09 Aralık 2016, Cuma
5 günlük hava durumu
sinema haberleri

Ladin’i yakaladım, geldim!

Giriş Saati13.02.2013 10.46 Güncelleme13.02.2013 10.48
A+ A-

Fecir Alptekin

Merak ediyorum, yönetmen Kathryn Bigelow ABD hükümetinden maaş filan mı alıyor diye… Tabii bu işin şakası! Ama gerçek şu ki, Bigelow son iki filminde adeta ABD dış politikalarının savunuculuğunu üstlenmiş durumda.

2008'de "Hurt Locker/ Ölümcül Tuzak" ile Irak savaşında görev yapan bir bomba imha ekibinin öyküsünü anlatan ve bu filmle Oscar kazanan Bigelow, geçen hafta ülkemizde vizyona giren "Zero Dark Thirty"de ise Usama Bin Ladin'in yakalanış sürecine çeviriyor kamerasını. Film yine beş dalda Oscar adayı!

***
Evet, "Zero Dark Thirty"nin adaylıkları arasında "en iyi film" kategorisi de var… Fakaaaat, Akademi Bigelow'u bu kez "en iyi yönetmen" dalında aday göstermemiş; bunun nedenininse "Bin Ladin'i yakalama sürecinde örgüt üyelerine sorguda yapılan korkunç işkencelerin filmde apaçık gösterilmesi" olduğu söyleniyor… Tabii ki etik olarak! Ben artık etik olarak mıdır Amerikan olarak mı, orasını bilemem… Sadece bu dipnot bilgileri verdim, üzerine siz de kendi perspektifinizden bakar düşünürsünüz.

Şimdi gelelim "Zero Dark Thirty"nin bir sinema yapıtı olarak değer ve değerlendirmesine… Açıkçası, yukarıda bahsettiğim önceki film "Ölümcül Tuzak"ı izlediğimde, bu kadar da göstere göstere propaganda yapılmaz ki deyip epey negatif duygular beşlemiştim Bigelow'a karşı. Ancak artık Zero Dark Thirty'de kendisinin sinemasal yeteneklerine dair hayranlığım o kadar netleşti ki, siyasi tartışmalar zihnimin alt katmanlarında kalıyor şu an.

Bigelow bu filmde Bin Ladin'in yakalanma sürecini resmen an be an yaşatıyor izleyiciye. Evet, işkence sahneleri dayanılmaz… Ama zaten bu denli canlı izledikçe olayın ardındaki insanlık dramı/dayanılmazlığı daha net kavrayabiliyorsunuz. Bigelow, böylesine karmaşık bir konuyu, sahadaki işkencelerden ABD merkez bürodaki dedektiflik/ siyasi görüşmeler sürecine ve sonunda da askeri yakalama operasyonuna dek öyle bir yönetmenlik becerisiyle beyazperdeye aktarıyor ki, adeta öykünün içinden bir karakter olarak her şeyi an be an yaşıyorsunuz. Başlıkta ta dediğim gibi "sanki Bin Ladin'i ben yakaladım geldim" gibi bir duyguyla çıkıyorsunuz sinemadan. Hele o finalde gerçekleşen, "zero dark thirty" deyişinin askeri terminolojideki anlamıyla "kör karanlık" gece operasyonu yok mu… Gidin görün mutlaka!

***
Gerçek bir olaya dayanan "Zero Dark Thirty"nin sinemaya yansıyan senaryo/ karakter detayları ise kurmaca… Ve Bigelow, bu kurmaca öykünün içine genelde erkek izleyici rahatsız eden (inandırıcı bulmamışlar!) bir çelişki/ zıtlık teması yerleştirip, Bin Ladin'in yakalanmasında bir kadın karakteri kahramanlaştırıyor. Evet, "erkek" dünyasının ortasında herkesi "zekasıyla" alt ederek, "şiddete" karşı pes etmeden ve çevresindekilerin aksine "inancını kaybetmeden" mücadele edip hayatını bu davaya adayan Maya karakteri!

Son dönemin en beğendiğim kadın oyuncularından Jessica Chastain'ın, başarılı performansıyla şu an Oscar adayları arasında bulunduğu Maya için, Bigelow'un yönetmenlik şovunu izlemek için "ZeroDark Thity"e gidilir! Siyasi değerlendirme size kalmış…

kalan karakter 2000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.