X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kolesterol gerçekleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kolesterol gerçekleri

  • Giriş Tarihi: 20.9.2014

Bugüne kadar hep kalp hastalığı sebebi olarak hedef tahtasına oturtulan kolesterol hakkında bildikleriniz ne kadar doğru? Kolesterol aslında vücudumuz için gerekli bir molekül. İşte doğru bildiğimiz yanlışlar

Kolesterol, oldukça yanlış tanınan bir moleküldür. Günümüzde insanlar, doktor, araştırmacı ve sağlık profesyonelinin kolesterol hakkındaki açıklamalarından etkilenerek kolesterolün kalp hastalıklarına yol açmada birinci etken olduğunu düşünüyor. Kolesterole verilen önem sebebiyle kalp hastalıklarının asıl sebepleri olan enflamasyon, oksidatif hasar, stres ve şeker gibi etkenlere yeterli ilgi gösterilemiyor. Kolesterolün, kalp hastalıkları için doğal bir etken olduğuna dair gösterilen delillerin yapılan yeni çalışmalar sayesinde aslında sanıldığı kadar kuvvetli olmadığını öğrenmiş bulunuyoruz. Kolesterol düşürücü ilaçların gereğinden fazla reçete edilerek hastaların özellikle bu ilaçların yan etkilerine maruz bırakıldığını düşünüyoruz. Gelişmiş ülkelerde, diyetlerin 'kötü çocuğu', yağ veya kolesterol değil; şekerdir. Kolesterol masalına inanmak, kalp hastalıklarının gerçek sebeplerini ihmal etmemize ve obsesif şekilde etkisi daha az olan kolesterole odaklanmamıza sebep oluyor. Kolesterolle ilgili bazı önemli gerçekleri beraberce inceleyelim.
Yanlış: Yüksek kolesterol, kalp krizi için önemli bir habercidir.
Doğru: Yüksek kolesterol, kalp krizlerini öngörebilmek açısından değersizdir. Kalp krizi sebebiyle hastaneye başvuran insanların yarıdan fazlasında normal kolesterol değerleri tespit edilmiş ve yüksek kolesterole sahip birçok insanın da sağlıklı kalpleri olduğu saptanmıştır. Kalp hastalıklarının genel riskini belirleyen şey, trigliseridlerinizin HDL'nize (iyi kolesterol) oranıdır. Örnek olarak, trigliserid değeriniz 100, HDL değeriniz 50 ise; oranınız 2 demektir. Trigliseridleriniz 150, HDL'niz 30 ise; oranınız 5'tir. 2 ve altındaki oranlar mükemmel, 4 ve üzeri oranlar ise yüksek riski temsil eder.
Yanlış: Kolesterol ilaçları tamamen güvenlidir.
Doğru: Kolesterol ilaçlarının kayda değer ve anlamlı yan etkileri vardır. Kolesterol ilaçlarının hafıza kaybından libido kaybına, kas ağrısından aşırı yorgunluğa birçok yan etkisi sayılabilir. California Üniversitesi araştırmacıları; birçok doktorun, kolesterol düşürücü ilaçların sebep olabileceği yan etkileri atlayabildiğini gösterdiler. Çalışma, doktorların ortalama yüzde 65'inin bazı yan etkileri atladığını veya bazı şikayetlerin ilaçla ilişkisini kurmadığını ortaya koydu.
Yanlış: Doymuş yağlar tehlikelidir.
Doğru: Doymuş yağların vücudumuza zararlı etkilerinin olmasının yanı sıra; yakın zamanda yayınlanan bazı araştırmalar, doymuş yağ ile kalp hastalıkları arasında ilişki olmadığını göstermiştir. California Oakland Araştırma Enstitüsü'nün yayınlamış olduğu 23 farklı çalışmayı içeren meta analize göre, doymuş yağların kalp hastalıkları veya felç riskini artığına yönelik ilişki bulunamamıştır.
Yanlış: Kolesterolünüz ne kadar yüksekse ömrünüz o kadar kısadır.
Doğru: 2011 yılında hayatını kaybeden ve kardiyovasküler epidemiyolojinin öncülerinden olan Dr.Kannel tarafından yapılan ve 13 yılda tamamlanan Framingham Kalp Çalışması'na göre, en uzun yaşayan insanların aslında en yüksek kolesterole sahip olanlar olduğu gösterildi. Amerikan Geriatri Birliği'nin bilimsel dergisinde yayınlanan bir çalışma, total kolesterol değeri 189'un altında olan kişilerin yüksek kolesterolü olanlara oranla daha kısa yaşadıklarını gösterdi

VÜCUDUMUZUN İHTİYACI VAR
Kolesterol, iki ana kaynaktan elde edilir. Bunlardan ilki, kendi bedenimizdir! Başta karaciğer olmak üzere vücudumuzun her noktasında kendiliğinden kolesterol üretilir. İkinci kaynak ise; aldığımız gıdalardır. Bedenimiz, hayati fonksiyonların birçoğunu yerine getirebilmek için kolesterole ihtiyaç duyar. Kolesterol, hücre zarlarımızın temel iskeletini oluşturmakla beraber; testosteron, östrojen, kortizol ve progesteron gibi önemli hormonların üretilmesinde rol oynar. Yağları ve önemli besinleri sindirebilmemiz için kullandığımız safra asitlerini üretmede de bu moleküle ihtiyacımız vardır.