X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Ensesi kalın" kişiler uyku apnesinde daha riskli
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Ensesi kalın" kişiler apnesinde daha riskli

  • Giriş Tarihi: 16.5.2016 11:43
"Ensesi kalın" kişiler uyku apnesinde daha riskli
Ensesi kalın kişiler uyku apnesinde daha riskli

Uzmanı, apnesi olan hastaların çoğunun olduğuna dikkati çekerek, "Ensesi kalın olarak tabir edebileceğimiz bu kişilerde hastalığın görülme riski daha fazladır." dedi.

Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, nun, insanın zihinsel ve bedensel sağlığını yenileyebilmesi için gerekli aktif bir dönem olduğunu, uyku apnesi sendromunun da horlama, uykuda tekrarlayan durmaları ve buna bağlı olarak gelişen oksijen düşüklüğü ve gündüz uyku haliyle karakterize sık görülen bir hastalık olarak ortaya çıktığını söyledi.

Bilinen 85 uyku hastalığından birinin uyku apnesi olduğunu ve her 100 kişiden 4'ünde bu hastalığın bulunduğunun tahmin edildiğini anlatan Çiftçi, "Horlama, uyku apnesi olan hastaları doktora getiren en önemli şikayettir. Eşlerin tıkanıklığını izlemeleri, sabah yorgun uyanma ve gündüz aşırı uyku ihtiyacı, hastalarımızda sık rastlanan yakınmalardır. Uyku esnasında boyunda ve ensede terleme pek çok hastada rastlanan şikayetlerdendir. Hastaya, uyku apnesi tanısı, uyku testi yapılarak konur. Uyku testi bir gece boyunca hastanın uyku esnasında izlenmesi ve verilerin kaydedilmesi esasına dayanır." diye konuştu.

- "Uyku apnesi olan hastaların çoğu obez"

Kilo aldıkça, hastalığın gelişme ve şiddetinin ağırlaşması riskinin de arttığını vurgulayan Çiftçi, şöyle devam etti:

"Solunum yolu etrafında depolanan yağ dokuları, solunum borusunun şeklini değiştirerek daha kolay tıkanır hale getiriyor. Bu doğrultuda uyku apnesi olan hastaların çoğunun olduğunu söylemek mümkündür. Çene yapısı geride, kısa boyunlu, erkeklerde 43, kadınlarda 38 santimden daha fazla olan geniş boyun ve üst solunum yollarında darlık bulunan kişilerde kiloların artması uykuda nefes durmalarının ortaya çıkışını kolaylaşmaktadır. 'Ensesi kalın' olarak tabir edebileceğimiz bu kişilerde hastalığın görülme riski daha fazladır. Uyku-apne sendromu ortaya çıkışından sonra uykuda ortaya çıkan metabolik değişiklikler hastaların hızla kilo almasına, kiloların artışı ise uyku-apne sendromunun ağırlaşmasına yol açar ve bu bir süre sonra şişmanlık-uyku apne arasında kısır döngüyü ortaya çıkarır. Bu kısır döngüden kurtulmak da hastanın günlük yaşamında uygulayacağı tedbirlerle mümkündür."

Çiftçi, fazla kilolar, sigara ve alkol kullanımı, birtakım sakinleştirici ilaçlar, yatma ve kalkma saatlerindeki belirgin farklılıklar, kafein içeren içeceklerin uyku apnesine yol açabileceğine işaret etti.

Bunların dışında hastalığın hafiflemesi veya başlamaması adına uyku hijyeninin önemine dikkati çeken Çiftçi, "Bunun için karanlık, sıcak veya soğuk olmayan, dışarıdan ses veya ışık almayan bir yatak odası tercih edilmeli. Uyumadan hemen önce çok ağır fiziksel ya da fikri aktiviteler yapmak da uyku yapısını bozan şeylerdir." diye konuştu.

Hastalarda görülen gündüz uyku ihtiyacı hissiyle unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğunun günlük yaşam kalitesine olumsuz etki yaptığına değinen Çiftçi, "Bu olumsuz etki hastaların araç sürücülük performansına da yansımaktadır. Dolayısıyla trafikteki dikkatleri tehlikeli boyutta olabilen, uyku apnesi hastaları, hasta olmayanlara göre yaklaşık 7 kat daha fazla trafik kazası yapmaktadırlar." dedi.

Çiftçi, uyku apnesinin kişinin sosyal yaşamını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Hastalığın tedavisi

Hastalığın tedavisinde solunumu düzenleyen cihazların ve cerrahi yöntemlerin kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Çiftçi, şunları kaydetti: "En önemli tedavi yöntemi PAP cihazı tedavisidir. Buruna takılan bir maske aracılığıyla üst solunum yoluna hava üfleyen bir makineyle uygulanan tedavidir. Hastaların tedaviyi kabul etmesinde başlangıçta bir zorluk yaşansa da hastaların çoğu cihazı kullandıkça severler. Cerrahi uygulamalar ve diş hekimlerinin hazırladığı ağız içi aparatlar da bazı hastaların tedavisi amacıyla uygulanmaktadır."