X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER F.Bahçe'ye gereken bir yürek bir de beyin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

F.Bahçe'ye gereken bir yürek bir de beyin

  • Giriş Tarihi: 12.8.2013 14:55

Süper Kupa maçı, ligin kâğıt üstünde en güçlü ki takımının yaşadığı sıkıntıları ortaya koyması açısından önemliydi. G.Saray Avrupa'da ön eleme oynamayacak. Ne olursa olsun oturmuş bir sistemi-kadrosu olduğu da düşünülürse, dünkü saha içi arızaları gidermek için henüz vakti var. Üstelik bu takıma daha Burak katılacak.
Ancak haftaya Arsenal gibi bir devle çok kritik bir sınava çıkacak F.Bahçe için aynı şeyi söylemek imkânsız. F.Bahçe özellikle son 2 sezondur ciddi kadro mühendislik hatalarıyla boğuşuyor. 2 Salzburg ve dünkü G.Saray maçları gösterdi ki hem defans hem de ofansta yapısal sorunlar var. Detaylandıralım:
• Her şeyden önce takımın ciddi bir organizasyon sıkıntısı var. Öndeki üçlü, arkalarında bir organizatör, bir beyin varmış gibi oynuyor. Ama yok… Emenike de gelse bu ihtiyaç değişmeyecek. Ve eldeki kadroda oyun görüşü, inceliği, yaratıcılığıyla 3'lü forvet hattını besleyecek tek beyin adayı var: Salih… Ne Baroni ne de başkası... Sadece Salih… Üstelik Baroni -dünkü gibi- dakikalar geçtikçe oyun içinde eriyip gidiyor ve rakip, forvet arkasında açık kalan bu pencereden rahatlıkla sızıyor.

KANATSIZ KANARYA

• Elde neredeyse bir düzine orta saha oyuncusu var. Ancak oyuncu çeşitliliği, adetle ters orantılı… Mehmet Topal'la oynarken, ileri doğru topla mesafe kat edecek, adam eksiltecek bir isimle desteklemeniz lazım. Emre yaşı itibariyle bu görevi eskisi gibi yapamıyor. Daha çok bir derin oyun kurucu, pasör rolüne soyunuyor. Alper ise yetenekten ziyade, pozisyon bilgisi, üretkenlik ve taktiksel zekâ açısından sıkıntı yaşıyor.
• Takımın kanatları yok. Kadro "merkezde yığılmış" durumda. Oyunu açmak için biraz Caner hariç tek bir kanat silahı yok. Bu da F.Bahçe'yi daraltıyor. Hem oyun genişliği anlamında hem de oyun kilitlendiği zaman yaşanan psikolojik çaresizlik açısından…
Eldeki merkez oyuncuları, kanatlara kayıp rakip beklere karşı sayısal üstünlükler kuracak yapıda da olmayınca rakibi "bozacak" organizasyon sıkıntısı doğuyor.
• Orta sahayı dar tutmak, adeta açık gibi oynayan beklere kulvar açmak için özellikle tercih edilebilir. Geçen sezon G.Saray bunun ekmeğini çok yedi mesela. Fenerbahçe de geçen 8-10 sene hep bu tip beklerle oynadı. Topal'la oynayınca, top ayaktayken pratikte 3-4-3'e dönüşür sisteminiz, bu tip hücum bekleriyle.
Ancak o zaman sol bekiniz stoper asıllı Kadlec olmaz… Hasan Ali, bazı eksiklerine rağmen, bu şablonda asıl doğru isimdir. Gökhan'ın bilinen sakatlığı karşısında da kadroya bir tane 'makul standartta' sağ bek katılmaması bir başka kadro mühendislik hatası.

HER ŞEYİ GÖKHAN'A ENDEKSLEMEK…

• Evet, Gökhan Gönül Avrupa çapında bir kanat adamı. Evet, sistem için çok ama çok önemli. Evet, takımı ileri taşımada bir numaralı opsiyon… Ancak 150 milyon euro piyasa değeri olan, geçen sezon Avrupa'da yarı final görmüş bir takımın sistemi, ne kadar yetenekli olursa olsun bir sağ beke endekslenemez.
Endekslenmişse de ciddi bir yapısal sorun var demektir.
• Forvet özellikli 3'lü hatla oynayabilirsiniz. Örneğin Roma'nın sol açıkta kullandığı Vucinic gibi. İlla 2 ortodoks kanat adamı ortalarında bir santrafor diye şart yok elbette. Zaten çoğu takım bunu terk ediyor artık dünyada. Ancak oyunun bazı bölümlerinde ve de iç sahada kapanan rakiplere karşı, çizgiye basacak, karşı takımı açacak bir alternatifiniz olması şart. Örneğin Manchester City, sırf bu eksikliği gidermek için, Navas'ı aldı Sevilla'dan. Fenerbahçe ise aynı tip oyuncu olmasa da biraz olsun genişlik katabilecek Stoch'u kiraladı. Krasic'ten ise bir türlü kurtulamıyor.
• Oyunun hücum tarafındaki sıkıntılar, 3 resmi maçtır çok net görülüyor. Salzburg'a içeride kaleyi bulan şut sayısı 4, gol sayısı 3. Rakibin toplam şut sayısı 3 kata yakın (27-10). Dün akşam Fenerbahçe ilk kornerini 100'üncü dakikada atabiliyor. Eski temposundan uzak, ön alanda alışıldık presi yapmayan, kısacası kötü oynayan G.Saray'ı dahi baskı altına alamıyor. 1-0'dan sonraki pozisyonlar ise daha çok rakibin fazla çekilmesinden sonra geliyor.
• Fenerbahçe bekleyerek oynarken dahi çok fazla pozisyon veriyor. Salzburg'a karşı Volkan ve Alves, dün akşam da Mert'in kahraman olması, oyunun 2 yönlü tıkandığının ve yükün belli oyunculara bindiğinin kanıtı. Fenerbahçe üretemediği gibi savunamıyor da henüz…

BU FİLMİN TEKRARI YOK

Fenerbahçe, gerek ezeli rakibiyle giderek açılan sportif-ekonomik-psikolojik makas gerekse malum sürecin uzantısı olarak içinde bulunduğu durumdan ötürü, bu sezon başarısızlık lüksüne sahip değil. Zaten Ersun Hoca da uyum sorunu yaşanmasın, süreç hızlansın ve netice alınsın diye tercih edildi.

Ondan beklenen, geçmişte örneğini verdiği yüksek tempo ve hücum futbolu… Ancak şu ana kadar görünen o ki oyun felsefesinin temelinde "Ya kaybedersem ne derler" endişesi yatıyor.
Proaktif değil reaktif kalıyor.
Sonuç olarak takım saha içinde bir beyin, saha kenarında da biraz cesaret arıyor sanki…
Unutulmamalı ki camia en azından kazanmaya çalışırken kaybeden yürekli bir takımı 'mazur' görebilir. Kabuğuna çekilmiş, tedbirle korku arasındaki ince çizgide gidip gelen bir felsefeyi ise asla…

degerlibulent/twitter.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.