X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu hastalık ağzınızın tadını bozabilir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu hastalık ağzınızın tadını bozabilir

  • Giriş Tarihi: 31.10.2015
Bu hastalık ağzınızın tadını bozabilir
Bu hastalık ağzınızın tadını bozabilir

Yapılan araştırmalara göre her beş-altı kişiden birinde reflü hastalığı görülüyor. Stres, fast-food beslenme alışkanlığı ve şişmanlık bu hastalığı tetikleyen başlıca sebepler arasında yer alıyor. Mideden yukarıya kaçan mide asidi ağızda acı bir tat bırakıyor

Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata, reflü hastalığı ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi...

Herkes hayatının bir döneminde reflü problemi yaşar mı?
Mide ve yemek borusu (özofagus) birleşiminde kas yapısının özelleşmesi ve diyaframa kasının sarması ile adeta kapakçık benzeri fonksiyonel bir yapı oluşur. Bu kapakçık sayesinde mide asidi ve yediğimiz gıdalar normal şartlarda yemek borusuna geriye kaçmaz. Mide içeriğinin yemek borusuna doğru geriye kaçması gastroözofagial reflü hastalığıdır (GÖRH). Aslında reflü, fizyolojik bir olaydır, her insanda günün belli dönemlerinde olabilir. Ancak bazen geri kaçan mide asidi yemek borusunda, gırtlakta, akciğerlerde, ağız ve dişlerde birçok hastalığa yol açabilir, dikkatli olunması gerekir.

ŞİŞMANLIK REFLÜYÜ HIZLANDIRIR

Reflünün sebepleri nelerdir?
Mide ile yemek borusu alt ucu arasında kasların özelleşmesi ile oluşan kapakçık benzeri alan vardır. Bu yapı, lokmaları yuttuktan sonra mideye geçişe izin verir. Ancak normal şartlarda mideden yemek borusuna kaçışı engeller. Reflü hastalığında asıl sorun, doğuştan bu kapakçık benzeri yapının gevşek olması. Yine unutmamalıyız ki, karın içi basıncı artıran tüm olaylar (şişmanlık, gebelik, dar giyecek, ağır spor vb. gibi) reflü hastalığının gelişmesini hızlandırır.

Reflünün sık görülen belirtileri nelerdir?
Gevşek alandan yemek borusuna kaçacak ilk materyal mide asididir. Midemizin özel bir yapısı mevcut olup asitle birlikte yaşayabilir. Mide dışında asit nereye değerse tahriş edici yakıcı etki yapacaktır. İşte reflü hastalarının en sık karşılaştığı bulgu, kaçan aside bağlı gelişen yemek borusu hizasında oluşan yanma hissidir. Hastalar sıklıkla 'Ağzıma acı su geliyor', 'Göğsüm yanıyor, ağrıyor' şikayetleri ile hekime başvururlar. Biliyoruz ki bu gögüs ağrısı ve yanma hissi nedeni ile reflü hastalarının bir kısmı, kalp hastalığı endişesi ile öncelikle kardiyoloji bölümlerinde değerlendiriliyor. İleri reflü hastalarında yemeklerin geri kaçması, ağza doluyor hissi oluşması sık karşılaştığımız belirtiler arasında.

Reflü hastalığı mevsimlerden etkilenir mi?
Asit, reflü hastalığının temelidir ve asiti arttıran durumlar reflü hastalığını şiddetlendiriyor. Özellikle bahar aylarında mide asit üretiminde artış olur. Yani reflü hastaları bahar aylarında daha dikkatli olmalıdır. Diyetlerine daha dikkat etmeli, kışın alınan fazla kilolar hızla verilmeli, eğer şikayetlerde belirginleşme varsa ilaç tedavisi başlanmalı ya da var olan tedavinin dozu artırılmalıdır.

KANSIZLIK VE KİLO KAYBI ÖNEMSENMELİ

Mide sorunları olanlar ne zaman korkmaya başlamalı?
Hastalarımız öncelikle kansızlık, kilo kaybı, kusma, yutma güçlüğü, ağızdan veya makattan kan gelmesi gibi ciddi şikayetleri var mı, değerlendirsinler, bunlardan birisi varsa acilen doktora başvursunlar.

Ülser-gastrit ve reflüyü birbirinden nasıl ayırabiliriz?
Bu ayrım zordur. Yıllarca biz hekimler de karıştırdık. Eğer göğüste yanma hissi, ağza acı su geliyor gibi şikayetler varsa kesinlikle reflü hastalığı düşünülmeli. Gastrit ve ülser ayırımı ancak endoskopik olarak yapılabilir.

Tanı yöntemleri nelerdir?
Hastalığın tanısı için göğse yayılan yanma son derece önemlidir. Tanı amaçlı yapılması gereken ilk tetkik, gastroskopidir. Bu işlem sırasında ağızdan, ucunda kamera olan bir aletle girerek hastanın yemek borusu, midesi ve 12 parmak bağırsağı incelenir. İşlem sırasında yemek borusu alt ucundaki kapakçığın fonksiyonları ve mide asidine bağlı yemek borusunda oluşan değişikliklerin değerlendirilmesi, tedavi ve hastanın izlenmesi yönünden gereklidir. Bazı hastalarda 24 saat boyunca yemek borusundaki asit düzeyini ölçtüğümüz 'pHmetre' testi kullanılırız.

ÖMÜR BOYU DEVAM ETMEZ

Reflü hastalığı hayat boyu devam eder mi?
Elbette hayır. Uygun hastada yarım saatlik endoskopik bir işlem olan stretta ya da cerrahi müdahale ile kaderiniz değişebilir. Hasta gençse ve mide kapakçığındaki açıklık 3 santimin altındaysa, sürekli ilaç alması gerekiyorsa; doğru yaklaşım anatomik sorunun giderilmesidir. Stretta, yemek borusunun alt ucuna özel bir elektrik akımı (radyofrekans) verilmesidir. Yaklaşık 30 dakika sürer. Bu yöntemle hasta aynı gün taburcu olur.

BATIDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Kişinin psikolojik durumu reflüye yol açar mı?
Kesinlikle hayır. Ancak stres durumunda salınan hormonların mide asidini artırdığı bilinen bir gerçek. Dolayısıyla fazla asit miktarı reflü semptomlarında artmaya yol açabilir. Ancak gastroözofagial hastalığı olmayan birinde hastalığın oluşumuna yol açmaz. Reflü hastalığı psikolojik bir hastalık değildir. Stresli durumlarda şikayetler artabilir. Strese bağlı artan hormonlar mide asidini artırır.

Reflü coğrafyaya göre değişiklik gösterir mi?
Reflü hastalığı gerçekten sık görülüyor. Toplumun yaklaşık yüzde 15'i reflü şikayetleri yaşıyor. Batı toplumlarında daha sık görülüyor. Gelişme düzeyi yüksek toplumlarda modern hayatın getirdiği zorunluluklar reflü hastalığını tetikliyor. Az hareket, fast food tüketilmesi gibi alışkanlıklar hastalığı ilerletiyor.
Ne tür yaşam değişiklikleri yapmak gerekir?
Gece yatmadan 2 saat önce yemek yeme kesilmeli
Öğünlerde mide az doldurulmalı
Gün içerisinde az az, sık sık yenmeli
Geceleri yüksek yastıkla yatılmalı
Dar giyeceklerden kaçınmalı

BELLİ OLAN GÜZELLİK BAŞARISIZDIR

Son yıllarda estetik alanında sıklıkla kullanılan dolgular, giderek daha çok insanın yaşlanmanın etkileriyle savaşmasına ve dilediği gibi görünmesine yardımcı oluyor. İtalyan plastik cerrah Giovanni Salti, artık dolguların tıpta olmazsa olmaz haline geldiğini söylüyor. Plastik cerrahlar olarak hastalarında, kalıplaşmış dokunuşlarla güzelliğin peşinde koşmaktan çok güzelliğin birinci kuralı olan altın oranı yakalamaya çalıştıklarını söyleyen Salti, aslolanın ise doğal güzellik olduğunu belirtiyor.

EN DOĞAL ÖRNEK SHARON STONE

Cilt dolgu markası Restylane ve dolgu uygulamalarında dikkat çeken Emervel ürünlerinin Türkiye'deki doktorlara ve uzmanlara tanıtımı için Türkiye'ye gelen Giovanni Salti, sözlerine şöyle devam etti: "Her yerde gördüğümüz, dolgu ve botoks uygulamalarıyla birbirine benzeyen kadınlar, aslında bu buzdağının görünen kısmını oluşturuyor. Oysa doğru malzemelerle, doğru yöntemle ve doğru ellerde yapılan dolgu ve botoks kendisini belli etmez. Etrafımızda görüp 'Ne kadar da güzel' dediğimiz kadınların çoğunda doğru uygulanmış dolgu ve botoks olduğunu fark edemezsizin bile. Bunlara en güzel örnek ise Sharon Stone. Yüzünde dolgu ve botoks dokunuşları olmasına rağmen o kadar doğal görünüyor ki; herkes onun güzelliğini konuşuyor. Kötü uygulamalara örnek olarak ise başta Sylvester Stallone ve Mickey Rourke geliyor. Türkiye'de ise, dergilerden ve ekrandan gördüğüm kadarıyla Sema Çelebi'yi kötü uygulamalarla doğallığını kaybeden isimler arasında gösterebiliriz."