X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Erman Kunter yüzünden antrenör oldum"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Erman Kunter yüzünden antrenör oldum"

  • Giriş Tarihi: 12.4.2013 21:02

Galatasaray Medical Park'ın koçu Ergin Ataman, Skyturk360'daki Spor Aşkına programına konuştu. Ataman, "Erman Kunter yüzünden antrenör oldum." dedi.

Türk basketbolunun ünlü ismi Ergin Ataman, Skyturk360'da yayınlanan "Spor Aşkına" konuk oldu ve Hakan Artış'la Gizem Durmuş'un sorularını yanıtladı. Yarın ekranlara gelecek röportajın ayrıntıları şöyle:

Basketbol hikayeni, antrenörlük hikayeni kısaca anlatır mısın?
Çocukluk, gençlik dönemlerimde basketbol oynadım. O dönemler Eczacıbaşı vardı, orada uzun yıllar alyapıda basketbol oynadım. Basketbolda Eczacıbaşı bir ekoldü. O ekolde oynarken çok değerli hocalarla çalıştım. Bu işin eğitmenlik kısmı da hoşuma gidiyordu. Eniştem de çok ünlü bir basketbol antrenörüydü. Dr. Orhan Girgin. Onun da maçlarına giderdim, takip ederdim. Kuzenim Tunç ile beraber. O da eski milli basketbolcu Tunç Girgin. Seviyordum o zamandan beri. Hırslı bir insanım ben. O zamanlar Eczacıbaşı'nın A takımında oynama şansını elde edemedim. Genç takıma kadar önemli bir oyuncuydum. Hatta yıldız takıma kadar kaptanlık yapmıştım. Fakat çok kuvvetli bir kadro vardı. Efe Abi, Erman Kunter, Necati Abi. Takım arka arkaya şampiyon oldu.

Ben de A Takım'a çıkamayınca dedim ki Ergin sen çok üst düzey bir oyuncu olamayacaksın ama bu sporu da çok seviyorsun bu işin antrenörlük kısmına kafa yor. Ondan sonra da üniversite yıllarında antrenörlükle alakalı seminerlere, eğitimlere katıldım. TBF'nin açtığı antrenörlük kurslarına katıldım. En başta küçük çocukları çalıştırarak başladım. Çok uzun yıllar 7-8 yıl Efes Pilsen'in altyapısında çalışarak başladım. Aydın Örs ile birlikte A Takım'da yardımcı antrenörlük yaptım. Altyapı sorumluluğu yaptım küçük takım, yıldız takım, genç takım, ümit takım. Yani bir yerde bu işin mutfağından geldim diyebilirim.

Şimdi Türkiye'nin en önemli takımından birindesin.
Kendi açımdan baktığım zaman en önemli özelliğim hep büyük düşünmem. Hırslı ve kararlı olmam. Bu noktraya gelirken de hep ilerileri düşünerek geldim. Ben Efes Pilsen'de altyapı çalıştırırken de bir gün ben Efes Pilsen'in başında Final Four mücadelesi, Avrupa şampiyonluğu mücadelesi vermeyi o zamanlar bile düşünüyordum. Efes Pilsen'i çalıştırırken bir gün Avrupa'da büyük bir takımın başında olabileceğimi hayal ediyordum. Bunların hepsi benim karakterimle alakalı.

Hiçbir zaman yaşantım boyunca da, mesleğimle alakalı da korkak bir görüntüm olmadı. Hep daha ileriyi ve daha büyük hedefleri düşünen bir yapım var. Onun için de bu dönemde yaklaşık olarak bakıldığında 17 yıldır Türkiye'nin en büyük takımlarında çalıştım. Avrupa'da çok ün yapmış takımlarda çalıştım. Bu benim özelliğim hiçbir zaman geri dönüp bakmıyorum. Zaten şunu söyleyebilirim şuan 47 yaşındayım ama ben 33 yaşındayken Efes Pilsen'in başında Final Four oynadım. 34 yaşımda ilk kez Avrupa'da takım çalıştıran antrenör ünvanı aldım. Bunları yaparken hiçbir zaman bir ürkeklik, bir çekingenlik olmadı. Hep daha iyisini yapmaya çalıştım. Bunu da ben benim önemli bir özelliğim olarak görüyorum.

Başarıya ulaşmada en büyük etken değil mi?
Kendime kalan zaman tabii ki var. Spor yapmaya çalışıyorum. Özellikle basketbol antrenörleri aktif değil direktiftir. Bizler takımla beraber antrenman yapmıyoruz yapamayız da zaten. Tenis oynamayı seviyorum. Yürümeyi seviyorum. Özellikle yaklaşık 1 yıldır Boğaz'da, zaman zaman Belgrad Ormanı'nda, zaman zaman da kendi evimin bulunduğu yerlerde tempolu bir şekilde yürüyüş yapmayı seviyorum. Boş zamanlarımda sinemaya giderim, seyahat etmeyi severim. 2 günüm bile olsa İstanbul dışına çıkıp yeni bir hava almak, yeni şeyler görmek beni çok mutlu ediyor. Hobilerimden biri seyahat etmek diyebilirim.

Antrenör olmadan önce başka meslek düşündün mü?
Kariyer planlamamı gençlik yıllarımda basketbol antrenörlüğü üzerine yapmadım. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde işletme okudum. Bizim bir aile şirketimiz de var yurtdışıyla İtalya'yla iş yapan. O dönemlerde aile şirketinde çalışıp bir gün o aile şirketinin başına geçip yönetim kurulu başkanı olmayı planlıyordum bir taraftan da. Fakat öte yandan; üniversitede işletme fakültesini bitirdim ama, esasen uluslararası ilişkiler okumak istiyordum.

Hep diplomatlara büyükelçilere özenmişimdir. Türkiye'yi yurtdışında temsil etmek isterdim. Benim dedem Türkiye'ye damga vurmuş 1950-60 yılları arasında Adnan Menderes zamanında bakanlık yapmış (Şemi Ergin- Ulaştırma ve Milli Savunma Bakanı) çok ünlü bir politikacıdır. Onun bende etkileri çok fazla. Politik hayata atılmayı hep düşünmüşümdür ama kısmet bizi başka bir platformda Türkiye'yi temsil etme, Türkiye'yi en iyi şekilde tanıtma şansı verdi. Basketbol antrenörlüğü yapmasaydım diplomat olabilirdim. Veya 10 sene evvel bu işten vazgeçmiş olsaydım politikaya atılmak isterdim. Devlet yönetimi üzerinde söz sahibi olmak isterdim. Ama şu an mesleğimde iyi durumda olduğumu düşünüyorum. Bu mesleği de en ileri noktaya kadar götürmeyi düşünüyorum.

Kimbilir belki yine politikaya atılırsın.
Kısmet tabii. Dediğim gibi şu an Ergin Ataman olarak bulunduğum konumdan çok memnunum. Hem Türk spor dünyasında hem de Avrupa ve dünya spor dünyasında. Onun için de işimi getirebileceğim en yüksek yere getirmeyi düşünüyorum.

Beşiktaş taraftarı size karşı tepkili. Neden bıraktınız Beşiktaş'ı?
İnsanlar çok sevdiği ve çok bağlandığı kişiye çok tepki verirler. İnsanlar ayrılıklarda terk edilmiş hissederler ve bir nefret duygusu oluşur. Onun için ben ölçü kaçmadığı, terbiye sınırları aşılmadığı sürece Beşiktaşlıların bu alınganlıklarını saygıyla karşılıyorum. Ama buna profesyonellik de diyemeyeceğim. Ben birçok kişinin düşüneceği gibi profesyonel düşünerek Beşiktaş'tan ayrılmadım. Ben Beşiktaş'tan, sadece basketbol için demiyorum Beşiktaş camiasında emeğin karşılığının alındığını düşünmüyorum. Bu yüzden ayrıldım. Buna en çok üzülenlerden biri bendim. Çünkü geçen yıl bu noktaya gelirken o takımın teknik direktörü olarak, takımın lideri olarak en büyük çabayı sarfedenlerin başında ben geliyordum. Takımın oraya getirilmesinin başında ben vardım. Bundan da çok büyük mutluluk duyuyorum. Beşiktaş camiasının basketbola olan sevgisini, daha basketbol topunu yeni tanıyan Beşiktaş'lı çocukların o salonlara gelip bu coşkuyu tatmasından ben büyük onur ve mutluluk duyuyorum.

Beşiktaş tarihinde ilk defa 3 kupa kaldırdı.
Evet. Ve biz bunları yaparken de dünyada örnekleri olduğu gibi bu yere gelene kadar astronomik paralar harcamadık. Bu başarıyı bir Real Madrid, bir Barcelona veya CSKA Moskova'da yapsaydım doğal karşılanırdı. Ama sonuçta mütevazi bir bütçeyle, Türkiye'nin en büyük takımlarını geride bırakıp (Fenerbahçe gibi, Anadolu Efes gibi, Galatasaray gibi) Türkiye'de şampiyon olmak, Türkiye kupasını kazanmak, belki bir Eruolig oynamıyorduk ama 15 yıl sonra Türkiye'ye Avrupa kupası kazandırmak çok önemli olaylardı.

Gönül isterdi ki; o takım bozulmasın, o takım uzun yıllar Beşiktaş'ta bir ekol olsun. Ama Beşiktaş yönetiminin içinde bulunduğu şartlar, malum klubün durumu yüzünden... Ben burda yöneticileri de çok fazla suçlamak istemiyorum. Belki şartlar bu duruma getirdi. Ve sonunda da ben ayrılmak zorunda kaldım. Ben o dönemde Avrupa'da bir takıma da gidebilirdim. Çok ciddi ve büyük teklifler aldım ama o süreçte hep benim ümidim Beşiktaş basketbolunun devam etmesiydi. Mevcut kadroyu koruyarak bir ümit bekledim. Ümidimin kalmadığı günü gördüğümde de bana çok büyük bir proje sunan Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birtanesi olan Galatasaray'ın teklifini de kabul ettim.

Beşiktaşlılar da ayrılık sebebini senin ağzından duymuş oldular.
Evet ben şunu da görüyorum. Bazı büyük kırgınlıklar, Beşiktaş-Galatasaray maçında yapılan hakaretler hep bunlar olağan şeyler ama çok büyük ölçüde sağduyulu, Beşiktaş'ta yapılanların farkında olan sessiz bir çoğunluk var. Onların da bana karşı büyük sevgi ve saygılarını görmezden gelemem. Beşiktaş-Galatasaray maçından sonra özellikle onlara da teşekkür ediyorum. Bana verdikleri desteklerden dolayı.

SİENA'DAN AYRILMAM EN BÜYÜK PİŞMANLIĞIM OLDU

Spor hayatınızdaki en büyük pişmanlığınız nedir?
Siena'dan ayrılmam. O dönem çok başarılıydım ve belli bir hayran kitlem olmuştu. Ama vatan özlemi yüzünden erken ayrıldığımı düşünüyorum. Kariyerimi Avrupa'da üst seviyeye taşıyabilirdim. Şu an takımımda çok mutluyum. Avrupa'nın en büyük takımlarının birinin başındayım.

Maç sırasında sizi en çok ne kızdırır?
Oyuncularımın mücadele etmemesi veya takım için oynamayan sadece kendine oynayan oyuncu beni sinirlendiririr. Çünkü, takım oyununda başarı hep beraber oynayarak gelir.

En beğendiğin antrenör kim? İlla basketbol olmasına gerek yok...
Aydın Örs'ün yeri bende çok başkadır. Onu hep örnek aldım. Onun disiplini ve çalışma azmi beni hayran etmiştir.

En beğendiğiniz sporcu kim?
Deron Williams, onunla üç ay boyunca çalışma şansısa sahip oldum. Dünya basketbolunun en büyük yıldızlarından bir tanesi, onun çalışma azmi ve disiplini beni kendine hayran bıraktırdı. Bir sürü oyuncu var beğendiğim ancak onunla çalıştığım için Deron Williams.

En çok beğendiğin yer neresi?
İtalya'da Kapri adası beni çok etkiledi. Türkiye'de ise özellikle son yıllarda Alaçatı ve Çeşme benim tercih ettiğim yerler. Yüzmeyi çok seviyorum ve deniz aşığıyım. Alaçatı ve Çeşme'nin hayranıyım.

Kitap okumaya zaman ayırabiliyor musunuz?
Klasiklerden en beğendiğim kitaplar Suç ve Ceza, Sefiller bunları sayabilirim. Mesleğim ile ilgili kitaplar okuyorum. Amerikalı yazarların kitaplarını tercih ediyorum. Liderlik kitaplarını severim.

Kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Şu sıra bazı konferanslara katılıyorum liderlik ile ilgili, kitap yazmak zor iş. Ama zaman zaman düşünüyorum.

Sizi en çok etkiyelen film?
Çok film var ama Cesur Yürek bunlardan bir tanesi.

Tercih ettğiniz bir müzik türü var mı?
Arabesk ve Rock müzik haricindeki her müziği severim. Türk pop müziğini çok dinliyorum. Lounge müzik dinlerim. Klasik müzik hayranı değilim ancak uçak da çok uzun zaman yolculuk ettiğim zaman dinlerim.

Giyim konusunda bir stiliniz var mı? Modayı takip ediyor musunuz?
Takip ederim tabi, spor giyimi daha çok seviyorum. İyi giyinmeye çalışırım, imkanlarım ölçüsünde takip ederim. Moda dünyasında idol ülke İtalya... İtalya modasını takip ediyorum. Kendimle barışık bir insanım, giydiklerimi yakıştırmaya çalışırım.

Unutamadığınız bir maç var mı?
İşin sonunda şampiyonluk olan maçlar çok enterasan, bir tanesi Siena ile aldığımız Avrupa Kupası, Valencia'yı yendiğimiz maç. Bunu unutamam. Efes Pilsen ile Final Four'a kaldığımız maç. Geçen sene Beşiktaş ile play off maçları ve şampiyonluk maçını da unutamam. Tabi kaybedilen maçlar var, EuroLeague final'inde Benetton a kaybetmiştik Siena ile onu da unutamam.

Son bir ay içiersinde 15 kilo verdiniz, bunu nasıl başardınız?
Çok sıkı diyet ve spor yaptım, Şeyda Coşkun'un yönetiminde. Önemli olan karar vermek ve hiç bir sapma yapmadan uygulanan programı bir disiplin içinde çalıştım. Her gün 10 kilometre yürüdüm. Biraz daha kilo vermek istiyorum. Stresli bir mesleğim var. Sahada daha dik ve sağlıklı olmam lazım. Sabah uyandığım zaman su içiyorum sonra yürüyorum. Her gün farklı bir programım var. Yağsız yiyecekler yemeye çalışıyorum. Özel yemeklerim var bir ay içerisinde bunları yiyerek başarılı oldum. Ülkerspor zamanında 8 ayda 30 kilo verdim. Diyet işini bir maç olarak gördüm. 3 ya da 4 kilo verirsem daha iyi olur.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.