hücresel tedavi uygulamaktır" diye konuştu.

Fibroblastların cildin dış etkenlere en az maruz kalmış bölgesinden elde edilebileceğine dikkati çeken Ertürk, şunları kaydetti:

"Tercihen kulak arkasından alınacak pirinç tanesi kadar cilt dokusu yeterlidir. Doku parçası içerisindeki fibroblastları ayrıştırıp yine bireyden alınan kan serumu kullanılarak laboratuvarda çoğaltıyoruz. Fibroblastları milyonlarca sayıda ürettiğimiz zaman toplayarak, küçük hacimlerde şişeleyip doktora teslim ediyoruz. Arzu edilirse hücre bankamızda da istenildiği zaman kullanılmak üzere saklayabiliyoruz."

Prof. Dr. Ertürk, cilt fibroblast hücre üretim ve uygulamasının dünyada aynı şekilde yapıldığını anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu yöntem Amerika Birleşik Devletleri Federal Drug Agent (FDG) tarafından onaylanmış yöntemdir. Tamamen bireyin kendisine ait dokudan hazırlandığı için toksik, alerjik ve karsinojenik değildir. Kişiye özel üretilen fibroblastların ağız kenar çizgileri, göz çevresi, kaşlar arası ve alındaki çizgilere uygulanma sonuçları her bireye farklıdır. Doğru sayı ve belli aralıklarda uygulandığında bazı kişilerde etkisi haftalar içerisinde başlarken, bazılarında etki daha geç görülebilir. Fibroblastlar, kırışıklık dışında aknelerin sebep olduğu çökmeler, yanık ve iyileşmeyen yaraların tedavisinde de kullanılır. Hücresel tedavi fark yaratan uygulama olduğu için son yıllarda kadınlar kadar erkekler de ilgi gösteriyor."