X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Manşetlerin efendisi Galatasaray
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Manşetlerin efendisi Galatasaray

  • Giriş Tarihi: 29.1.2013 10:05 Güncelleme Tarihi: 29.1.2013 10:51

Futbol yalnızca fiziki ve taktiksel değil psikolojik ve ekonomik de bir savaş günümüzde... Sadece maç değil, "imaj kazanarak" da kulübünüzün mali gücünü, borsadaki değerini ve ülkedeki tüm futbol dengelerini değiştiriyorsunuz.
Tıpkı önce Sneijder ardından da Drogba transferleriyle G.Saray'ın yaptığı gibi.
Madalyonun iki yüzü var…
• Türkiye'de futbol gündemini belirleyen, en çok konuşulan kulüp artık G.Saray'dır. En yüksek reyting-en fazla tiraj yapan kulüp özelliğini Fenerbahçe'nin elinden almıştır.
"İŞ BİTİRİCİ" F.BAHÇE'DEN, GÖLGEDE KALAN F.BAHÇE'YE…
• G.Saray'ın pazarlık ettiği oyuncuları bir gecede alan, Anelka, Appiah, Ortega, Guiza gibi isimlerle "Bu çöplüğün horozu benim, kimi istersem alacak gücüm ve popülaritem var" mesajı veren Fenerbahçe imajı yerini, "ezeli rakibi ve lig lideri Sneijder ile Drogba'yı alırken, vaat ettiği transferlerin birini bile bitiremeyen kulüp" imajına bırakmıştır. Bu saatten sonra gelecek Belhanda tarzı bir transfer bile bu imaj erozyonunu önlemeye yetmeyecektir.
Yönetici Kiğılı'nın "G.Saray bu parayı nasıl ödeyecek" tarzı açıklamaları ise taraftarın moralini daha da bozmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
• Fenerbahçe "manşetler"den sadece psikolojik ve ekonomik açıdan değil, sportif açıdan da düşmektedir.
Büyük takımlar her sene 5-6 büyük maç oynar. 2 sezondur bunu en çok başaran takım G.Saray'dır…
Bilhassa evindeki maçlarda "patron benim" demektedir.
Mesela Beşiktaş karşısında ilk çeyrek saatte yüzde 70'lik topla oynama oranlarına ulaşarak…
Mesela kaybettiği Fenerbahçe maçlarında bile yaptığı nefes aldırmayan baskıyla…
Mesela senelerce beraberliğe bile hasret kaldığı Kadıköy'den son maçta şampiyonluk çıkararak…
Mesela Şampiyonlar Ligi'nde ümitler kesildiği anda 3'te 3 yapıp gruptan çıkarak…
Mesela Terim'le 44 haftanın 42'sinde ligde zirvede kalarak…

23 NİSAN'DA FORMAYI GİYİP, TAKIMDA KALMIŞ ÇOCUKLAR GİBİ
• Bu durumun nedeni ise açıktır. Büyük maçları büyük oyuncular (ve tabi büyük hocalar) oynar… Kabul edin; yıldızların arenası Fenerbahçe, Kocaman döneminde sıradanlaşmıştır.
Hani biraz abartıyla, kadrodaki bazı isimler (dikkat hepsi değil) 23 Nisan'da bir günlüğüne Fenerbahçe forması giyip sonra bir şekilde takımda kalmış çocuklar gibidir…
Öyle ya… Daha düne kadar duran topların başına Alex, Van Hooijdonk, Rapaiç, Tümer geçerken…
Rakibinde bu görevi Selçuk-Hamit-Sneijder (hatta artık Drogba) üstlenirken…
Fenerbahçe'nin bugünkü frikikçilerine bakmak yeterlidir mesela.

Ama madalyonun bir de öteki yüzü vardır.

• G.Saray'ın izlediği yöntem tam bir bıçak sırtıdır. Takımın gerçek bir sol beki yokken Burak-Elmander-Umut'un yanına maliyeti 10 milyon euroyu bulan Drogba'yı getirmek en yumuşak ifadeyle "risk almaktır".

PORTO 10 MİLYON EURO HARCAYIP AVRUPA'DA ZİRVEYE ÇIKTI
• Ne kadar krizde de olsalar, para saçarak Avrupa devleriyle aşık atmak zordur.
Bunu başaranlar daha ziyade yetenekli oyuncuları bir sistemin parçası yapan, Porto gibi "proje" takımları olmuştur.
O Porto 2004'te en büyük kupayı kazandığında, transfere sadece 10.5 milyon euro harcamıştı. Yarı finalde üstelik Monaco'ya elenen Chelsea ise yaklaşık 170 milyon euro…
Porto'nun ertesi sene transfer geliri ise 50 milyon euoyu buldu, yaptığı 90 milyon euroluk oyuncu satışı sayesinde.
Ya da geçmişin Lyon'u hatta Zico'lu Fenerbahçe...
Ya da parasını ve Cazorla gibi yıldızlarını yitirmesine rağmen, kadro değeri 214 milyon euroyu bulan Zenit'in 3'üncü olabildiği gruptan birinci çıkan çok iyi bir 4-2-3-1 takımı Malaga...
YA YENİ KUŞAKLAR YA DA HAYAL KIRIKLIĞI…
• Sneijder etkileyici ve flaş bir transferdir.
Drogba ise nefes kesicidir!.. Öyle ki onların formasıyla yeni sarı-kırmızı jenerasyonlar yetişebilir.
Ancak olası bir başarısızlıkta, yakın geçmişte yaptığı karşılıksız spektaküler transferlerin bedelini bugün ödeyen Beşiktaş gibi hem maddi hem de psikolojik açıdan ağır bir fatura çıkacaktır.
Düşünsenize mesela, kurtuluşu Semih'in kendini bulmasında arayan, 57 puanın 26'sını kaybetmiş, bir türlü "normalleşemeyen" bir Fenerbahçe'ye lig yarışında geçilmenin yaratacağı travmayı…
Ya kulübün oynadığı bu kumar tutacak ve G.Saray ezeli rakipleriyle makası açacak, ya da yakaladığı psikolojik, ekonomik ve imaj üstünlüğünü, kendi elleriyle teslim edecektir.
Manşet olmak başarının garantisi değildir.
Ve asıl zor olan manşetlerde kalmaktır.
degerlibulent/twitter.com