X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Akdoğan: 1-2 puan her şeyi değiştirebilir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Akdoğan: 1-2 puan her şeyi değiştirebilir

  • Giriş Tarihi: 2.6.2015 18:43 Güncelleme Tarihi: 2.6.2015 18:53
Akdoğan: 1-2 puan her şeyi değiştirebilir
Akdoğan: 1-2 puan her şeyi değiştirebilir

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan "HDP için nasıl 1-2 puan barajı geçip geçmeme açısından önemliyse bizim için de önemli." dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Nasıl HDP için bir iki puan kritikse barajı geçip geçmeme noktasında, AK Parti için de bir iki puan hükümet olup olmama açısından kritik. Yani AK Parti yine yüksek oy alabilir ama milletvekili dağılımı önemli, bu dağılımda bir iki puan her şeyin rengini değiştirebilir" dedi.

Akdoğan, NTV'de çıktığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Seçime az bir zaman kaldığı ve seçim atmosferi sorulan Akdoğan, son birkaç gündür siyasi tablonun değiştiğini, geride oldukları ilçelerde bile AK Parti'nin mitinglerinde katılımın çok fazla olduğunu söyledi.

Akdoğan, diğer seçimlerden farklı bir iklim yaşandığını, diğer partilerin adaylarının çok fazla araziye inmediklerini, bu yüzden seçim havasına bir türlü girilemediğini ifade etti. Gelinen noktada kendi kitlelerinin seçime ciddi bir şekilde asıldıklarını ifade eden Akdoğan, milletin oyun oynandığının farkında olduğunu ve pozisyonunu ona göre almaya başladıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birkaç hafta önce televizyon programında bir rehavetten bahsettiği ve bunun bir sürprize neden olabileceği görüşü anımsatılan Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O rehavet şu: Biraz Cumhurbaşkanlığı seçiminde onu gördük. 'Nasıl olsa kazanıyoruz'. Bu yüzden Cumhurbaşkanlığı seçiminde katılım düşük oldu. Normalde biz yüzde 52 ile değil belki yüzde 58-60 ile de alabilirdik ama bizim kitle yaylaya, köyüne gidenler vesaire çoğu dönmedi veya aileden bir kişi gelip oy kullandı. Katılımın düşük olması bizim aleyhimize oldu. Daha yüksek bir oyla Cumhurbaşkanımız seçilebilirdi. 'Nasıl olsa böyle devam ediyor, AK Parti kazanıyor' bunun ürettiği bir rehavet vardı ama burada şu görülmeye başlandı: Nasıl HDP için bir iki puan kritikse barajı geçip geçmeme noktasında, AK Parti için de bir iki puan hükümet olup olmama açısından kritik. Yani AK Parti yine yüksek oy alabilir ama milletvekili dağılımı önemli. Bu dağılımda bir iki puan her şeyin rengini değiştirebilir. Bizim kitlemiz bunu fark etti."

"BEKLENENİN ÜZERİNDE DE BİR OY ALABİLİRİZ"


Akdoğan, kararsız seçmenlerin durumunun sorulması üzerine ise bunların birbirini besleyen şeyler olduğunu dile getirdi.

Karasız seçmende de "Birtakım eleştirileri var, sıkıntılar ortaya koyuyor ama AK Parti'nin yapabileceğini düşünüyor" görüşünün olduğunu vurgulayan Akdoğan, "AK Parti ile gönül ilişkisi, gönül bağı veya güven ilişkisi sarsılmamış ama birtakım eleştirileri var o da toparlandı. Bu yüzden biz beklenenin üzerinde de bir oy alabiliriz. Son hafta bu kararsızlar ve diğer rehavete kapılanların toparlanmasıyla iyi bir oy alabiliriz diye düşünmeye başladım. Beklenti diyelim anketlerde yüzde 45 çıkıyor, bunun üzerine de çıkabiliriz diye bir hissiyata kapıldım" değerlendirmesinde bulundu.

Akdoğan, AK Parti'ye seçmenin yaptığı eleştirilerinin sorulması üzerine "Seçimler zaten bunun için bir vesiledir. Araziye çıkarsınız, vatandaş size oy versin vermesin talepte, şikayette bulunur, size kızabilir... Zaten seçim budur. Gidip onları dinleyeceksiniz, biz bunu seçim dışında da yapıyoruz. Aslında 12-13 yıl iktidarda olmuş bir partinin sokağa çıkması zordur. Bizde tam tersi muhalefet sokağa çıkmakta zorlanıyor. Çünkü çıktığında o teşkilat yapısıyla başka bir şey oluşmaya başlıyor" ifadesini kullandı.

"SEÇİMDEN SONRA DA BULUŞMALAR DEVAM EDECEK"

Reklam ve PR etkisiyle oyunu artırmaya çalışan bir muhalefetin olduğuna işaret eden Akdoğan, bunun hiçbir zaman dramatik değişikliklere sebep olacak bir çalışma yönteminin olmadığını kaydetti.

Akdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı toplu açılışlarının eleştirilmesi sorusunu, "Cumhurbaşkanının 'sürekli halkın içinde olacağım, halkla birlikte olacağım, halkı kucaklayacağım' vaadiydi. Bu, seçime endeksli bir şey değil, seçimden sonra da bu buluşmaların devam ettiğini herkes görecek" diye yanıtladı.

"Başından beri cumhurbaşkanını hedefe koyan ve onun üzerinden kampanya yürüten bir muhalefet var" diyen Akdoğan, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımızın nasıl bir karaktere sahip olduğunu herkes biliyor. Bu kadar yüklenmeye, bu kadar saldırı altında Cumhurbaşkanı orada sessiz sedasız köşesinde çekilip oturmaz. Siz, onun cevap vermesini istemiyorsanız bu kadar üzerine gitmeyeceksiniz. Selahattin Demirtaş'ın kampanyayı başlatması nasıl oldu? 'Tayyip Erdoğan'ı başkan seçtirmeyiz'. Böyle bir seçim midir bu? Sen bütün seçim stratejini 'AK Parti karşıtlığı' ve 'Tayyip Erdoğan'ı başkan seçtirmeme' üzerine kuruyorsun. Veya Kılıçdaroğlu'nun bütün söylemlerine bakın. Siz Cumhurbaşkanını hedefe koyarsanız, o da kendisini savunur. Bundan dolayı ben bunda bir gariplik görmüyorum."

"ASIL SORUN..."

Diğerlerinin kendisine "niye az çalışıyoruz" diye sorması gerektiğini vurgulayan Yalçın Akdoğan, "Takviyeler de var, bir takım örgütlerde bu partilerin kampanyalarına destek veriyorlar. Kandilden bakın iki günde bir birisi konuşuyor, şehir isimleri vererek, tehditler savurarak. Kampanyasını kendi yapamayan örgütlere yaptıran partiler var, asıl sorun budur" dedi.

"Koalisyon ihtimali çok konuşuluyor. Bu fikre yaklaşımınız nedir" sorusu üzerine Akdoğan, "Halkın genel hissiyatını okuduğum zaman AK Parti'nin güçlü şekilde iktidarını koruyacağını görüyorum. Bu temenni değil, analizim bu. AK Parti gümbür gümbür geliyor. Millet istikrara karar vermiş görünüyor. Ama AK Parti güçlü şekilde tek başına iktidar olmazsa Türkiye'de kimse hükümet kuramaz, koalisyon kurmayı beceremezler. Ya AK Parti tek başına iktidar olacak ya da hükümet hiçbiri kuramayacak" yanıtını verdi.

"AK PARTİ KARŞITLIĞI ONLARI BİR ARAYA GETİRİYOR"

AK Parti varsa güven ve istikrarın süreceğini, Çözüm Süreci'nin başarıya ulaşabileceğini anlatan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, bunun ötesindeki bütün opsiyonların kaos ve kriz opsiyonları olduğunu, herkesin her şeyi kaybedebileceğini ifade etti.

Akdoğan, "Yeni Türkiye'nin inşasında önemli bir dönemeçteyiz. Burada artık o karanlık günlere dönmek, savrulmak hükümet oluyor mu olmuyor mu, kim kiminle ne yapacak. Bu partilerin hiçbiri yan yana gelebilecek partiler değil. Bugün el altından işbirliği yapıyor olabilirler. AK Parti karşıtlığı onları bir araya getiriyor. Hiçbir zaman çıkıp aleni bir şekilde yan yana duramazlar. İdeolojik olarak da tabanları açısından da duramazlar" dedi.

Koalisyon olmasına ihtimal vermediğine, bunun Türkiye için negatif bir senaryo olduğuna, Türkiye'nin ne kazanacağına ve ne kaybedeceğine bakmak gerektiğine dikkati çeken Akdoğan, "Türkiye'nin menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmak lazım. Bir oy daha fazla alalım, az alalım meselesi değil. Biz her zaman diyoruz ki, 'Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız' onlar ne diyor, 'AK Parti kaybetsin de Türkiye ne olursa olsun bir meçhule sürüklensin, bir bilinmeze doğru gidelim.' Biz buna izin vermeyeceğiz, milletimiz de izin vermez. İnşallah 8 Haziran'da Türkiye emin şekilde yoluna devam edecek" diye konuştu.

"SANDIKLARI KORUMAK, MİLLETİN EMANETİNE SAHİP ÇIKMAK DEMEKTİR"

"Sandık güvenliğine dikkat çekiyor muhalefet. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" şeklindeki soruya Akdoğan, "Sandıklara elbette sahip çıkmak lazım, oy namustur. İnsanların oyuna sahip çıkması, sandığa gitmesi, oy kullanması bu vatandaşlık görevidir. İnsanların, 'bende ülkemin geleceğinde irade sahibiyim, sorumluluk sahibiyim' demesi önemlidir. Onun için herkes sandığa gitsin oyunu kullansın. Sandıkları korumak, milletin emanetine sahip çıkmak demektir. Ama Türkiye'de bugüne kadar böyle bir sorun yaşanmadı" karşılığını verdi.

Akdoğan, paralel çetenin hayatının yalan olduğunu, AK Parti'nin iktidarını koruyacağını anladıklarını, "nasıl şaibe karıştırabiliriz, gölge düşürebiliriz" gibi tezviratlar yaptıklarını savundu.

Muhalefetin yerel seçim günü sonuçlar daha belli olmadan "biz kazandık" diye açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Akdoğan, bunun muhalefet tarafından hep yapıldığını, itibar etmemek gerektiğini kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Asıl şaibeli durum ortada bir terör örgütünün olmasıdır. Bu örgütün KCK uzantılarıyla şehirlerde insanları tehdit etmesidir. Orada o örgütün varlığı demokrasi için bir tehdittir" dedi.

AK Parti mitinglerine gidenlerin taciz ve darp edildiğini anlatan Akdoğan, Mayıs'ta doksan altı defa saldırıya uğradıklarını belirtti.

"BİR İMAJ ÜRETİLMEYE ÇALIŞILAN BİR KİŞİ DURUMUNDA"

Kimsenin "AK Parti niye böyle bir saldırıya maruz kalıyor" demediğine vurgu yapan Akdoğan, açıkça terör örgütü ve yandaşlarının kampanya sürecini etkilemeye çalıştıklarına işaret etti.

Asıl HDP'nin aldığı oylara şaibe karıştığını savunan Akdoğan, şöyle konuştu:

"Sen örgütün desteğiyle tehdidiyle oy alıyorsun. Demirtaş'a dedim ki, bir çağrı yap, 'Ey Kandil senin tehdidine, baskına, millete haraç mektubu göndermene benim ihtiyacım yok, sen bunları yapma' diyemediler. Vatandaşa dön de ki, 'Ey vatandaşım sen bu Kandilin tehditlerine KCK adamları şehirlerde geziyor, bunların tehditlerine aldırış etmeyin, siz gönül rahatlığıyla oyunuzu verin' bunu da diyemedi. Doğuda bu baskıdan medet uman ama batıda da PR çalışmalarıyla, PR objesi olarak ortaya dökülen ve bir imaj üretilmeye çalışılan bir kişi durumunda."

Akdoğan, devletin seçim günü, öncesi ve sonrasıyla ilgili her türlü tedbiri aldığını açıkladı.

"DEMOKRASİYE İNANMAMAK DEMEKTİR"

Kandil'in ve HDP'nin barajı geçmemesi durumunda bir takım tehditlerde bulunduklarını kaydeden Akdoğan, "Vatandaşlarımız hiç buna aldırış etmesinler ve müsterih olsunlar. Kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusunda devlet hangi tedbir gerekiyorsa alır. Bunlar dağda devleti dize getiremediler, şehirde dize getiremezler. Bu tehditlerin yapılıyor olması, demokrasi açısından sorgulanması gereken bir şey. Bu demokrasiye inanmamak demektir" diye konuştu.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) seçim için bir heyet gönderdiğinin hatırlatılması üzerine Akdoğan, bunun normal ve rutin bir çalışma olduğunu, geçmiş seçimlerde de bu heyetlerin Türkiye'ye geldiğini belirtti.

Kendisinin bu heyetlerle defalarca görüştüğünü ifade eden Akdoğan, "Rahatsız olacağımız bir çalışma değil. İsteyen gelsin, isteyen heyetler kursun. Türkiye'de seçimler şeffaf bir şekilde yapılıyor" dedi.

Bugüne kadar seçimin kaderini etkileyecek bir olayın yaşanmadığına dikkati çeken Akdoğan, gelen heyetlerin de bu yönde bir tespiti olmadığını ifade etti.

HDP heyeti ile Dolmabahçe'de yapılan görüşmenin hatırlatılması üzerine de Akdoğan, "Burada sorgulanması gereken Öcalan 4 Şubat'ta bu çağrıyı yaptı. Niye 28'ine kadar bunlar yapamadılar? Gemiden inmeden bağırmaya başlıyor bunlar açıklama yapma sevdasındalar, niye o gün yapmadılar da üç hafta sonra yaptılar" diye sordu?

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın Amerika ziyaretinden sonra bir "makas değişikliği" olduğunu iddia eden Yalçın Akdoğan, "HDP'nin parti olarak seçime sokulması bir proje. Barajı bir şekilde geçerse, geçirtirsek nasıl AK Parti'yi engelleyebiliriz, devirebilir miyiz böyle bir hesap var. Bu hesabın, bu senaryonun içerisinde çözüm süreci yok. Bu oyunu kuranlar zaten çözüm sürecine de karşı olan kişiler" dedi.

"8 Haziran'da çözüm sürecini kim yapabilir?" sorularının bir türlü cevap bulamadığını dile getiren Akdoğan, "AK Parti olursa çözüm süreci olacak. Diğer partilerin böyle bir vaadi var mı?" diye konuştu.

HDP'nin iktidara gelemeyeceğini iddia eden Akdoğan, diğer partilerin çözüm sürecini kategorik olarak reddettiğini bu nedenle çözüm sürecini yapabilecek tek partinin AK Parti olduğunu vurguladı.

CHP'nin çözüm sürecini desteklemediğini ve desteklemeyeceğini savunan Akdoğan, "Bunu yapacaksa AK Parti yapacak. HDP barajı geçse geçmese de AK Parti çözüm sürecini başarıya ulaştıracaktır" dedi.

HDP'nin barajı geçmesinin Çözüm Süreci'ni nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Akdoğan şöyle konuştu:

"Barajı geçmesi, milletvekili dağılımı açısından AK Parti'nin iktidarına mal olacak bir tablo ortaya çıkarırsa zaten çözüm süreci kalmaz. HDP barajı geçti, çözüm süreci geçmiş olsun, ruhuna Fatiha dersiniz. Ama burada benim karşı çıktığım herhangi bir partinin barajı geçip geçmemesi değil. Benim itiraz ettiğim şu; bir vesayetçi yapı var, bir kaos planı yaptı 'AK Parti'yi nasıl devirebiliriz'. Burada da HDP'yi kullanıyor. HDP de çözüm sürecinin düşmanları ile işbirliğine gidiyor. Buna ilkesel olarak itiraz ediyorum."

Demokratik partilerin öne çıkması gerektiğini anlatan Akdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Ama sen Kandil'e tavır takınıyorsan, örgütle arana mesafe koyarsan senin güçlenmen demokrasiye hizmet eder. Kontrolü, vesayeti altındaysan, sen millete değil onlara hesap veriyorsan, o adamın dediği oluyorsa o zaman senin güçlenmen demokrasiye bir anlam ifade etmez. Bugün HDP'yi kullanan ve bir proje olarak Selahattin Demirtaş'ı parlatan yapının çözüm sürecinin dostu olduğunu düşünmüyorum. Süreci nasıl akamete uğratabiliriz lobisinin oyunu olduğunu düşünüyorum."

Akdoğan, Selahattin Demirtaş'ın Erdoğan karşıtlığını ortaya attığını belirterek, şöyle dedi:

"Bunu şunun için yaptı; 'gelin beni kullanın'. Burada AK Parti'yi devirmeye çalışan bir yapı var, 'hepiniz gelin beni kullanın' bunun için yaptı. Bu sadece Erdoğan, karşıtı bir hamle değil, bu İmralı karşıtı, çözüm süreci karşıtı bir hamledir."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.