Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Besinlerden gelen güzellik

Giriş Tarihi: 5.1.2016
Besinlerden gelen güzellik

Sağlıklı beslenme, aslında bizim çok önemsediğimiz cilt güzelliğini de doğrudan etkiliyor. Besinler cildimizi gençleştiriyor

Daha sağlıklı olmak, fazla kilolarımızdan kurtulmak veya daha güzel görünebilmek için; almamız gereken birkaç kilo, cilt lekelerimiz, daha genç görünmek ve bunun için yapılan uygulamalar araştırılacaklar listemizde yer alır. Özellikle kadınlar bu durumu daha çok önemser. Alman Galata Poliklinik'ten Beslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Mete, beslenme ve güzellik arasındaki ilişkiyi anlattı...
Bilimsel açıdan baktığımızda beslenmenin belli besin öğeleriyle cildimize yararını görebiliriz. Sağlıklı beslenme pek çok sağlık sorunundan bizi koruduğu gibi bunların önüne de geçer. Beslenme, bunlarla ilintili olduğu gibi cilt güzelliği ile de ilintilidir. Yetersiz protein alımında; kuru, çatlak ve elastikiyetini kaybetmiş deri oluşur ve uzun süreli az yağ alımları egzamaya neden olur.
Elzem yağ asitleri omega 3, omega 6 ve omega 9; doğrudan hücre yapısına ve dolayısıyla cilt yapısına girer. Eksikliklerinde cilt kurur ve inflamasyona eğilimli olan kişilerde siyah ve beyaz noktalara rastlanır.

SAÇ KAYIPLARI OLUR

Yağda çözünen A vitamini ve türevleri, epitel dokunun oluşumunda, farklılaşmasında ve cilt sağlığının devamında önemlidir. Yetersizliğinde deri lezyonlarının oluşumuna ve epitel hücrelerin keratin oluşumuna, kuruluğa, çatlaklığa dolayısıyla kanamalara ve saç kayıplarına neden olur.
Retinoik asit, dermiste bulunan kolajenin yıkılmasından sorumlu olan matriks metallo proteinlerine ultraviole ışınlarının ulaşımını bloke eder. Düzensiz yağ toplanması, lenfatik ve bağ dokusu bozuklukları sonucu portakal kabuğu gibi ufak çukur görünümünde selülit denilen yapı bozuklukları ortaya çıkar ve retinol bu yapının düzelmesine yardımcı olur.

EPİTEL DOKUYU KORUR

E vitamini antioksidan özelliğinden dolayı hücre membran yapısındaki lipit ve lipoproteinleri, dolayısıyla bütün epitel dokuyu korur. E vitaminin en etkili türevi alpha-tokoferoldür ve ciltte oluşan ve ileri yaşlarda daha sıklıkla görülen lipit oksidasyonu sonucu oluşan lipofusion adı verilen lekelere karşı koruyucudur.
C vitamininin başlıca işlevlerinden biri ise hidroksiprolinin üretilmesidir. Bu aminoasit, bağ dokusunun yapısında yer alır. Kılcal damar çeperlerinin dayanıklılığını artırmasından dolayı kanamaları, çarpma ve vurmalardan ileri gelen yara ve bereleri önler ve cilt yüzeyinin düzgünlüğünü sağlar. Deride melanin pigmantasyonunun ön maddeleri olan tirozin ve fenilalanin aminoasitlerinin metabolizmasında yer alır ve cilt renginin normal ve doğal olmasını sağlar.
Birçok B vitamini epitel dokuda etkindir. B1 tiamin yetersizliği 'beri beri' denilen hastalığa neden olmakta ve cilt kuru ve cansız görünüm almaktadır. Riboflavinin özellikle nisainle birlikte alınması birçok cilt hastalığını elimine etmeye yarar sağlar. Niasinin yetersizliği ise pellagraya yol açmakta; hem deri, hem de gastrointestinal bölge etkilenmektedir. B grubu vitamini olan biotin; cilt, tırnak ve saç hücrelerinin oluşumunda yer alır. Yetersizliğinde dermatit oluşur.

LİFLERİN GELİŞİMİNE YARDIMCI OLUR

Folik asit hücre genetiğini ve çoğalmasını sağlayan deoksiribonükleik asit bazlarından timin sentezinde yer alır. Bundan dolayı cilt yaralanmalarından sonraki tedavilerde gereksinimi artar. Cildin sağlıklı yenilenmesi ve dönüşümünün sağlanması için elzemdir. Buralardaki işlemini B12 vitamini ile beraber yapar. Bakır, çinko ve C vitamini ile birlikte cildi alttan destekleyen liflerin ve elastin gelişimine yardımcı olur. Bakır cildi sıkılaştırmada ve esnekliğin sağlanmasında kullanılmaktadır.
Çinko yıllardan beri cilt yaralarının iyileşmesinde kullanılır ve yetersizliğinde egzama, saç dökülmesi, tırnak problemleri ortaya çıkar. Selenyum hücreleri oksidatif strese karşı korur. İşlevini genellikle E vitamini ile birlikte yapar ve cilt kanserini önlemekte anahtar rol oynar.
Güçlü bir antioksidan olan alfa lipoik asit, C ve E vitaminleri kadar etkilidir. Serbest radikaller tarafından hasar görmüş cilt hücrelerinin nötralize olmasına yardımcı olur. Alfa lipoik asit, çevre kirliliğinden ve sigara kullanımından ileri gelen cilt sorunlarına karşı da etkilidir.

PEKİ NELER YAPMALIYIZ?

Tüm bu bilimsel bilgiler ışığında beslenmemizde yapmamız gereken değişiklikleri maddeler halinde sıralayalım ve siz bunları uyguladığınızda hayatınızda nelerin değişebileceğini beraber görelim:
Sıvı tüketimine dikkat etmeliyiz, günde yaklaşık 2.5-3 litreye yakın su içmeliyiz.
Hayvansal yağların yerine bitkisel yağları diyetimizde artırmalı, zeytinyağının doğal olanını sofralarımızda bulundurmalıyız.
Kuruyemiş tüketimine dikkat etmeli, günde belli miktarlarda diyetimizde bulundurmalıyız.
Et, tavuk, hindi gibi hayvansal gıdaların yağsız alınmasına dikkat etmeli, içlerinde zaten görünmeyen yağların bulunduğunu unutmamalı ve bunları düzenli olarak tüketmeliyiz.

REÇEL YERİNE BAL TÜKETİN

Örnek protein olan yumurtayı kahvaltılarımıza koymalı, en azından gün aşırı tüketmeliyiz.
Şeker içeriği yüksek reçeller yerine daha çok besleyici değeri olan pekmez ve balı tercih etmeli ve ölçülü tüketmeliyiz.
Kurubaklagil tüketimine özen göstermeli, haftada bir-iki kez mutlaka tüketmeliyiz.
Balık tüketimine dikkat etmeli, hazırlanma ve pişirilme esnasında bizim için zararlı olacak kızartma yönteminden uzak durmalıyız.
Süt ve süt ürünlerinin günlük tüketimine özen göstermeli ve kilo kontrolünü sağlamak istiyorsak yağsız olanlarını tercih etmeliyiz.
Beyaz un ve beyaz undan yapılmış besinler yerine tahıllı unları tercih etmeli ve tüketmeliyiz.
Tuz tüketimini azaltmalı, yemeklerimize ekstra tuz eklememeliyiz. Ve ayrıca salamuralı besinleri diyetimizde azaltmalıyız.
Şekerli, çikolatalı gıdaları azaltmalı ve şeker ihtiyacımızı doğal gıdalardan sağlamalıyız. Kuru meyveler; şekerli yiyecekler tüketmek istediğimizde bizi tatmin edecek ideal besinlerdir, bunu unutmamalıyız.
Asitli ve hazır içecekleri hayatımızdan çıkarmalı; daha çok su, bitki çayları, ayran, süt, taze meyve suları, mineralli su gibi içecekleri tercih etmeliyiz.
Meyveleri mevsiminde taze olarak tüketmeliyiz. Taze sıkılmış meyve sularını uzun süre bekletmemeli, mümkünse sıkıldığı gibi tüketmeli ve böylelikle vitamin kayıplarının çoğalmasını engellemeliyiz.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Besinlerden gelen güzellik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz