X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mide ameliyatları ile ilgili gerçekler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mide ameliyatları ile ilgili gerçekler

  • Giriş Tarihi: 3.9.2014

Mide ameliyatı olmaya karar vermek kolay olmadığı gibi ameliyat olabilmeniz için de bazı şartlar gerekiyor. Üstelik ameliyat cerrahi bir işlemdir ve bazı istenmeyen yan etkiler görülebilir

Kilo veremeyen çoğu kişi için bir kaçış noktasıdır mide ameliyatları. Çünkü diyet uygulamış, zayıflamış ama fazlası ile kilo almış kişiler için son çaredir. Önemli tıp otoriteleri mide ameliyatları uygulanabilecek şişman kişiyi net tarif etmişlerdir. Beden kitle indeksi dediğimiz güncel vücut ağırlığının; boyun metre cinsinden karesine bölümü ile elde edilen değerin 40'ın üzerinde olması birinci kuraldır. Ya da bu değeri 35-40 arasında olup da diyabet, kalp ve tansiyon gibi kalıcı hastalıkları olanlar, hastalıkların seyrinde kiloya bağlı oluşacak semptomların önlenmesi için zayıflamaları gerekiyorsa; mide ameliyatı olabilirler. İkinci kural ise bu kadar yüksek beden kitle indeksi olan kişilerde en az altı ay diyet tedavisinde zayıflayamamak, ilaç tedavisine yanıt vermemek ve psikiyatrik hastalığı olmasıdır. Üçüncü kural ise hormonsal bir hastalığı olmamalı, alkol ya da ilaç bağımlılığı bulunmamalıdır. Görüldüğü gibi 5-10 kg değil en az 50-100 kg kadar kilo vermesi gereken kişilerde belirli kriterler sağlanırsa mide ameliyatı uygun olabiliyor. Ameliyata özenmek yerine gerçekten yaşam değişikliğinizi kökten yapmak; kilo probleminizden uzaklaşmanızda acısız, sancısız ve ölüm riski olmadan yapabileceğiniz en güzel yoldur. Aşağıda size, cerrahi girişimle ilgili duymadığınız detayları ve yaşam boyu maruz kalınabilecek sorunları yazdım:

CERRAHİNİN KOMPLİKASYONLARI VARDIR:
Ameliyat sırasında organ yaralanması, bağırsaklarda tıkanma, kanama, intestinal fistüller ve pulmoner emboli görülebilir. Ameliyatın cinsine bağlı olarak sık görülen komplikasyon; Dumping Sendromu denilen kan şekerinin çok hızlı düşmesi ile meydana gelen hipoglisemi ataklarıdır. Kusma, bulantı, yaraların iyileşememesi, ülserasyon, kanama, enfeksiyon, vitamin ve mineral yetersizlikleri ve en önemlisi de ölüm; ciddi risk faktörleri arasındadır. Buna ek olarak safra kesesi taşı ve fıtık; ameliyat olanlarda zamanla gelişebilen önemli sağlık sorunudur.

ÖMÜR BOYU VİTAMİN-MİNERAL ALINMASI GEREKİR:
Genelde bağırsak ve bazı mide-bağırsak ameliyatları ile folik asit, B12, A, D, E, K, B1 vitaminleri ve demir, kalsiyum ve çinko gerektiği kadar emilemediği için yetersizlik sık görülmektedir. Ameliyat sonrası çok az miktarda yeme sağlanabildiği için bu vitamin ve minerallerin günlük verilecek diyet ile de sağlanması zor olacağından yaşam boyu bu vitamin-minerallerin kullanılması şart olmaktadır.

CERRAHİ GİRİŞİM SONRASI YEME SİSTEMİ TRAVMATİKTİR:
Ameliyat olduktan sonra yeme alışkanlığı, miktarı ve hızında çok ciddi değişim yaşanır. Çünkü mide ameliyatları sonrası her istediğinizi, gönlünüzce şu kadar yiyeyim diyemezsiniz. Mide küçültülüp ortalama 60-100 ml. kadar yenebilecek kapasitede alan bırakıldığı için mide kabul etmez ve kusma ilk reaksiyon olarak karşımıza çıkar. Ameliyat sonrası iki gün saat başı 10 ml. olacak şekilde beslenme yapılır. Altıncı aydan sonra ise yiyecekler normal pişmiş ama iyice ezilmiş olacak şekilde maksimum 100 ml. olarak yenilir. Katı besine geçiş sağlansa da yiyeceklerin çok iyi çiğnenip yutulması önerilir.

SU İÇİMİ OLDUKÇA ZORDUR:
Günde yaklaşık 2 litre su tüketmek gerekir. Ancak ameliyat sonrası ilk dönemde bir yemek kaşığı olacak şekilde 5-10 dakika ara ile 250 ml. tamamlanıncaya kadar besinden ayrı bir şekilde verilir. Yaklaşık altı ay sonra mide en az 1 litre kadar su tüketebilecek hale gelir. Yemeklerle yaşam boyunca su içimi önerilmez.

ÖĞÜN DÜZENİ VE ÇİĞNEME EN HASSAS KONUDUR:
Yiyecek ve içecekleri asla beraber tüketmemek en önemli kuraldır. Günde dört-altı öğün arasında beslenme planlamak gerekir. Yiyecekleri en az 30 kere çiğnemek şart. Yiyecekler ağızda sulu hale gelmeli ve öyle yutmalısınız. Ameliyat olan kişiye yaşam boyu asla tatlı yemesi önerilmez.

GÜNÜN SAĞLIĞI İYİLEŞTİRİCİ FORMÜLÜ
Oldukça sağlıklı ve lezzetli ödem atıcı bir sos tarifini size vermek istiyorum. Fırınlanmış, haşlanmış tavuk etinin yanında ya da buğulanmış beyaz et fileto balığa yakışan bu özel sos vücuttan ödemlerin atılmasına yardımcı olan bir antioksidan bombasıdır.

MALZEMELER
1 demet taze maydanoz
1 diş sarımsak
2 adet limon
1 yemek kaşığı zeytinyağı

YAPILIŞI
Maydanozlar sapları ile beraber yıkanır, kurulanır ve mutfak robotundan geçirilir. İçine diş sarımsak ve kabuğu soyulmuş, zarlarından ayrılmış, çekirdekleri temizlenmiş limon da eklenerek çekmeye devam edilir. Sos küçük kaseye konur ve zeytinyağı ile harmanlanır.

GÜNÜN BİLİMSEL NOTU
Sofra tuzunu günde beşaltı gramdan fazla tüketmenin, kan basıncını artırdığını yani tansiyonu yükselttiğini biliyoruz. Yüksek tansiyon ise kalbe binen yükü artıran ve ölümle bile sonuçlanan sinsi bir hastalık. Tuz; böbrekleri çürüten, felci tetikleyen ve vücudun su tutmasını da artıran, bacaklarda oluşan şişliğin kalp sağlığı bozuk olanlarda kalp yetmezliğine kadar hastalık seyrini değiştiren bir illet. Bir çay kaşığı tuz 2500-4000 mg kadar sodyum içerir ki bu vücudun elektrolit dengesi için önemli ve yeterlidir. Bunun üzerinde tüketim kalp hastalıkları için direkt risktir. Araştırmalar, sadece sofra tuzu değil, günlük sodyum miktarını aşan durumun işlenmiş yiyecekleri fazlası ile tüketmekten oluştuğunun da altını çiziyor.

ŞEKER DE ÇOK ZARARLI
Tuz dışında güncel araştırma sonuçları, sofra şekerinin de aynen tuz gibi kalbe düşman olduğunu göstermeye başladı. Araştırmalar, şekerin direkt olmasa da birçok faktörü tetikleyerek kalp hastalıkları için etken olduğunu bildiriyor. Bir araştırmada aşırı kalori alımının; şeker içeren yiyecek ve içeceklerden alınan boş kaloriden geldiğinde farklı bir mekanizmayı tetikleyerek kalbe zarar verdiği bulundu. Şekerin tansiyonu etkilediği de açıklandı. İki önemli araştırma, kan basıncı yüksek seyreden ve tuzu kestikleri halde tansiyonları düşmeyen hastaların beslenme analizlerini yaptı. Beslenme düzenlerinde şekerli içecekleri çok tüketen kişilerin hazır içecekleri kestiklerinde kan basınçlarının normale geldiğini kanıtladılar. Yapılan diğer önemli araştırma; düzenli olarak sofra şekeri temelli yiyecekleri tüketenlerin iyi huylu kolesterolünün düştüğünü gösterdi. Ayrıca şekerli yiyecekleri bolca yiyenlerde kanda, kalp için tehlikeli olan kan yağı adı verilen trigliseritlerin de çok yükseldiği belirlendi.