X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Fransa’daki uçak kazası önlenebilir miydi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Fransa’daki uçak kazası önlenebilir miydi?

  • Giriş Tarihi: 28.3.2015 11:40 Güncelleme Tarihi: 28.3.2015 11:42
Fransa’daki uçak kazası önlenebilir miydi?
Fransa’daki uçak kazası önlenebilir miydi?

Bayındır Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Uğurlu Koçer, son dönemde Fransa’da meydana gelen ve 144 yolcu ve 6 mürettebatın ölümüne sebep olan uçak kazasında yardımcı pilotun uçağı kasten alçalttığı iddiaları üzerine “Psikiyatrik Belirtileri Görmezden Gelmeyin” diye uyardı.

Koçer, "Psikiyatrik belirtileri görmezden gelmenin hem psikiyatrik sorunları yaşayan bireylere, hem de bu bireylerin çevresine maddi ve manevi zarar verdiğini belirterek, doğru teşhis ve tedavi yöntemleriyle birçok talihsiz vakanın önlenebileceğini vurguladı.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Esra Uğurlu Koçer konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptığı makalesinde;
"Bir uçak kazası ve beraberinde onlarca ölüm, ölümlerin yası bile tutulmadan kaza ile ilgili ortaya çıkan çarpıcı haberler… Gündemin çok hızlı değiştiği ve maalesef bilgi kirliliğinin sosyal medya aracılığıyla çığ gibi büyüdüğü günümüzde gün geçmiyor ki bir anneyi, öğretmeni, pilotu, avukatı, öğrenciyi suçlu koltuğunda görmeyelim. Kusur, hata, hastalık, rahatsızlık kavramlarının ayrımının tam anlamıyla yapılamadığı ve kısıtlı bilgi ile herkesin her konuda fikir paylaşımında bulunduğu bir dönem yaşıyoruz. Yaşam kalitemizin artması, ruh ve beden sağlığı açısından sağlıklı bireyler olarak yaşayabilmemiz için öncelikle kendimizi ve çevremizi çok iyi tanıyıp, erken müdahale ve tedavi şansımızı arttırmalıyız.

'Hastalık' veya 'ruhsal bozukluk' pek çok kişi için kabullenilmesi zor bir durumdur. Hele de söz konusu olan 'akıl ve ruh sağlığı' ise kişinin bu durumu önce kendisinin sonra da yakın çevresinin kabullenmesi ve tedavi arayışına gitmesi zaman almaktadır.

Psikiyatrik hastalıkları veya bozuklukları fark etmemizi veya kabul etmemizi engelleyen faktörlerin en önemlisi 'damgalanma-stigmatizasyon' korkusudur. Kişiler genellikle başta aile olmak üzere, iş ve sosyal çevrelerinde kendilerine farklı davranılacağı, maddi ve manevi kayıplar yaşayacağı endişesi ile bir takım belirtileri görmezden gelmektedir. Kişinin yakın çevresi için de bu pek farklı değildir.

Çocuğunda, eşinde, kardeşinde, en yakın arkadaşında veya çalışanında böyle bir şeyi fark etmek ve bunun için yardım arayışına girmek pek çok insanın kaçındığı bir durumdur. İşte bu yüzdendir ki; olası 'Sosyal Fobisi' olan bir ergen 'akıllı, uslu, terbiyeli' olarak adlandırılır, 'Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitesi' olan bir çocuğa 'çok yaramaz' denilir, 'Anti-sosyal Kişilik Bozukluğu veya Hezeyanlı Bozukluk' gibi durumlar nedeniyle kıskançlık ve öfke nöbetleri yaşayan bir eş için sadece eşini çok seviyor denilir ve bu durumlar sosyal çevre tarafından pek çok zaman da onaylanır; psikiyatrik semptomların çoğu onaylanır veya görmezden gelinir. Ama tabi ki bu işin bir diğer tarafında da onaylanmayan ve hatta suçlanan, damgalanan bir grup var. 'Mental Retardasyon/Zeka Geriliği' ne bağlı davranış bozuklukları gösteren bir kişi 'ailenin utancı olması' nedeniyle yıllarca evin bir odasında saklanır, 'Psikotik Bozukluğu' nedeniyle çocuğunu öldüren bir kadının annelik vasıfları toplum tarafından sorgulanır.

Peki belirtileri görmezden gelmek veya kaçınmak sadece bireysel tedavinin gecikmesine mi sebep olmaktadır?

Kaçınma, belirtileri görmezden gelme ve buna bağlı tedavinin gecikmesi yalnızca o kişiyi etkilememektedir. Aynı zamanda kişinin ortak yaşamı paylaştığı, birlikte çalıştığı herkese maddi ve manevi biçimde zarar vermektedir. Bu zararları önlemek adına psikiyatrik belirtileri görmezden gelmeyelim ve profesyonel destek almaktan çekinmeyelim" dedi.