X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ölümsüzlük için son 6 maç
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ölümsüzlük için son 6 maç

  • Giriş Tarihi: 8.3.2013 10:36

Fenerbahçe, travmatik Beşiktaş mağlubiyeti sonrası, çok konsantre ve organize bir futbolla, Çek temsilcisini evinde avladı...
Çok hayati bir sınavdı. Zira son 8'e kalmak, Fenerbahçe için Avrupa'da tarihi başarı planlarının somutlaşması demek... Sezon boyunca yaşanan krizlerin, ligde yaşanan hüsranın yerini umut ve özgüvenin alması demek.
Evinde çok zor kaybeden, Avrupa Ligi'nde tek yenilgisini deplasmanda son şampiyon Atletico Madrid'e karşı son saniyede alan, Napoli gibi A kalite bir İtalyan takımına yemeden 5 gol atan bir takıma, kendi elinizle verdiğiniz dışında tek pozisyon vermeden bu denli üstün oynamak büyük başarı.

RAKİP BELLİ Kİ TRABZON MAÇINI SEYRETMEMİŞ
* V.Plzen, pek çok eski Sovyet bloğu takımı gibi, tek planlı... Onlarınki kapanıp kontraya çıkmak... B planları yok. Skoru aniden değiştirecek bir yıldızları olmadığı gibi.
Nitekim dün de bu plandan şaşmadılar. Önde basmadan, forse etmeden kendi sahalarında beklediler... Stoperleri ve ön liberoları rahat bıraktılar. Son Trabzonspor maçını izlememişlerdi anlaşılan. Bu anlayışa, Fenerbahçe'nin cezayı kesip makbuzu sileceğin arasına sıkıştırdığından habersizlerdi zira.
Napoli hücum silahlarını sürünce sonuca gitmişlerdi, aynı senaryoyu zorladılar dün de. Karşılarında, ailece gelecek en son takım olduğundan habersizlerdi belli ki...
Atladıkları bir nokta daha vardı: Fenerbahçe, problem çözmekte zorlanabilen ama "uygun koşullarda" problem haline gelen bir takım. Ve düşük tempoda böylesi bir kontrol futbolu tam da o koşulları yarattı...

RAKİBE SAYGININ DOZU BİRAZ FAZLA KAÇINCA…
Baskı altında afallayıp top yapamayan Selçuk ve Mehmet Topal tandemi alan ve zaman buldu. Takım halinde ayağa pas yaptılar, tempoyu kontrol ettiler. Oyunu avuçlarının içine aldılar.
Fenerbahçe'nin daha çok pozisyona girip en az ikinciyi atamamasında üç etken vardı: Yaratıcı orta saha yokluğu, rakibin de alanı iyi parsellemesi ve tabi hocanın "dikkat" uyarılarının oyuncuları biraz fazla pasifleştirmesi.
Rakibe bu kadar saygı da biraz fazla sanki…
Bir başka sorgulanması gereken detay da İnönü'de ilk yarım saat sonrası bu büyük maç refleksini nasıl ve neden yitirdikleriydi...

ÇEKLER, KADIKÖY'DEKİ F.BAHÇE'NİN AYNASI GİBİ
* Çeklerin oynadığı futbolu görünce, Aykut Kocaman muhtemelen ligde kendi evinde yaşanan sıkıntıları anlamıştır. Zira Kadıköy'deki Fenerbahçe'nin aynası gibiydi Plzen... Agresiflikten uzak ve bazen haddinden fazla temkinli...
Oysa derbi vb maçlarda genelde işleyen bu anlayış, beraberliği cepte gören rakiplere karşı sistemi tıkıyor.
Fakat Avrupa bilhassa da Şampiyonlar Ligi pasaportunu almanın yolu da Türkiye için doğru futbolu uygulamaktan geçiyor. Ve hocanın bu kısır döngüye bir çözüm bulması lazım...
* F.Bahçe taraftarı Avrupa'da başarının karşılığı olarak, 10 yıllardır süregelen "yakışıklı futbol" tutkusundan vazgeçmek durumunda kalacak anlaşılan. Zira çok tempolu ve fazla ofansif bir anlayışla, bu düzlemde başarı çok zor... Forse eden, önde basan Galatasaray'ın, Devler Ligi'nde son 3 maçta denge futboluna geçerek yaptığı finiş de bunun kanıtı zaten.

HERŞEYİN ÜSTÜNE SÜNGER ÇEKİLİR
* Taraftar desteği olmadan rövanşı bir kâbus olmaktan çıkaracak skoru cebine koydu Fenerbahçe. Ve aynı konsantrasyon, aynı tok futbol, bu virajı dönmeleri için yeterli olacaktır. Rövanşın sırrı rakibe o çok sevdiği kontra atak ortamını vermemek. Yani ilk golü yememek. Bu maçta bıraktıkları yerden devam etmek yani.
* Avrupa'da gelecek bir başarı, sezon boyu yaşanan travmaları, sıkıntıları unutturacaktır.
Ne Alex krizi, ne "Söyle Samet" parodisi, ne istifa silsilesi ne de yanlış transferler kalır akıllarda...
Haklı ve makul eleştirilerin sahipleri bile ceket ilikler.
Kocaman ve talebelerinin tarih yazıp rüştlerini ispatlamak için önlerinde 6 sınav kaldı sadece.
6 maç sonrası ise ölümsüzlük...

degerlibulent/twitter.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.