X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kekeleme nasıl geçer?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

  • Giriş Tarihi: 19.10.2015 16:01
Kekeleme nasıl geçer?
Kekeleme nasıl geçer?

Konuşma sırasında görülen takılmaların, duraksamalara genel olarak verilen isim kekemelik.Kekeleme çok kompleks ve derin bir problem.

Kekeleme nasıl geçer?

Çocuklar yaklaşık üç yaş civarında kendilerini ifade etme becerilerinde oldukça ustalaşmışlardır. Bu yaşlar çocuğun oldukça aktif ve meraklı olduğu dönemlerdir. Her an yeni kavramlarla tanışmaya ve söz hazinelerini genişletmeye hazırdır. Yeni ve değişik hayatlarını paylaşmaya oldukça hevesli olan 3 yaşlı çocuklar, bazen söylemek istedikleri sözü bulamıyor ya da telaffuz ederken bazı hatalar yapıyorlar. Bu yaş grubundaki tüm çocukların görüşmeleri sırasında aynı kelimeleri ya da cümleleri arka arkaya tekrarladıklarına, nefeslerini söylemek istedikleri cümlenin uzunluğuyla eş güdümlü olarak uyumlu yapmadıklarına ve uygun olmayan yerlerde duraklamalar yaptıklarına tanık oluruz

Çoğu zaman bu konuşma biçimi "gelişme kekemeliği" olarak adlandırılır. 2-7 yaş çocuklarının konuşmalarında gözlenen ve normal olduğu düşünülen bu tip konuşma kusurları bazen kalıcı bir sorun haline gelebilir.
Kekemelik tedavi yöntemi olarak en çok tanınan isim olan C. Van Riper'ın geliştirdiği "Shaping Tekniği" kekemeliğin son bulması için en önemli yöntemdir. Bu yöntem sayesinde kekeme kişiler, akıcılık bozukluğu olan takılmalarını kontrol altına alabiliyor özellikle çok rastlanan ilk hece takılmalarından tamamen kurtulma şansı yakalayabiliyorlar. Akıcığın kontrol altına alınması ve bunun devamlılığının sağlanması adına azimle devam edilmesi gereken uzun süreçler mevcuttur, bu yüzden en uygun zamanda ve motive edilmiş bir şekilde bu eğitimlere başlanması ve sürdürülmesi gerekir. Seansların ardından yakalanan başarının devamlılığı adına rutin kontrol süreçlerinin de dikkatle izlenmesi gerekir.
Toplumda yaygın olan bir başka fikirse, kekemeliğin genetik olmasıdır. Bir çocuğun anne ya da baba tarafındaki akrabalarından herhangi birinde kekemelik varsa, o çocuğun kekeleme ihtimali yaklaşık% 40-60 oranında daha fazladır. Ancak, ailesinde hiç kekemelik olmayan kekeme bireyler de var. Dolayısıyla kekemeliğin sadece genetik nedenlerden kaynaklandığı görüşü doğru değildir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kekemelik olan birçok kişide kekemelik görülmüyor.
Kekemeliğin tedavilerine ilişkin bir diğer yanlış inanış ise kekemeliğin ilaçla geçebileceği görüşüdür. Halen dünyada kekemeliği iyileştiren bir ilaç tedavisi bulunamamıştır. Fakat bazı doktorlar kekemelik şikayetiyle başvuran ailelere bazı ilaçlar önermekte ve bu ilaçların çocuğun konuşmasını bulacağı yönünde yanlış bir izlenim yaratırlar. Kekemeliğin tedavisi için önerilen bu ilaçların çocuklar için zararlı bir etkisi olmamakla birlikte hiçbir yararlı etkisi de yoktur. Ailelerin kekemeliği düzeltecek, bilimsel olarak ispatlanmış herhangi bir ilaç tedavisi olmadığı konusunda bilinçli olmaları ve bu tip tedavilere bel bağlamamaları çok önemlidir.

Kekemeliğin Belirtileri nelerdir?

Ses, hece veya kelime tekrarları (kkk-kalem aldım / Ben-ben-ben geldim.) Ses uzatmaları (aaaaana / sssss?nin) Abartılı yüz ve vücut hareketleri (ayakları yere vurma, kaş kaldırma, burun kanatlarının hareket etmesi, göz kapatma, göz kırpma, kolların aşırı hareket etmesi, başını sallama, dudakları bükme, dil ve dudaklarda titreme, abartılı ağız, çene hareketleri vb.) Düzensiz nefes alma. Konuşurken nefes almaya çalışma. Konuşmaktan kaçınma. Bir şeyi söylerken konuyu değiştirme ya da konuşmaktan vazgeçme.
Sadece psikolojik tedavilerde bu sorunun çözümüne yetersiz kalıyor. Çünkü kekeleme tipik bir psikolojik hastalık değil, daha derin boyutları olan bir konuşma bozukluğu.
Konuşma teknikleri kısa bir zaman sonra ilk günlerdeki etkisini yitiriyor. Çünkü kekeme olan bir insan yılların verdiği bu kekeme psikolojisini içselleştiriyor yada adeta onun bir karakteri haline geliyor.
Yoga ve meditasyon gibi teknikler insanı rahatlatan ve iç huzura götüren yöntemlerden bir tanesi. Ve bunun sonucunda akıcı konuşma sağlansada, en ufak stresli ve heyecanlı durumlarda tekrar kekeleme ihtimali içten bile değil.
Hipnoz süreçleri genelde belirli bir zaman sonra etkisini gösteriyor ve başlanğıçda, özellikle stresli durumlarda insana psikolojik yönden yeterli güven duygusunu vermiyor.
Sonuçta kekeleme problemini çok kısa bir zamanda yüzde yüz çözeriz diye vaadlerde bulunmuyoruz.
Bu bir süreç meselesi ve bu kişinin kendisine bağlı. Şayet bizden öğrendiğiniz yöntemleri büyük bir çabayla ve sabırla çalışırsanız ve bunu sosyal hayatdada uygularsanız kalıcı bir başarı sağlarsınız. Ve bunun bu yolla ve bu metotla mümkün olduğuna belirli bir zaman sonra sizde inanacaksınız.