X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Prostatta genetik riski
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Prostatta genetik riski

  • Giriş Tarihi: 2.10.2014

Birinci ve ikinci dereceden yakınlarında prostat kanseri olan kişilerin kanser olma riski çok daha fazla. Erken teşhis için testlerinizi ihmal etmeyin. Aynı zamanda az yağlı beslenme düzenine geçmeli, sigara ve alkolden uzak durmaya dikkat etmelisiniz

Prostat kanseri, akciğer kanserinden sonra en çok ölüme neden olan ikinci kanser türüdür. Prostat kanseri, Amerika'da her altı erkekten birinde görülür. Bu kanser çok yavaş ilerlediği için her zaman yaşamı tehdit etmez. 50 yaş üzeri erkeklerin yaklaşık yüzde 30'unda prostat kanseri belirtileri görülür. Fakat hastalık, vakaların sadece yüzde 3'ünde ölümcüldür.
Prostat kanserinin çevresel faktörlerle ilişkisi, diğer kanser türlerindeki kadar yoğun değildir. Kanser riskini azaltmak için, tütün ürünleri ve aşırı alkolden uzak durulmalı, düzenli egzersiz yapılmalı ve sağlıklı bir yaşam biçimi benimsenmelidir.
Bu hastalıkla ilgili yapılan son çalışmalarda; radyoterapi ve cerrahi operasyona girmeden önce iki bardak domates suyu içirilen hastalarda tümörün küçüldüğü saptanmıştır. Ayrıca, nar ve kabak çekirdeğinin tümör üzerinde olumlu etki sağladığı belirlenmiştir. Stres de kanserin yayılmasını hızlandıran bir faktördür.

ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİR
Prostat kanseri erkeklerde en başta gelen kanser türüdür. Dört ana hastalık evresinden oluşur. Bunlar; organa sınırlı tümör, lokal ileri evre (prostat kapsülünü taşmış tümör), metastatik ileri evre (hastalık özellikle kemiklere, karaciğer ve akciğer gibi organlara metastaz yapmış olan grup) ve hormonal tedaviye direnç gösteren gruptur.
Prostat kanseri ülkeler arasında değişkenlik göstermektedir. Batı ülkelerinde daha sık görülmektedir.
Prostat kanseri gelişiminde nedenler tam olarak açıklanamamaktadır. Ancak ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda genetik öykü bazı prostat kanserlerinde en önemli sebeptir. ABD'de siyah ırkta görülme sıklığı ve ölüm oranı da yüksek bulunmuştur.
Ergenlik çağı öncesi yumurtalıkları alınan erkeklerde prostat kanseri nadiren gelişmektedir. Hormonal durumun bu tip tümörlerde en önemli faktör olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

YÜKSEK YAĞ TÜKETİMİ RİSK YARATIYOR
Diyetteki yüksek yağ içeriğinin daha yüksek androjen (erkeklik hormonu) seviyelerine neden olduğu düşünülürse, diyetteki yağ seviyesinin prostat kanserinin gelişmesine göre ölüm riskini artırdığına ait pek çok çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca diyetle yağ tüketimi ve prostat kanserinden ölüm arasında bağlantı vardır.
Birinci dereceden yakınlarında prostat kanseri saptanan aynı yaştaki kişilerde, genetik faktörler sebebiyle; ailede kanser öyküsü bulunmayanlara göre kanser gelişimi üç kata yakın daha fazladır. Birinci ve ikinci dereceden yakınlarında prostat kanseri olan kişilerde ise, tüm nüfusa göre kanser olma riski altı kat daha fazladır. Burada aynı ailenin bireylerinin aynı çevresel etkiye açık olduğu da unutulmamalıdır.

PSA TESTİ İLE ERKEN TEŞHİS EDİLİYOR
Prostat spesifik antijenin (PSA) tarama testi olarak kullanılmaya başlanması, prostat kanseri tanısının konmasını kolaylaştırmıştır.
Prostat kanserinde adeno karsinom, prostat tümörlerinin yüzde 95-98'ini oluşturur.
Prostat kanserinin derecelendirilmesinde en yaygın kullanılan sistem Gleason tarafından tanımlanmıştır. Bu sistemle, değerlendirmede hücrelerin yapısal özellikleri esas alınmaktadır. Gleason skoru dediğimiz değerlendirme, dereceleme olarak 1-5 arasında değişen sayılarla tanımlanır.
Gleason skoru 2-10 arasında bir rakam olacaktır. Düşük skorlar daha az yayılan, yüksek skorlar ise hızla yayılan tümörleri tanımlar.
Klasik anlamda prostat kanserinde ilk değerlendirme parmakla yapılan muayenede elde edilir.
Şüpheli olguların yarısında biyopsi ile kanser saptanır.