06 Aralık 2016, Salı
5 günlük hava durumu
sinema haberleri

Gerçekler, aşk, hayat

Giriş Saati30.10.2013 14.58 Güncelleme30.10.2013 14.58
A+ A-

Fecir Alptekin

Kurban Bayramı tatilinde kaçırdıklarımı telafi etmek üzere kapandım sinemaya, üç film arka arkaya… İlki fena halde asabımı bozup, diğer ikisi güzelce kalbimi kazandı.

***

Evet, günün kötü çocuğu benim için "Gravity/ Yerçekimi". Yönetmen Alfonso Cuaron'u daha önceki bilimkurgu denemesi, Julianne Moore ve Cliwe Owen'lı "Son Umut"ta epey sevmiştim. Ancak bu kez büyük hayal kırıklığı yaşadım, zira kendisinin senaryoda da imzası var. George Clooney ve Sandra Bullock gibi iki yıldız ismi bir araya getiren, teknik olarak da ona göre kalite ayarı yapılmış bir film. Ama bundan sonrası tufan… Uzayda tek başına mahsur kalan astronotun başına gelmeyen kalmıyor; üst üste, art arda inanılması güç bin türlü aksilik... Hani sonunda yere inip suya düştüğünde bu kez de timsah filan çıkacak her halde diye bekliyor insan. Dolayısıyla da bu "hayata tutunma" öyküsünde aralara serpiştirilen, yaşam ve ölüme dair tüm felsefi mesajlar absürt fonda fena halde sırıtıyor… Film dram – mizah dengesini tutturmaya çalışırken iyice saçmalıyor ve ciddileşip altı çizilmesi gereken her ana Hollywood cıvıklığı bulaşıyor Müzik eleştirmeni arkadaşım Erdem Tatar çok güzel özetlemiş: "Cuaron'un bilimkurguya sövgüsü"!
***

İkinci film ise benim için tam bir sürpriz… Evet hem de çok tatlı bir sürpriz! Daha önce sadece oyuncu olarak bile bana sevimsiz gelen Joseph Gordon-Lewitt bu kez aynı anda yazmış, yönetmiş, oynamış ve ortaya neredeyse bir modern zamanlar başyapıtı çıkmış. Kendisinin gerçek bir sinema dehası olduğuna karar verdim. Romantik komedi görünümlü "Don Jon/ Kalbim Sende" aslında son derece keskin bir mizah, gerçekçi yaklaşım, başarılı gözlem ve tespitlere dayanarak Internet çağı ilişkilerini ve bilgisayarlarla yaşanan aşkın insanları cinsellikte bile nasıl bireyselleştirip yalnızlaştırdığını anlatıyor. Diğeriyle bütün/ tek olmayı nasıl unuttuğumuzu, bu çerçevede ortaya çıkan yapay kadın – erkek modellerini ve tüm değerlerin nasıl git gide görsellik/ madde üzerine çullandığını… Lewitt'in başrol arkadaşı Scarlett Johansson da "köylü kurnazı aptal sarışın" rolünde şahane bir performans çıkarmış.
***

Gelelim son filmimize… Françoise Dorner'in romanından yönetmen Sandra Nettelbeck'in sinemaya uyarladığı "Mr. Morgan's last Love/ Son Aşk", dev oyuncu Michael Caine'in yine muhteşem bir performansıyla buluşturuyor bizi. Bu kez eşinin yasını tutan yaşlı bir adam rolünde izlediğimiz Caine, kendinde yaşça epey genç bir dans hocasıyla tanışıyor. Tıpkı yıllar öncesinin Claude Sautet başyapıtı "Nelly ve Mösyö Arnaud"da olduğu gibi, adeta yaşam ile ölüm, gençlik ile hazan, tazelik ile yorulmuşluk arasında yaşanan şiirsel bir tango başlıyor. Öyle beylik yaşlı adam – gençkız aşkı filan değil izlediğimiz… Bu tablo üzerinden, hayatın zıtlıklar üzerine kurulu tüm hüzünlerine bir ağıt!

kalan karakter 2000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.